Aydın Arkeoloji Müzesi

“İonialılar kentlerini yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurulmuş kentler olarak nitelendirmişlerdir. Ne daha kuzeydeki bölgeler ne daha güneyde kalanlar ile bir tutulamaz. Hatta ne doğusu ne batısı kimisi soğuk ve ıslak kimisi sıcak ve kurak olur”

Herodotos

İşte bu eşsiz coğrafyada yaşayıp gelişen kültürlere ait bir grup eser, zamanın halkevinde koruma altına alınmış ve Aydın Müzesinin çekirdeğini oluşturmuştur. 1950 yılına kadar halkevi bünyesinde korunan bu eserler, aynı yıl hazineye devredilmiştir. Aydın Müzesi 16.02.1959 yılında memurluk olarak kurulmuş, 17.02.1969 yılında Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermeye başlamıştır. Aydın Müzesi, müze binasının tamamlanmasından sonra 23 Nisan 1973 yılında kendi binasında ziyarete açılmış ve 2012 yılına kadar bu binada hizmet vermiştir. İlk açıldığında arkeolojik ve etnografik eserler aynı binada sergilenmiştir. Aydın Müzesi, zaman içerisinde hızla gelişen bölgede devam eden bilimsel kazı ve araştırmalardan elde edilen eserler ve çeşitli yollarla Aydın'da yaşamış uygarlıklara ait eserleri bünyesinde toplayarak eşsiz koleksiyonlara sahip olmuştur. Aydın Müzesi, 40 yıllık yaşamında fiziki ömrünü büyük ölçüde tamamlamış; teşhir salonları, depolar, bürolar ve servis üniteleri, çağdaş müzecilik anlayışı normlarına cevap veremez duruma gelmiştir.

Müze Binası 2000 yılında revize edilse de genişleme şansı bulunmadığından zorunlu olarak yeni bir müze binasının yapım çalışmalarına başlanmıştır.

2012 yılının Ağustos ayında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından ziyarete açılmıştır.

Aydın ili sınırları içerisinde yapılan bilimsel kazılar sonucu açığa çıkan arkeolojik ve kültürel mirasın sergilenmesine yönelik olarak planlanan Aydın Arkeoloji Müzesi, Aydın-Denizli karayolu üzerinde 15 bin 769 metrekare alan üzerinde çağdaş bir müzecilik anlayışı ile kurulmuştur. Teşhir salonları, depolar, laboratuarlar, kütüphane, çocuk etkinlik bölümü, konferans salonu ve geçici sergileme alanları ile diğer hizmet birimlerinin yer aldığı yapı bodrum-zemin-kat olarak inşa edilmiştir. Bahçe düzenlemesinde asma-germe mebran sistemle gölgelemeler yapılmış, açık sergileme alanları oluşturulmuştur. Aydın bölgesinin iklim koşullarına uygun çeşitli ağaç ve yer örtücü bitkilerden oluşan yeşil alanların dışında personel ve ziyaretçiler için oldukça geniş otopark alanı oluşturulmuştur.

Aydın Arkeoloji Müzesi sorumluluk alanında bulunan Tralleis, Magnesia, Alabanda, Nysa Arkaik Panionion, Kadıkalesi (Anaia), Tepecik Höyük kazılarında bulunan eserlerin sergilenmesi esas alınarak planlanan teşhirde yine bölgemizde bulunan Alinda, Amyzon, Piginda, Harpasa, Mastaura, Akharaka, Pygale, Orthosia gibi antik kentlere ait eserler ile müze tarafından yapılan kurtarma kazılarında elde edilen eserlere de yer verilmiştir. Bahçe teşhirinde ise müze sorumluluk alanında bulunan antik kentlerden gelen taş eserler sergilenmektedir.

Aydın Arkeoloji Müzesinin girişinde ziyaretçileri şu dörtlük karşılamaktadır;

Yaşadığın müddetçe dertsiz tasasız ol

Hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme

Hayat çok kısa

Ve zaman her şeye gebedir.

Bu şiir, Tralleisli Seikilios’un eşinin mezar taşına yazdırdığı ve daha sonra 6/8 lik nota ölçüleriyle ezgiye dönüştürülen yaklaşık 2000 yıllık dünyanın en eski yazılı şiiridir. Eser bugün Danimarka’da Kopenhag Müzesindedir.

TEPECİK HÖYÜK BÖLÜMÜ

Bu bölümde yakın zamana kadar antik dönemleri ile tanınan Aydın bölgesinin tarih öncesi dönemlerine ışık tutan ve bu bölgede araştırmalar ve kazılar yapılmadığı için yeterince bilinmeyen Prehistorik dönemleri aydınlatan Aydın İli, Çine İlçesi Karakollar Köyü sınırları içerisinde bulunan Tepecik Höyük Kazılarında elde edilen buluntular sergilenmektedir. Geç Kalkolitik, Eski Orta ve Geç Tunç dönemlerine ait pişmiş topraktan yapılmış idoller, kemik aletler, taş baltalar, çakmak taşı ve obsidiyenden yapılmış ok uçları kesici ve delici aletler ile Geç Tunç Çağına tarihlendirilen üzerinde Hitit hiyeroglif işaretleri bulunan pişmiş toprak mühür baskıları yer alır. Bu mühür baskıları Hititlerin Batı Anadolu’daki varlığını ve etkisini ortaya koymaktadır.

ARKAİK PANİONİON BÖLÜMÜ

Aydın'ın Kuşadası ilçesi Davutlar beldesi, Samson Dağı zirvesinde yer alan Melia antik kenti içerisinde bulunan Arkaik Panionion Tapınağında yapılan kazı çalışmalarında elde edilen buluntuların sergilendiği bu bölümde, Arkaik Döneme ait pişmiş toprak antefiksler, asker heykelcikleri, bronz ok uçları önemli eserlerdendir. Ayrıca bu bölümde Arkaik Panionion Tapınağı ve İon Birliği'nin toplantı salonundan oluşan yapının üçte bir oranında küçültülerek yapılan bir örneği yer almaktadır.

KADIKALESİ (ANAİA) BÖLÜMÜ

Aydın'ın Kuşadası ilçesinde bir höyük üzerinde yer alan Kadıkalesi kazılarında elde edilen buluntuların yer aldığı vitrinlerde Prehistorik Döneme ait pişmiş toprak kaplar, taş baltalar ve ağırşakların yanı sıra çok önemli bir buluntu olan bronz Hitit heykelciği özel bir vitrin içerisinde sergilemektedir. Ayrıca 12. ve 13 yüzyıllara ait sırlı ve bezemeli seramikler çeşitli takılar, bıçak sapları, kemer tokası, fildişi martir (din şehidi), fildişinden yapılmış azize kabartmaları sergilenmektedir. Ayrıca Bizans Dönemine ait kurşun mühür baskıları önemli bir koleksiyonu oluşturmaktadır.

ALABANDA SALONU

Aydın Çine'deki Alabanda antik kenti kazılarında elde edilen çeşitli dönemlere ait pişmiş toprak seramik örnekleri, kandiller, cam eserler, altın taçlar, diademler ve çeşitli takılar sergilenmektedir. Ayrıca Roma İmparatoru Augustus heykeli, ante başlıkları Alabanda'nın önemli eserlerini oluşturmaktadır.

TRALLEİS SALONU

Aydın merkezde yürütülen Tralleis kazılarında elde edilen buluntuların sergilendiği bu salonda Helenistik ve Roma dönemlerine ait Tralleis heykeltıraşlığının en güzel örnekleri sergilenmektedir. Ayrıca pişmiş topraktan yapılmış seramik örnekleri, kandiller, rhytonlar, koku şişeleri, cam eserler, altın diademler, yüzükler, küpeler ve çeşitli takı örneklerinin yanı sıra pişmiş topraktan yapılmış çocuk oyuncakları sergilenmektedir.

Yine Hellenistik Döneme ait pişmiş topraktan yapılmış boyalı Eros heykelcikleri ve üzerinde reenkarnasyon (yeniden doğuş) sahnesi bulunan kremasyon kabı, müzenin en önemli eserleri arasında yer alır. Eser üzerindeki bezeme kuşağında sırasıyla kader tanrıları Moiralar, ölen kişinin ruhu, yer altı ülkesinin tanrısı Hades, yargıçlar ve yeraltı ülkesinin bekçisi üç başlı köpek Kerberos tasvir edilmiştir.

MAGNESİA SALONU

Aydın'ın Germencik ilçesi sınırlarında bulunan Magnesia (Menderes Magnesiası) antik kenti kazılarında bulunan pişmiş topraktan yapılmış kap örnekleri, kandiller, figürünler, çeşitli heykeltıraşlık örnekleri, yüzük taşları, takı örnekleri, kemik ve fildişinden yapılmış eserler sergilenmektedir.

Ayrıca Magnesia çarşı bazilikasında bulunan ve Homeros'un Odysseia'sında geçen Skylla efsanesinin görselleştirildiği Skylla başlıkları, Apollon heykeli ve Metrodoros Hermesi öne çıkan eserlerdir.

NYSA SALONU

Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde yürütülen Nysa antik kenti kazılarında bulunan Roma Dönemine ait mermer büstler, başlar, Nysa Tiyatrosu sahne binasına ait heykeller, kabartmalı steller, yunuslu çocuk heykeli gibi heykeltıraşlık eserleri bu salonda sergilenmektedir.

MOZAİK SALONU

Mozaik salonunda Aydın'ın Yenipazar ilçesinde, Orthosia antik kentinden sökülerek müzeye getirilen mozaik sergilenmektedir. Mozaik MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir Roma villasına ait taban mozaiğidir. Mozaik dört ana pano ve etrafındaki bordürlerden oluşmaktadır.

Bordürlerde çeşitli hayvan figürleri ve geometrik motifler bulunur. Ayrıca Orthosia mozaiği üzerindeki gladyatör figürleri esas alınarak interaktif “Gladyatör Dövüşleri Sahnesi uygulaması yapılmıştır.

TAŞ ESERLER SALONU

Taş eserler salonunda Aydın çevresinde bulunan antik kentler ve yerleşim yerlerinden meydana gelen çeşitli dönemlere ait heykeller, kabartmalar, büstler, başlar, sunaklar ile ölü gömme adetleri ile ilgili müze koleksiyonu içerisinde önemli yeri olan lahitler, ostotekler, mezar stelleri sergilenmektedir.

Ayrıca çobanların ve sürülerin koruyucu tanrısı Pan, şeytani gülüşüyle müzenin öne çıkan eserlerindendir.

SİKKE BÖLÜMÜ

Kronolojik bir sergileme yapılan sikke bölümünde yer alan vitrinlerde Lidya Dönemi, Klasik Dönem, Hellenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans Dönemi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait sikkeler sergilenmektedir. Ayrıca müzenin sorumluluk alanında bulunan antik kentlere ait şehir sikkelerinin yanı sıra dört ayrı define sergilemesi yapılmıştır. Defineler içerisinde MS 40–270 yılları arasındaki 29 imparator ve 9 imparatoriçeye ait gümüş sikkelerden oluşan Kızıldere Roma Definesi nadir bir koleksiyon olarak öne çıkmaktadır. Sikke bölümünde görsel olarak antik dönemde sikke basım tekniği mankenlerle canlandırılmıştır.

KURTARMA KAZILARI BÖLÜMÜ

Bu bölümde müze tarafından yapılan üç adet mezar kurtarma kazısından elde edilen eserler sergilenmektedir.

Aydın Arkeoloji Müzesi giriş bölümünde toplu olarak müzeyi ziyaret eden gruplara 15 dakikalık müze ve ören yerleri ile ilgili sunumun yanı sıra, müze teşhir salonlarında bulunan televizyon ekranlarından 5 dakikalık kısa tanıtımlar yapılmaktadır. Sergilenen ünik eserlerden bir kısmının üç boyutlu görüntülerinin izlenmesine ve kısa bilgi edinilmesini sağlayan interaktif tanıtım uygulaması ile çağdaş ve modern müze konumundadır.

Daha birçok eşsiz eseri bünyesinde bulunduran Aydın Arkeoloji Müzesi sizlerin ziyaretini bekliyor.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Ayasofya

Tapınaktan Kiliseye, Kiliseden Camiye, Camiden Müzeye, Müzeden Bilinmeze…

Ayasofya’yı ister Ortodoks dünyasının simgesi, isterse Fatih Sultan Mehmed’in mirası olarak görelim her iki durumda da bu muhteşem yapının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının en geçerli yolunun, binanın kitlesel ibadete açılmasından değil tam aksine müze kuralları çerçevesinde titizlikle korunmasından geçtiğini belirtmek zorundayız. 

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

SON İÇERİKLER

Latmos'un Küçük Çobanı : Jale Pınar

Son yıllarda Beşparmak Dağları için herkes gibi ben de çok endişeliyim. Çünkü madenler &cced...

Anadolu’ya Saygı Otobüsü Latmos’taydı

Bir Kültür Katliamı : Latmos'a Dokunma

Aktüel Arkeoloji Dergisi, 24 Kasım 2012 tarihin...

Gezginin Gözünden : Gaziantep

Güneydoğu'nun İncisi

Dört nesildir özenle sürdürülen ata mesleklerini sergiley...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız