Yerel Yönetim, Arkeoloji ve Bir Çağrı

Arkeolojik Kazılar ve Kent Konseyi

Buradan Türkiye’deki tüm kent konseylerinin yürütme kurullarına çağrımdır. Kentinizdeki kültürel mirasa olduğu gibi il sınırları içindeki arkeolojik kazı ve araştırma projelerinin tümüne sahip çıkmanız, onlara destek olmanız, onları düzenli bir şekilde halkla buluşturmanız, elde edilen bilimsel sonuçları düzenli olarak kent halkına mal etmeniz, bu sayede kent halkında farkındalığa yol açmanız kent konseylerinin birincil görevi olmalıdır.

Antandros Kazı Çalışmaları, Fotoğraf: Firdevs Sayılan

Herkesin kabul ettiği gibi ülkemiz kültürel varlıklar açısından son derece zengin. Hemen hemen her kentte birden fazla arkeolojik ören yeri veya tarihi yerleşim var. Bu antik yerleşimlerin varlığı, modern kentlerin de tarihsel geçmişleri açısından birer vitrini durumundadır.

Türkiye’de bilimsel arkeolojik kazı izinleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ruhsat doğrultusunda yapılır. Kazı ruhsatları üniversitelerin arkeoloji veya sanat tarihi bölümlerinden bir öğretim üyesinin başkanlığındaki bir ekibe bir yıl süre ile verilir.

Türkiye’de şu an için kazı alanlarının bulunduğu yerleşimlerdeki yerel yönetimler, bu bilimsel arkeolojik kazıların en büyük destekçileri konumundadır. Kazı ekibi yerel yönetimlerden lojistik desteğin yanında, iaşe gibi pek çok farklı konuda destek alabilmektedir. Her kazının sponsoru olsa bile mutlaka bir şekilde lojistik destek ihtiyacı duyulmaktadır. Ancak yerel yönetimler daha politik mekanizmalar olduğundan bu yardım mekanizması zaman zaman ciddi sekteye uğrayabilmektedir. Bu konuda çokça örneğe rastlanmaktadır. En azından bilim insanlarına meritokrat bir refleksle yaklaşılması kültür işlerinin her alanının her açıdan aşerdiği incelikli işlere kavuşması sağlanabilecektir. Seçilen yerel yöneticiler kültür mirası konusunda her zaman duyarlı da olmayabilirler.

Bu bağlamda başlanan projelerin sekteye uğramaması için yönetmelik gereği kentin resmi ve sivil bütün bileşenlerinden oluşan kent konseyleri üzerinden bu desteğin yapılmasını öneriyorum. Çünkü kent konseyi İçişleri Bakanlığı’nın yasal mevzuatı ile kurulmuş olup kentteki tüm STK’ları bünyesinde barındırmaktadır. Farklı meslek grupları ve birimlerden oluşan Kent Konseylerinin, -merkezden atananlar veya yerelde seçilmişlerden farklı olarak- kendi kentlilerinden olacağından, elbette arkeolojik bilimsel kazı ve araştırmaların olması, var olanların bir şekilde desteklemeleri hatta bilimsel çalışmanın sonuçlarını kent halkına mal etmeleri birincil görevleridir. Çünkü ancak bu şekilde birkaç ay kazı ve araştırma yapan ekipler, kazı alanlarını bölge halkına teslim edip üniversitelerine dönebilirler veya yerelde yaşanan siyasi çekişmelerin içinde olmadan bilimsel çalışmalarına ağırlık verebilirler. Değişik şekillerde destek verdikleri arkeolojik alanlar da ortak eylem birliği sayesinde kazı ekibinin orada olmadığı süreçlerde daha güvende olacaktır.

Son yıllarda Türkiye’de hemen hemen her kentte hatta ilçede genelde yerel yönetimlerin ve STK’ların katkısı ile kent müzeleri açılıyor. Bu gelişme kültürel mirasın korunması ve bir farkındalık yaratmak adına çok olumlu. Ancak bu kurumların toplumla bağlantıları ne yazık ki canlı değil. Zaman içinde yerel yönetimlerin prestij için açmış oldukları bir iki istihdam dışında genelde atıl kalan birimlere dönüştükleri gözlemlenmektedir. Oysa bu kurumların interaktif olmaları, kent halkını değişik etkinliklerle kucaklamaları beklenir. Kent konseylerinin kent müzelerinde daha aktif rol oynamaları, kültürel mirasın korunması ve belgelenmesi açısından kent müzeleri ile kazı heyetlerinin iş birliği içinde olmasını sağlar. Bu durum; kent müzelerinde, kent konseyleri organizasyonunda kazı ekiplerinin kent halkına yeni keşif ve sonuçlarını paylaşması dolayısıyla kültürel mirasın korunmasını da sağlayacaktır. Zaten var olma nedenlerini bir arada hayat geçirmiş olacaklardır. Yani merkezi idarenin alanda görevlendirdiği bilimsel kazı heyetleri, yerel idarelerin kurduğu kent müzelerinde kent konseyinin organizasyonu sayesinde örnek bir model oluşturabileceklerdir.      

Buradan Türkiye’deki tüm kent konseylerinin yürütme kurullarına çağrımdır. Kentinizdeki kültürel mirasa olduğu gibi il sınırları içindeki arkeolojik kazı ve araştırma projelerinin tümüne sahip çıkmanız, onlara destek olmanız, onları düzenli bir şekilde halkla buluşturmanız, elde edilen bilimsel sonuçları düzenli olarak kent halkına mal etmeniz, bu sayede kent halkında farkındalığa yol açmanız kent konseylerinin birincil görevi olmalıdır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Aktüel Arkeoloji Dergisi 81. Sayı - Barajlar ve Kültür Tarihi: Ilısu

Arkeolojik dolgular geçmişin arşivleridir. Bu arşivlerdeki bilgi ancak arkeolojik kazılarla birlikte etkin ve kullanıl...

Türkiye'de Barajlar ve Arkeoloji

PROF. DR. MEHMET ÖZDOĞAN ile SÖYLEŞİ  Kültür varlıklarını tahrip eden bayındırlık projeleri içind...

Ortaçağdan Günümüze Balıkesir

Kuzeybatı Anadolu’da yer alan ve hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyısı bulunan Balıkesir, tarihöncesi döne...