A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined variable: ub

Filename: core/fonksiyon_helper.php

Line Number: 464

Backtrace:

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/helpers/core/fonksiyon_helper.php
Line: 464
Function: _error_handler

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/controllers/Web.php
Line: 11
Function: findBrowser

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/index.php
Line: 315
Function: require_once

Hititlerin Keşfi Yazılıkaya’nın Kalıpları » Aktüel Arkeoloji

Hititlerin Keşfi Yazılıkaya’nın Kalıpları

Götürülemeyen Hitit Anıtları ve Götürülen Onbinlerce Tablet

Winckler Boğazköy’de Arzawa İmparatorluğu’nun başkentini kazdığını sanıyordu. Ancak Akad dilinde yazılmış mektuplar ve diğer metinler okunduktan sonra Boğazköy’ün Hititlerin başkenti Hattusa olduğu anlaşıldı.

Carl Humann’ın Yazılıkaya’dan kalıbını aldığı ana sahne bugün Pergamon Müzesi, Müze Adası’nda

Sonradan Hititlerin merkezi olarak ün yapacak olan Boğazköy’e yönelik ilgi Charles Texier’in keşfinden itibaren gittikçe artmaktaydı. Ama eski dönemlerde canlı bir trafik ağının ortasında yer alan bu metropol, ulaşım yollarından çok uzaktı ve kendi içinde uyumaktaydı. Ankara’dan oraya ancak 40 saat at sırtında ve 6 günde ulaşılabiliyordu. 1880’de Theodor Mommsen, Carl Humann’ı Ankara Monumentum Ancyranum’un kalıbını almak için görevlendirmişti. Humann bu görevini ancak 1882’de yerine getirebildi. Bu arada Boğazköy’e de uğradı ve Yazılıkaya’dan aldığı kalıpları 11 yük arabasıyla taşıdı. Bunlar sonradan Alman gemisi Calypso ile Berlin müzelerine götürüldü.

20. yüzyılın başlarında Amerikalılar ve Almanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli yerlerinde yapacakları kazılarla ilgili olarak izin alabilmekuğruna Bab-ı Ali’nin eşiğini epeyce aşındırdılar. Amaçları, Fransız Chantre’ın araştırmaları sayesinde 1893’ten beri çivi yazılı tablet vermeye başlayan Boğazköy’de kazı yapma tekelini elde etmekti. O. Puchstein’ın 1.12.1894’te C. Humann’a yazdığı mektup, Chantre’ın Boğazköy’de gizli gizli kazı yaptığını ve tablet bulduğunu duyan Almanların kıskançlıklarını aktarması bakımından ilginçtir. Almanlar böyle bir buluntu yerini asla başkalarına kaptırmak istemiyordu.

Bundan dolayı daha 1894’ten itibaren Berlin Müzeleri, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Boğazköy’de kazı yapabilmek için müsaade alma çabalarına girişmiş, ama o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu toprakları içerisindeki huzursuzluklar ve Ermeni isyanları yüzünden bunu elde edememişlerdi. O zaman Osmanlı sarayındaki aşırı Alman dostluğu ve arkeolojiye meraklı olan Alman imparator Wilhelm’in ağırlığını koyması sonucu nihayet kazı yapma izni Almanlara verilir ve H. Winckler, Osmanlı Müzelerinden müdür yardımcısı Thomas Makridi ile 1905- 1912 (1905, 1906, 1907, 1911-12) yılları arasında kazılar yapar. Türk tarafının sıkça milliyetçilik açısından iddia ettiği gibi bu bir Türk-Alman ortak kazısı değildir. Makridi’nin kazıya katılmasını Osmanlı tarafı kararlaştırmamıştır; “Winckler’in şahsî ricası” üzerine sadece eşlik etmesi için verilmiştir, o kadar! Winckler, onu 1903’teki Sidon kazılarından beri tanımaktaydı ve bir oryantalist olarak kendisini arkadaş ve yerli işbirlikçi olarak seçmişti.

Yazılıkaya kabartmaları C. Texier

Burada kazı yapma olanağını kaybeden İngiliz ve Amerikalılar buralardaki Hitit bölgesi Orta Anadolu’ya sonradan sarkastik olarak “Almanya” diyeceklerdir, çünkü Almanlar buralara kendileri dışında neredeyse hiç kimseyi sokmuyorlardı. Sayce, Ramsay ve Garstang gibi İngiliz oryantalistler olayları ve gelişmeleri uzaktan izleyebiliyorlar ve anında memleketlerindeki kuruluşlara bildiriyorlardı. Kendisi iyi bir Assurolog olan Hugo Winckler’in amacı sadece tablet keşfetmek olduğundan, Boğazköy’ün mimari kalıntılarının kazılmasına ve yayınlanmasına hiç özen gösterilmedi. Çok sayıda, yani 10.000’in üzerinde tablet bulundu ve bunların sadece bir kısmı İstanbul Müzelerinde bırakılırken, iyi korunmuş olanlardan pek çoğu konservasyon ve yayın yapma bahanesiyle Berlin’e kaçırıldı. Bu tabletlerin pek çoğu Berlin’de kaldı.

Kırık dökük olduğundan yayına lâyık görülmeyenler ise o zamanların Doğu Almanya’sıyla yapılan uzun ve gereksiz müzakerelerden sonra 1987 yılında Ankara’ya geri verildi ve şu sıralarda uzun bir gecikmeden sonra yayınlanmaya başlandı. Kırık dökük olduklarından şimdiye dek ben de dahil hiçbir Türk Hititoloğu bunlarla uğraşmadı. Sadece R. Akdoğan ve Oğuz Soysal Berlin’den geri getirilen kırık dökük metin kopyalarını yayınladılar. Boğazköy’de bulunan tabletlerin dili iki adet Amarna metubundan bilinen ve o zamanlara kadar hâlâ Arzawaca olarak tanınan dil ile aynı olduğundan, Winckler Boğazköy’de Arzawa İmparatorluğu’nun başkentini kazdığını sanıyordu.

Ancak Akad dilinde yazılmış mektuplar ve diğer metinler okunduktan sonra Boğazköy’ün Hititlerin başkenti Hattusa olduğu anlaşıldı. Winckler, anında ve yerinde okuyup anlayabildiği Akadca metinlere dayanarak Boğazköy’ün Hattusa ile eşit olduğunu anlamış ve “Dolayısıyla Boghaz-köi Hatii İmparatorluğunun başkenti idi” diye kesin ve tarihin akışını değiştirecek kararını vermiştir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

“Batı Uygarlığı Bir Hellen Mucizesidir” Dogmasını Sorgularken

İLK “BİZ”DEN BAŞLAMALI

“Yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkarılan eserler bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini ifaya başlamıştır. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır”.

SON İÇERİKLER

Kaygılı Bir Bekleyiş

Kovid-19 Salgını ve Arkeolojik Saha

Arkeolojiye meraklı halkın ve kamuoyunun pek az farkında olduğu, a...

Hiyeroglif Luvicesi

Luvicenin kullanımına dair ilk bulgu, MÖ 18. yüzyıla tarihlendirilen ve Kültepe/Kanišli Erken Asur tü...

Hitit İmparatorluğu’nda Luvice

Hitit Kanunlarında pek çok kez bahsi geçen luwili kelimesi, Hattuşa hükümetine bağlı bölg...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız