Doktor Aziz Vlas'ın Mezarı İnanç Turizmine Kazandırılıyor

Sivas Gök Medrese karşısında yer alan Aziz Vlas’ın mezarı ile ilgili çevre düzenleme çalışmalarına Eylül ayının ilk haftasında başlanmıştır. Sivas’ta son yıllarda kültür ve turizm konularında büyük gelişmeler yaşanmaktadır

Sivaslı Doktor Aziz Vlas’ın Mezar Yerinde Yapılan Çalışmalar

Bilindiği üzere uzun yıllarca atıl durumdaki Gök Medrese’nin restorasyonu bitirilmiş ve Sivas Kalesi çevresinde Kale Evleri projesine başlanmıştır. Bu çerçevede; halk arasında Boğaz Evliyası/Göz Evliyası olarak anılan ve İnanç Turizmi açısından büyük önemi bulunan Aziz Vlas’ın Mezarı çevresinde düzenleme projesi geliştirilmektedir. Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin’in direktifleri ile proje çalışmalarına kalabalık bir ekiple başlanmıştır. Uygulama alanının arkeolojik değerlendirmesi; Sivas Müzesi Başkanlığı’nda, Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erdal Eser’in Bilimsel Danışmanlığı’nda gerçekleştirilmektedir. Proje ile Sivas Kalesi, Gök Medrese ve Aziz Vlas’ın Mezar alanı arasında görsel bağlantı ve gelen ziyaretçilerin daha fazla zaman geçirebilecekleri bir alan oluşturulması hedeflenmektedir.

Aziz Vlas

MS 280-316 yılları arasında, Roma dönemi Sebaste kentinde yaşadığı kabul edilen Vlas; bir Erken Dönem Hıristiyan Piskoposu ve şehidi olarak tanınmaktadır.  Burada yaşam öyküsü kısaca tekrar edilecek olmakla birlikte, bir konuya dikkat çekmek gereklidir. Aziz Vlas, Erken Dönem Hıristiyanları arasındadır, bu özelliği nedeni ile hayat hikayesi ya da yaptıkları ile ilgili olarak çok sayıda hikâyenin birikmiş olabileceği beklenebilir. Durum tam tersidir. Aziz’in hayat hikayesi hakkında bilinenler oldukça sınırlıdır. Hıristiyanlığı kabul etmesi ve ölümüne kadar geçen olaylar da çok detaylı olarak bilinmemektedir.

Aziz Vlas’ın kaynaklarda tekrar edilen hayat hikayesi kısaca şu şekildedir : “Yerel zengin bir ailenin çocuğu olarak 280 ya da 283 yılında doğan Vlas, tıp eğitimi alarak doktor olur. Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı günlerde onların acı dolu hayatlarına şahit olur, etkilenerek Hıristiyanlığı kabul eder. Yüzyılın sonlarına doğru, Sivaslı Hıristiyanlar ve Romalı yöneticiler arasında başlayan mücadele sırasında Sivas piskoposu öldürülür ve kilise yöneticisiz kalır. Bunun üzerine halkın ortak kararı ile Vlas, Sivas piskoposu seçilir. Görevi kabul etmek konusunda direndiği ancak ısrarlara karşı koyamadığı da anlatılar arasındadır. Piskopos olduktan sonra, Roma İmparatoru Diocletianus’un (285-305) uyguladığı kıyım nedeni ile Kayseri’ye gider ve Erciyes Dağı’nda bir mağarada keşiş hayatı sürmeye başlar. Burada geçirdiği günler boyunca özellikler hasta hayvanlara şifa dağıtır. Bir gece rüyasında Hz.İsa ile konuşur ve askerlere  karşı koymaz ve Sivas’a getirilir. Yakalanışı ve sonrasında öldürülmesine kadar geçen süre içerisinde askerler, halk ve dönemin Sivas valisi ile yapmış olduğu konuşmaların büyük bölümünün sonradan yapılmış yakıştırmalar olduğunu var saymak mümkündür. Ancak, Vlas’ın, Aziz olarak kabul edilmesi ve önemli bir din büyüğü halini almasına neden olan olaylar örgüsü içerisinde bazı motifler dikkat çekmektedir.

Sivas’a getirilen Vlas, hükümdar tarafından tekrar çok tanrılı inanca dönmesi için uyarılır. Kabul etmeyen Vlas önce bir ağaca astırılır sonra da demir taraklarla işkence edilerek öldürülür. Pikopos Vlas’a ait ölü beden, Elisia adlı bir kadın tarafından alınır, temiz kumaşlara sarılarak sur dibine defnedilir.. Bu olayların 316 yılı Şubat ayının üçüncü günü gerçekleştiği kabul görmüştür. Sivas’ın bilinen ikinci Hıristiyan Piskoposu olan Vlas, 1244’te toplanan Lyon Konsili’nde aziz olarak kabul edilmiştir. Aziz Vlas kültü ise Vatikan tarafından resmi olarak 1564’te tanınmıştır.

Hayatı hakkında bilinenlerin sınırlı olmasına rağmen Aziz Vlas’ı sembolize eden bir iki olay ve durum söz konusudur. Bunlardan ilki boğaz hastalıkları konusundaki başarısına aittir. Kemik veya diken yutan birisinin nefes borusu tıkandığında bunları çıkardığı bilinmektedir. İkinci olay ise fakir ve dul bir kadının küçük domuzunu çalan kurtla ilişkilidir. Hayvanlarla konuşabilen Aziz, kurdu azarlar ve kurt domuzu serbest bırakır. Hayatı ile ilgili üçüncü motif ise demir yün tarakları ile  işkence edilmesidir.  Hayatı açısından önemli olan bu motifler nedeni ile azizler ve melekler listesinde adı geçer ve boğaz hastalıkları, hayvanlar, Yün Tarakçıları ile Yün Tüccarlarının piri olarak anılır.

Kaynak: Prof. Dr. Erdal ESER

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...