Prehistorik Mağara Resimleri Bulundu

Bitlis - Adilcevaz'da Prehistorik Mağara Resimleri

Uzun zamandır bu tür arkeolojik kalıntılar üzerinde çalışan Sinan Kılıç’a göre bulunan resimler bölge arkeolojisi için son derece önemli... Ayin amaçlı kullanılmış olduğu düşünülen mağaranın duvarlarına kırmızı renkle dağ koyunu, geyik, yaban sığırı, ana tanrıça ve Güneş’e kurban sunumu gibi sahneler boyanmış.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Sinan Kılıç’ın Van Gölü çevresinde sürdürdüğü tarihöncesi dönem araştırmaları sırasında Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde bir mağarada duvar resimleri bulundu. İlçe merkezinin kuzeyindeki Aktaş Dağı’nın (2493 m) güneydoğuya bakan yamaçlarındaki kireçtaşı kayalıklarında bulunan mağaralardan birinde resimler olduğu yörede arıcılık yapan Osman Yiğit tarafından haber verildi. Bu yer yörede Aliger diye adlandırılıyor. Keşif gezisi Adilcevaz’daki kültür varlıklarının kayıt altına alınması ve tanıtılması amacıyla kurulan Adilcevaz Kültür Sanat ve Turizm Derneği’nin öncülüğünde gerçekleştirildi. Derneğin kurucusu ve başkanı Cumali Birol ve Van Yüzüncü Yıl Arkeoloji Bölümü lisans öğrencilerinden Rubar Yavuz ile birlikte sözü edilen yere gidilerek mağara resimleri yerinde görüldü ve incelendi.

Bölgede daha önce Muaffak Uyanık 1960lı yıllarda Van ve Hakkâri dağlarında çok sayıda kaya resmini (petroglif) kayda geçirmiş ve daha sonra yayımlamıştı. Benzer mağara duvar resimleri bölgede ilk kez Prof. Dr. Afif Erzen’in araştırmaları sırasında, 1970li yılların başında Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yedisalkım/Put köyü yakınlarındaki mağaralarda saptanmıştı.

Uzun zamandır bu tür arkeolojik kalıntılar üzerinde çalışan Sinan Kılıç’a göre bulunan resimler bölge arkeolojisi için son derece önemli... Ayin amaçlı kullanılmış olduğu düşünülen mağaranın duvarlarına kırmızı renkle dağ koyunu, geyik, yaban sığırı, ana tanrıça ve Güneş’e kurban sunumu gibi sahnelerin boyanmış olduğu görüldü.

Mağara duvar resmi türü prehistorik sanat örneklerinin Anadolu’da ve bütün Güneybatı Asya’da pek nadir olduğu biliniyor. Aliger’de bulunan yeni örneklerin Van Gölü çevresinde Orta ve Yeni Taş Çağı (Mezolitik ve Neolitik) ve sonrasının aydınlatılmasında büyük katkılar sağlayacağı anlaşılıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

Ayasofya

Tapınaktan Kiliseye, Kiliseden Camiye, Camiden Müzeye, Müzeden Bilinmeze…

Ayasofya’yı ister Ortodoks dünyasının simgesi, isterse Fatih Sultan Mehmed’in mirası olarak görelim her iki durumda da bu muhteşem yapının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının en geçerli yolunun, binanın kitlesel ibadete açılmasından değil tam aksine müze kuralları çerçevesinde titizlikle korunmasından geçtiğini belirtmek zorundayız. 

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

SON İÇERİKLER

Latmos'un Küçük Çobanı : Jale Pınar

Son yıllarda Beşparmak Dağları için herkes gibi ben de çok endişeliyim. Çünkü madenler &cced...

Anadolu’ya Saygı Otobüsü Latmos’taydı

Bir Kültür Katliamı : Latmos'a Dokunma

Aktüel Arkeoloji Dergisi, 24 Kasım 2012 tarihin...

Gezginin Gözünden : Gaziantep

Güneydoğu'nun İncisi

Dört nesildir özenle sürdürülen ata mesleklerini sergiley...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız