PHELLOS / ÇUKURBAĞ YOK EDİLİYOR!

Anadolu insanlık tarihinin kilit taşıdır. Anadolu bir mirastır. Anadolu’nun sahip olduğu, binlerce yıllık bir tarihsel zenginlik, ortak kültürel gerçekliktir.

Antalya’nın Kaş ilçesinde, Çukurbağ köyü yakınlarındaki Fellen Dağı yamaçlarında yer alan Phellos antik kenti, tüm ekosistemi, zengin fauna ve florası, kültürel ve tarihsel kalıntıları ile birlikte hızla yok ediliyor.

 

Likçe ismiyle Wehñti, Grekçe Φέλλος olarak bilinen, “Taşlık ülke” anlamına gelen Phellos, MÖ 7. yüzyıla tarihlenir. Önemli bir Likya kenti olan Phellos, çevresindeki dağlık bölgeye hakim, sarp kayalıklara sahip bir sırt üzerinde kurulmuştur. Yerleşim, içkaleyi kuşatan surlarla mükemmel bir koruma altına alınmıştır. İçkalenin altında büyük bir açık alan vardır. Yerleşmenin agorası olarak nitelendirilen bu alanda karşılaşılan mezar anıtlarının oldukça gösterişli ve yüksek kalitede yapıldığı görülür. Arkaik Döneme tarihlendirilen payeli mezar anıtının yanı sıra kentin aristokrat ailelerinin gömüldüğü ev tipi kaya mezarlar, ayrıca agorada gömülme geleneğini kırarak kendine özgü bir gömülme geleneği yaratan beylere ait heroon gibi, 160’ın üzerinde anıt dizisiyle karşılaşmak mümkündür.

Hellenistik Dönemde surlar genişletilerek aristokrasinin yaşam alanı olan teraslı yapılar inşa edilmiş, kamu yapıları ve küçük bir tiyatro eklenmiştir. Bu dönemde Phellos’un limanı olan Antiphellos’a ilgi artmış, Phellos’un ileri gelen zenginleri limanda gösterişli yapılar inşa etmeye başlamıştır. Meclis binası, dükkanlar, agora ve tiyatronun yanı sıra Roma İmparatorluk Dönemi hamamları ve sonrasında inşa edilen kilise bu sürecin devamıdır.

 

Günümüzde Phellos da, Phellos’un bereketli topraklarından elde edilen gelirle inşa edilen limanı Antiphellos da büyük bir talanın içinde. 2021 yılını iş makinaları, kamyonlarla karşılayan Phellos / Çukurbağ yok ediliyor. 

SU EN DEĞERLİ HAZİNEDİR!

Antalya karayolundan Kaş’a doğru ilerlerken Ağullu mevkiinde bir soluklansak iyi olur. Burada etrafında alıcıya çıkmış taş-toprağın yığıldığı, kubbeli ve tipik Osmanlı mimarisiyle yapılan bir sarnıcın dikkatlerden kaçması imkansız. Durumu içler acısı...Köyün içine dağılmış, bahçelere süs olmuş, parçaları devşirilmiş ya da üzerini otlar kaplamış halde sahipsiz duran diğer sarnıçlar, kuyular, su kanalları, yalaklar...

Efsanevî âb-ı hayat yani “ebedi hayat sağlayan” su bir yana, genel anlamda su; diriltici, canlılık kazandırıcı, hayat kaynağı ve varlığın özüdür. Su, en değerli hazinelerin başında gelir. İlk yerleşmeler genelde su kaynaklarına yakın yerlerde oluşmuştur. Antikçağlardan günümüze, tüm toplumlarda olduğu gibi Osmanlı için de vazgeçilmez öneme sahiptir. İslam dünyasında kutsal şehirlerde kuyu ve sarnıçların önemi büyüktür. Günümüzde de hayır işlemek isteyenler çoğu zaman bir su yapısı yaptırmayı tercih eder. 

Osmanlı hükümdarları fetih sonrası ilk su yollarını tamir eder, yeni su yapıları inşa eder, mevcut suları pay ederken adaletli davranmaya dikkat ederdi. Padişahların kanunnameler ile ana hatlarını belirledikleri “su hukuku”nun işleyişinde şeyhülislamdan müftüye, kadıdan su yolcuya kadar pek çok kişi yetki ve sorumluluk sahibiydiler.

Phellos / Çukurbağ Köyü

Bir yandan dünyada tek anavatanı olarak bu bölgeyi seçmiş olan fauna ve florayı kucaklayan, içinde bir de yaklaşık üç bin yıllık bir antik kenti barındıran, kırsal mimarinin en güzel örneklerini, kuru tarımı, arıcılığı ve hayvancılığıyla geleneksel kültürünü hala yaşatan Çukurbağ / Phellos, diğer yandan “köşeyi dönme” "yok edici rant" turizmiyle mücadele ediyor. Çukurbağ'da yaşananlar, Anadolu'nun, binlerce yıllık Anadolu kültürünün nasıl yavaş yavaş yok edildiğini açıkça anlatıyor.

Buradaki kalıntılar tescillendi mi? Gerçek amacı “korumak” olan Koruma Kurulu yok mu bu civarda? Belediye? Diğer kamu kurum ve kuruluşları? STK’lar? Bir uzman? Tüm kalıntılar birer tarihi belgedir. Sadece kalıntılar değil, çevrelerinin de bu kalıntılarla birlikte korunması gerekir. Bu tarihsel dokuyu değerlendirebilecek, niteliğini koruyacağı şekilde kişileri yönlendirebilecek, kültür-çevre-doğa bilinci oluşturabilecek, doğru yönlendirmelerle hataları hiç olmazsa en aza indirebilecek, köyün bilinçsizce yok edilmesine dur diyebilecek bir denetim mekanizması da mı yok?

Foseptik yani lağım çukuru tadilatı ve bahçe duvarı yapma izni alınarak içeri sokulan kepçenin çok daha büyük boyutlarda bir işe giriştiğini, boyundan büyük işlere karıştığını anlamamak mümkün değil!  Ne olduğu bilinmeyen (!) kayalar patlatılmış, yüzlerce yıllık ağaçlar kesilmiş, binlerce yıllık kültürel mirası barındıran toprak tamamen bozulmuş!

Diğer tarafta sağlı sollu hafriyat atıkları, yine parçalanmış kayalar, belki Phellos’un bir kamu binası, belki Phellos’tan kalma bir konutun bir bölümü, belki bir tiyatronun oturma sırası, belki bir tapınağın parçası... belki de “bildiğimiz kaya” gerçekten. Tabelalardan okuduğumuzdan anladığımız kadarıyla su şebekesi yenileme çalışmaları varmış. Yazdan beri de devam ettiğini öğrendik. Peki bu nasıl bir çalışmaymış ki tüm kırsal dokuyu alt üst etmiş, köyü savaş alanına çevirmiş?

Sonradan öğrendik ki yıllardır süren imar planları, imar kararları, imar kararı iptalleri varmış Phellos’ta. Meydanı tiyatro alanına çeviren, basın dahil tüm kamu ve özel kurum ve kuruluşları kendi çıkarları doğrultusunda kullananların yaşam alanı olmuş. Şimdi sosyal medyada yüzleri kızarmadan “zengin” sofralarının fotoğraflarını paylaşıyorlar! Afiyet olsun! Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, atalarımızdan, kendi atalarınızdan, bir dünya mirasından götürdüklerinizi anlatın biraz lütfen!

Çukurbağ'da verimli tarım arazisinin toprağı değiştiriliyor!

Çukurba'ın bağları, bahçeleri... kesilen bademler, tarlaların içinde saklanan pırnal meşeleri. Pırnal meşelerinin gölgesinde koyun sürüleri.

Kırsal mimari örneği ve sedir ambarları...

Antik Dönem kalıntıları...

Çukurbağ'ın bioçeşitliliği... Tahrip edilen kırsal doku.

İnşaat faaliyetlerinin oluşturduğu tahribat...

Çukurbağ'dan Kaş'a inerken görülen betonlaşma da içler acısı... 

Kaş'a hiç hoş gelemedik... 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

İskit Savaşçı Mezarından Önemli Buluntu

Rusya, Voronezh, Ostrogozhsky bölgesinde bir savaşçı mezarını kazan arkeologlar İskit eserleri keşfettiler. İskitler, ...

41500 Yıllık Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu

Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu Avrasya’da Bulunan En Erken Süslemeli Takı Örneği Olabilir. Kolye, güney Kr...

Malazgit’te Türk Devri Eserleri

Müslüman Türklerin Anadolu’yla ilk tanışmalarının genellikle 9. yüzyılda Abbasilerin yaptığı seferler sı...