Troya Hazineleri: Bir Keşfin, Kaçırılışın ve Miras Tartışmasının Bitmeyen Hikeyesi

Ağustos 1868'de Heinrich Schliemann ile karşılaşması hem Calvert'in hem de Troya kazılarının geleceğini değiştirdi. Zengin bir tüccar olan Schliemann, Homeros'un dünyasını bulmayı hayatının büyük amacı olarak sunuyordu.

Troya, tarih ile söylencenin birbirine en fazla karıştığı yerlerden biridir. Çanakkale Boğazı'nın güney girişindeki bu eski yerleşme, Tunç Çağında Anadolu ile Ege dünyası arasındaki geçiş yollarını kontrol eden önemli bir kentti. Ancak onu insanlığın ortak hafızasına taşıyan, Homeros'un İlyada destanında anlattığı savaş oldu. Akhilleus, Hektor, Paris, Helena ve tahta at gibi figürlerle örülen bu anlatı, yüzyıllar boyunca Troya'yı hem tarihsel bir araştırma alanına hem de ulaşılması gereken bir düşe dönüştürdü.

Antik Çağdan itibaren birçok hükümdar ve gezgin Troya'yı ziyaret etti. Buna rağmen Homeros'un anlattığı kentin tam olarak nerede bulunduğu uzun süre çözülemedi. Araştırmacılar Troya'yı kimi zaman kıyıdaki antik yerleşmelerde, kimi zaman da Pınarbaşı yakınındaki Ballıdağ'da aradılar. Hisarlık Tepe'nin gerçek Troya olabileceği düşüncesi ise 18. yüzyılın sonlarından itibaren güçlenmeye başladı. Bu görüşü sistemli bir araştırmaya dönüştüren kişi, çoğu zaman sanıldığı gibi Heinrich Schliemann değil, uzun yıllar Çanakkale'de yaşayan Frank Calvert'ti.

Troya'yı Gösteren Ama Gölgede Bırakılan İsim

Malta doğumlu İngiliz Frank Calvert, genç yaşta ailesinin yanına Çanakkale'ye geldi. Ailesi bölgede ticaret ve konsolosluk faaliyetleri yürütüyor, aynı zamanda Hisarlık çevresinde arazilere sahip bulunuyordu. Calvert ise asıl ilgisini arkeolojiye yöneltti. Bölgenin coğrafyasını, dillerini ve antik kalıntılarını yakından tanıdığı için Troas'ı ziyaret eden araştırmacıların en çok başvurduğu kişilerden biri haline geldi. Calvert, Hisarlık'ın bir bölümünü satın aldı ve 1865 yılında yaptığı kazılarda önemli mimari kalıntılar ortaya çıkardı. Elindeki veriler, Troya'nın Pınarbaşı'nda değil Hisarlık'ta aranması gerektiğini gösteriyordu. Fakat kazıları sürdürecek maddi güce sahip değildi. British Museum'dan istediği destek de gelmedi.

Ağustos 1868'de Heinrich Schliemann ile karşılaşması hem Calvert'in hem de Troya kazılarının geleceğini değiştirdi. Zengin bir tüccar olan Schliemann, Homeros'un dünyasını bulmayı hayatının büyük amacı olarak sunuyordu. Önce Pınarbaşı'na gitmiş, fakat bölgenin destandaki coğrafi anlatımla uyuşmadığını görmüştü. Çanakkale'de Calvert'le tanışınca Hisarlık'taki buluntuları inceledi ve Troya'nın burada bulunduğuna ikna oldu. Buna rağmen Schliemann, sonraki yıllarda Hisarlık'ı kendi araştırmalarıyla keşfetmiş izlenimi verdi. Calvert'in bölge bilgisi, bilimsel birikimi ve yönlendirmesi giderek arka planda kaldı…

Devamı: Aktüel Arkeoloji Dergisi 112. Sayı “Troya Mitten Gerçeğe”

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER