Disiplinler Arası Arkeolojide Arkeometrinin Kuramsal ve Uygulamalı Boyutları

Arkeoloji artık yalnızca toprağın veya suyun altından çıkan eserleri tanımlayan bir disiplin değil; o eserlerin üretim tekniklerini, kullanım izlerini, kökenlerini ve zaman içindeki değişimlerini bilimsel yöntemlerle çözümleyen multidisipliner bir bilim dalıdır.

Bu noktada arkeometri, bilimsel kazıların vazgeçilmez bir bileşeni olarak öne çıkar. Arkeolojik bilimsel kazılarda jeoloji, fizik, kimya, biyoloji gibi pek çok pozitif bilimlerin yöntemlerini kullanarak elde edilen veriler, arkeolojik buluntuların yorumlanmasında nesnelliği ve kesin doğruluğu artırır.

Popüler bilim çizgisiyle geniş bir okur kitlesine hitap eden Aktüel Arkeoloji Dergisi’nde arkeometri temasının ele alınması, bu disiplinin yalnızca biz arkeologlara ait olmadığını, aksine geçmişi anlamaya ilgi duyan herkes için önemli bir anahtar sunduğunu göstermeye çalıştık. Bilimsel derinlik ile anlaşılabilirlik arasında kurulan bu köprü, arkeolojinin geleceği açısından bizce çok kıymetlidir. Bizler bu sürece sadece biraz ‘Horasan Harcı’ eklemek istedik. Dünya’da arkeometrinin gelişimi 20. yüzyılın ortalarına dayanırken, Türkiye’de bu alan özellikle 1970’lerden itibaren ivme kazanmıştır. Bilimsel analiz tekniklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte arkeometri, giderek kurumsallaşmış ve akademik bir kimlik kazanmıştır.

Dünya ve Türkiye’de arkeometri alanına yön veren pek çok önemli isim vardır. Bu isimleri Arkeolojik kazılara monte etmeyi başarmış hocalarımız vardır. Bu bilim insanlarının çalışmaları disiplinin kuramsal ve uygulamalı çerçevesini şekillendirmiştir.

Arkeometri, arkeolojinin bir alt dalı olmanın ötesinde, kendi yöntem ve kuramları olan bağımsız bir disiplindir. Her kazının kendine özgü buluntuları olduğundan, ihtiyaç duyulan uzmanlıklar da kazılara göre değişkenlik gösterir. Seramik analizi için malzeme bilimciler, organik kalıntılar için biyokimyacılar ya da izotop analizleri için fizikçiler kazı ekiplerinin ayrılmaz parçası olmalıdır.

Günümüzde yürütülen bilimsel kazılarda pozitif bilimlerden azami ölçüde yararlanmak, artık bir tercih değil, zorunluluktur. Radyokarbon tarihlemeden DNA analizlerine, jeofizik yöntemlerden mikro aşınma incelemelerine kadar pek çok teknik, arkeolojik verinin daha doğru yorumlanmasını sağlamaktadır.

Türkiye’de 1970’li yıllarda Keban Barajı kurtarma kazıları kapsamında başlatılan arkeometri çalışmaları, Türkiye’de bu alanın temelini oluşturmaktadır. Bugün artık arkeometri kendi içinde uzmanlık alanlarına ayrılmış, ulusal ve uluslararası sempozyumlarla gelişimini sürdüren güçlü bir bilim dalı haline gelmiştir.

Bu gelişimin sürdürülebilir ve daha ileriye gidip Dünya’daki örnekleri ile yarışabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arkeometriye özel önem vermesi gerekir. Üniversitelerde bu alanın daha çok teşvik edilmesi, projelerin desteklenmesi ve kazı ekiplerinde arkeometri çalışanlara mutlaka yer verilmesi gereklidir. Kazı başkanlarının da ekiplerini oluştururken bu ihtiyacı gözetmesi bilimsel niteliği doğrudan etkileyecektir. Arkeometri, geniş konu başlıklarına sahip bir alan olarak elinizdeki derginin tek bir sayısına sığdırılamayacak kadar zengindir. Bu nedenle kültür mirasının anlaşılmasına katkı sunan herkesin desteğiyle bu sayı başlangıç olarak kabul edilmeli ilerleyen sayılarda farklı uzmanların katkılarıyla eksik kalan diğer başlıkların derinlemesine ele alınması, arkeometrinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Prof. Dr. Ahmet YARAŞ

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER