Büyük İskender Sonrasında Smyrna (İzmir)

İzmir Körfezi’nin doğu derinliğinde uygun yerleşim koşulları nedeniyle İzmir Neolitik Çağdan itibaren kesintisiz bir yerleşim tarihine sahip olmuştur. İlk olarak Bornova Yeşilova ve Yassıtepe Höyük, daha sonra Bayraklı-Tepekule Höyük yerleşimlerinin ardından kent, Büyük İskender sonrası bugünkü yerine (Kadifekale-Kemeraltı) taşınmıştır. Yeni kent, yeni yerinde Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin ardından Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde 2 bin 500 yıla yakın bir süre kesintisiz olarak iskân görmüş ve görmeye devam etmektedir.

Smyrna Agorası

İzmirliler başlangıçtan itibaren denizi kucaklamak istemişler ve körfezin kıyısından ayrı kalmak istememişlerdi. Nitekim Kadifekale eteklerinde kurulan kent için de yine bu tercih öne çıkmıştır. Smyrna Agora Bazilikası’ndaki Roma Dönemine ait grafitilerde çok sayıda gemi tasviri ve balık resimleri bulunması İzmirlinin bu tercihinin somut yansımalarıdır. Bu çerçevede hâlâ UNESCO Geçici Miras Türkiye Listesi’nde İzmir: Tarihi Liman Kenti teması ile bulunan İzmir’in bu ve benzer somut kalıntılar temelinde kalıcı listeye girmesine yönelik dosya çalışmaları devam etmektedir.

Önde Smyrna agorası, arkada antik liman (Kemeraltı) ve İzmir Körfezi

Smyrna (İzmir) çevresindeki verimli tarımsal alanları, hemen yanı başından akan Hermos (Gediz) Nehri üzerinden nehir ticaretinin sağladığı olanaklarla Lydia’nın derinliklerindeki ürün çeşitliliğine ulaşması, yakın çevresindeki maden kaynakları, granit-andezit-brej-mermer gibi taş ocakları, körfez kıyısındaki tuz tavaları, deniz ve kara ticaret yollarının üzerinde bulunması ile Batı Anadolu coğrafyasının en önemli liman kenti olarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Antik dönemde kentlerin kuruluşunu bir kahramana veya bir efsaneye dayandırma geleneği sıklıkla görülmektedir. MÖ 4. yüzyılın sonunda Pagos (Kadifekale) eteklerindeki kuruluşu da bu geleneğe uygun olarak Büyük İskender’e dayandırılmıştır. Makedonya Kralı İskender’in Anadolu'da Perslere karşı kazanılan ilk zafer olan Granikos Savaşı’nı takiben Sardes'ten Ephesos'a giden ana yollardan biri üzerinde bulunan Smyrna'ya kısa bir süre de olsa uğramıştır. MS 2. yüzyılda Kentin kuruluş efsanesini kaleme alan Pausanias (Pau.VII, 5), Büyük İskender’in avlanmak üzere geldiği Pagos (Kadifekale) Tepesi eteklerinde, Nemesisler Tapınağı önündeki bir pınarın başında ve bir çınar ağacının altında uykuya daldığını, rüyasında gördüğü iki Nemesis’in (Öç Tanrıçaları) ondan burada bir kent kurmasını ve halkın buraya göç etmesini istediğini anlatır. Yine efsaneye göre, Tanrıçaların bu isteğini duyan Smyrnalılar, bölgenin ünlü kehanet merkezi Apollon Klarios Tapınağı’na danışırlar. Tanrı Apollon Smyrnalılara “Kutsal Meles’in ötesindeki Pagos tepesinde (Kadifekale) oturacak olanlar eskisine göre üç dört kat mutlu olacaklardır.” yanıtını verir. Bu efsane pek çok Roma Dönemi Smyrna kent sikkesi üzerinde canlandırılmıştır.

İmparator Gordianus zamanına ait bir sikkenin arka yüzünde Smyrna'nın kuruluş hikayesindeki Büyük İskender'in rüyası tasvir edilmiştir


Hellenistik ve Roma dönemlerinde kent, mükemmel konumu ve dinamikleri sayesinde kısa zamanda gelişmiş ve Anadolu’nun önemli kentlerinden biri haline gelmiştir. MÖ 1. yüzyılın sonunda Strabon (XIV, I, 37) kentin İskender’in komutanları Antigonos ve Lysimakhos tarafından inşa edildiğini aktarır. Nitekim Kadifekale surlarının bir bölümünde MÖ 4. yüzyılın sonu- 3. yüzyılın başına ait bazı bölümler hâlâ görülmektedir. Strabon, şehri kendi döneminin örnekleri içinde “en güzel olanı” şeklinde betimler. Strabon'a göre Smyrna’nın küçük bir bölümü tepede, büyük kısmı ise tepenin denize doğru uzanan eteklerinde ve düzlükte yer almaktadır. Taş döşeli caddeleri birbirine dik doğrular şeklindeydi ve caddelerinin iki yanında iki katlı portikolar bulunuyordu. Kent ayrıca istenildiğinde kapatılabilen bir limana da sahiptir. Bugün bu antik liman Osmanlı Döneminde dolmuş ve üzerinde hemen herkesin Kemeraltı olarak bildiği dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezi durumundaki “Çarşı” oluşmuştur.

İzmir, Kadifekale'den görünüş

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi, 86. Sayı, “Smyrna Efsanevi Kent”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Roma’da Kölelik

“Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir” olarak tanımlanan “köle” kelimesi, Latince’de ise servus kelimesine karşılık gelmektedir. Romalılar insanları özgürler (liberi) ve köleler (servi) olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Roma hukukunda özgürler de kendi içinde ingenui (doğuştan özgür olanlar) ve libertini (azatlılar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

SON İÇERİKLER

1. Arkeoloji Şûrası İlk Kez Ankara'da Toplanacak

Gaziantep’te kurulan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, 15 – 17 Haziran günleri...

Yedi Uyurlar Efsanesi Hakkında Bir Sentez Denemesi

Yedi Uyurlar Mağarası Kur’an’da 18. Kehf (=Mağara) Sûresi’nin 17. âyetinde geçer. Burada bahi...

“Kültürel Miras ve Arkeoloji, Polonya - Türkiye Arasında Yeni İşbirliği Platformu” Konferansı

Polonya ve Türkiye’den değerli bilim insanları son yılların en büyük arkeolojik keşiflerini gerçekleşt...