Fitolit Analizleri ve Mikro-Arkeobotanik Analizlerin Arkeolojik Araştırmalara Katkısı

Bitkiler çürüyüp toprağa karıştıktan sonra bile binlerce yıl boyunca iz bırakabilir. Bu izleri oluşturan yapılar, bitki hücrelerinde, hücreler arasında ve hücre çeperinde biriken mikron boyutundaki silika kalıntılar olan fitolitlerdir.

Organik dokular yok olsa bile bu dayanıklı mikroskobik kalıntılar toprakta korunur ve laboratuvarda gerçekleştirilen analizler aracılığıyla tespit edilebilir. Kimi iyi korunmuş örneklerde makroskopik olarak görünmeleri de mümkündür.

Fitolitlerin oluşum süreçlerinde bitkinin genetiği ve fizyolojisinin doğrudan ilişkili olmasının yanı sıra toprak tipi ve yerel iklim gibi çevresel faktörlerin de etkisi vardır. Bitkiler kökleri aracılığıyla topraktan su ve besin alırken, silikayı da çözünmüş halde, yani monosilisik asit formunda, bünyelerine katar. Bu silika, çoğunlukla terleme yoluyla buharlaşma (diğer bir deyişle transpirasyon) ile ilişkili hücrelerde opal silis (SiO₂·nH₂O) olarak çökelir.

Biriken silika, içinde bulunduğu hücrenin şeklini alır ve böylece hücrenin mikroskobik bir kalıbı korunmuş olur. Kelimenin tam anlamıyla “fitolit” Yunanca phyto (bitki) ve lithos (taş) kelimelerinden türemiştir. Dolayısıyla fitolitler, bitki hücrelerinin içinde, çevresinde ya da hücreleri arasında biriken silika kütleleridir.

Fitolitleri arkeolojik açıdan değerli kılan en temel özellik inorganik yapılarıdır. Fitolitler, makro bitki kalıntılarının aksine, yanma ya da suya doygunluk gibi özel korunma koşulları gerektirmez; çoğu doğal tortul birikimde ve arkeolojik bağlamda varlıklarını sürdürebilir. Çok yüksek pH (9’un üzerinde) koşullarında çözünme görülebilse de, genellikle tanımlanabilir silika kalıntıları bırakırlar. Bitkinin organik kısımları zamanla ayrışıp yok olurken, fitolitler toprakta ve arkeolojik sedimanlarda uzun süre bozulmadan kalabilir. Diğer yandan, yanmaya karşı da oldukça dirençlidirler. Çoğu fitolit yaklaşık 700 °C’ye kadar yapısal bütünlüğünü korur ve bazı fitolit morfotiplerinde –biçimsel özelliklere göre tanımlanan tip veya formlarda– bu direnç daha da yüksektir. Bu dayanıklılıkları, onları geçmiş bitki varlığını ve insan-bitki ilişkilerini izleyebilmek için son derece güvenilir mikro kalıntılar hâline getirir…

Devamı: Aktüel Arkeoloji Dergisi 111. Sayı “Görünenin Ötesini Okumak: Arkeolojinin Bilimsel Dili Arkeometri”

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER