Sabun Fabrikası

İsrail’in Bilinen En Eski Sabun Fabrikası Necef’te Bulundu

Necef’teki Rahat şehrinde 1200 yıllık bir sabun imalathanesi bulundu. Bedevi şehri Rahat’ta İslami döneme ait 1200 yıllık bir evde bulunan atölye, bilinen en eski sabun yapım yerlerinden biri. Atölyede domuz yağı yerine zeytinyağı kullanılıyordu.

  • Yazar : Ruth Schuster Çeviri : Sibel BOSTANCIOĞLU
  • Tarih : 3 hafta önce

İsrail Eski Çağlar Yönetimi (Israel Antiquities Authority)’nin Rahat kazıları, Güney İsrail.

İslami dönemden zengin bir aileye ait bir evin içinde bulunan bu keşif, dünyadaki en eski katı sabun üretim yerlerinden biri olabilir ve kesinlikle bugün İsrail olan yerde bulunan en eski sabun imalathanesi.

Sabun üretim yeri İslami dönemde zenginliği bilinen güney İsrail’deki Bedevi şehri Rahat’ta bulundu. IAA, kazıları içlerinde yerel Bedevi topluluğunun üyeleri de olan yüzlerce gönüllü ile sürdürdü.

İsrail’de genelde olduğu gibi, bu keşif yeni bir yerleşim yerinin temel çalışmaları hazırlanırken yapıldı.

Kişisel temizlik kavramı ve herhangi bir tür yıkama desteğinin kullanımının tarihi binlerce yıl geriye uzanmakta. M.Ö. 2800 yılına (yani günümüzden 5000 yıl öncesine) tarihlenen, Babillilere ait bir kil silindir üzerindeki çiviyazısı metinde, yağ, odun külü ve su kullanılarak üretilen bir çeşit sabunun yapımı anlatılıyor.

Rahat’taki kazılara yüzlerce genç ve öğrenci katılıyor.

Ancak, “Sabun Tarihi” web sayfası, Babil sabununun yün ve pamuğun kumaş olarak dokunmadan ve heykellerin temizliğinde kullanılmadan önce yıkanmasının aksine, vücut temizliğinde kullanılmış olduğunun kesin olmadığını bildiriyor. “Ancak, bu Mezopotamya karışımının bugün kullandığımız kalıp sabunlardan epey farklı olduğundan emin olabiliriz” diyor, IAA adına kazıların yöneticisi olan Elena Kogen Zehavi.

Bu arada, uzaklarda, Batı ya da Orta Avrupa’da, Keltler de bir çeşit, gene katı olmayan bir sabun yapıyordu, diyor Kogen Zehavi, ayrıca Vikingler ve Romalılar da.

Onları bitmek tükenmek bilmez savaşlarından sonra yüzlerine ve giysilerine bulaşan karşı tarafın kanını sertçe temizlerken düşünmek çok cazip gelse de, Kogen Zehavi bu yapıldığı kesin olarak bilinen sabunun kullanımına dair bir yanlış yorumlamayı düzeltmek istiyor. Aslında bu sabunun nasıl kullanıldığı net değil. “Vücut temizliğine dair antik Roma geleneği vücudu suyla yıkadıktan sonra kokulu yağlar sürünmekti”, diyor, “vücutlarına sabun sürmek değildi”.

Her halükarda, kurban edilen hayvanların yağının Sapo dağı’ndan aşağı akıp tesadüfen kille karışarak sabunu oluşturması ve böylece Tiber Irmağı’nın kıyısında canla başla çamaşır yıkayan antik çağ Romalı kadınlarının sabunun mucidi olması, yerel ölçekte anlamlı sayılabilir, ancak dünyanın geri kalanı için bu geçerli değildi. “Sabun” sözcüğünün kökeni ile ilgili bu öykü epey meşhur olsa da, Kogen Zehavi Keltçede “sabun” anlamına gelen ve muhtemelen “sabun” sözcüğünün gerçek kökeni olan “sipa” sözcüğünü işaret ediyor.

Zamanının Nintendo’su. Rahat’da IAA tarafından gün yüzüne çıkarılan “köpekler ve çakallar” oyun tablası.

Romalıların nefret ettikleri ve korktukları, sinsi vahşi barbarlar olarak tasvir edilen düşmanlarına temizliğin mucidi olma onurunu vermek istememeleri ve çamaşırcı kadınlar efsanesinin bundan çıktığı kesinlikle düşünülebilir.

İlk katı sabun kalıpları 7. yüzyılda Arap kimyacıları sayesinde doğmuş gibi gözüküyor. Uzmanlar, bu sabunların sodyum küllü suyu ile bitkisel ve kokulu yağlar karıştırılarak yapıldığını düşünüyor.

Domuz içermeyen sabun

Babillilere geri dönersek: Ürettikleri sabunda kullandıkları yağ muhtemelen hayvansaldı, ama potansiyel olarak vegan denebilecek, yıkanma amaçlı bir versiyonu MÖ 1550 gibi erken bir tarihte Antik Mısır’da ortaya çıktı. Muhtemelen tamamen vegan sabunlar üretmiyorlardı, ancak o döneme ait Ebers Papirüsü adıyla bilinen bir belgede de tarif edildiği gibi, bitkisel yağları içyağı ile karıştırıyorlardı. Kraliçe Kleopatra’nın kokulu bitkilerle dolu banyolarına dair efsaneler, Antik Mısırlıların temizlik tercihlerine dair kanıtlar arasında.

Yel değirmeni oyunu tablası.

Bildiğimiz gibi, antik Romalılar da halka açık hamamlarda yıkanmayı severlerdi, bu hijyenik alışkanlıklarının birbirlerine parazit yaydığını bilmiyor olsalar da. Korkmayın değerli okuyucular, günümüzde ortak havuzlar bu solucan yumurtalarını öldürecek ölçüde klorlanıyor. Zaten Roma İmparatorluğu’nun sonunu getiren şey bağırsak solucanlarıymış gibi gözükmüyor, toksik olduğunu öğrenmelerine rağmen bolca kurşun kullanmaya devam etmeleri gibi başka sorunları vardı. “Roma İmparatorluğu’nun gerilemesi gibi, Ortaçağda Avrupa’da sabun kullanımı da, ancak ilerleyen yüzyıllarda geri dönmek üzere geriledi”, diyor uzmanlar.

Bu arada kutsal topraklarda yerel halkın “garum” olarak bilinen Roma’nın meşhur çürümüş balık bağırsağı sosu için imalathanelerinin olduğu düşünülürse, sabun imalathanelerinin olduğunu da varsayabiliriz. Rahat’daki 1200 yıllık imalathane bugüne kadar bulunanların en eskisi.

“Yazılı kaynaklardan, katı sabunun M.S.9. yüzyılda icat edildiğini biliyoruz” diyor Kogen Zehavi. “Ama bunun arkeolojik kanıtını bulmamıştık. İslami kaynaklardan, sabun üretiminin 10. Yüzyılda çok fazla olduğunu biliyoruz”.

IAA tarafından sabun imalathanesinin keşfedildiği Güney İsrail’deki Necef’deki Bedevi şehri Rahat.

Ama Avrupa’da, Romalıların ve Keltlerin ürettiği sabunlarla İslam dünyasında üretilenlerin önemli bir farkı vardı. Avrupa’da Müslümanlara yasak olan domuz yağı da içeren içyağı kullanılırken, Müslümanlar zeytinyağı kullanıyorlardı, bu sabunlar daha iyi kokuyordu ve daha kaliteliydi. Domuzlar da sabun yapımından zarar görmüyordu. Rahat’daki bu imalathane bölgedeki en eski zeytinyağı sabunu üretim yeriydi.

İsrail’de, Memlük ve sonraki Osmanlı dönemine ait daha geç örnekler bulunmuştu.

Aslında, kendini medyum ilan eden Uri Geller, Yafa’da satın aldığı bir evin altında Osmanlı dönemine ait bir sabun imalathanesi bulmuş, bunu bir toz yığınının altından psişik güçleri ile bulduğunu iddia etmişti.

Sabun yapmadıklarında…

Katı sabun yapımı ince bir zanaattı ve zengin bir evde bulunmuş olması beklenen bir şeydi. İyi temizleyen, domuz ya da keçi gibi kokmayan ve cildi yakmayan bir sabun belirli ölçülerde zeytinyağı (ya da katı yağ), kalsiyum ve potas ya da potasyum gibi diğer kimyasallar içermeliydi. Sabunun gizli tarifi ve haftalar alabilen üretim süreci aile içinde saklanır ve nesilden nesile aktarılırdı.

Kogen Zehavi, Nablus’da nesillerden beri sır olarak saklanan bir yöntemle sabun üreten bir aileden bir kalıp zeytinyağı sabunu hediyesi aldığını anlatıyor. “Bu sabun lüks mağazalarda ya da Palmolive veya Dove türevlerinde satılan sabunlar gibi gül ya da lavanta kokmuyordu”, diyor, “otantik kokuyordu”.

Kogen Zehavi, tesis civarındaki zeytin çukurlarının gösterdiği gibi, Rahat’da üretilen sabununda zeytin kullanılmış olduğunu ekliyor. Ayrıca, üreticiler civarda yetişen, potasyumca zengin olan, doğal potas içeren salsola bitkisini de kullanmış olabilirler. IAA, kutsal topraklar sabununda bu bitkinin kullanılıp kullanılmadığını belirleyecek kalıntı testleri yapıyor.

Rahat sitesinde bulunan bir diğer bulgu ise, yerleşim sakinlerinin zamanlarının tamamını üretim ve ticaretle geçirmediklerini gösteriyor- en azından bir kısmının. IAA Kuzey Necef Bölgesi arkeologlarından Svetlana Tallis, “Arkeologlar ‘yel değirmeni’ isminde bir strateji oyunu için kullanılan yuvarlak kireçtaşı bir levha buldular”, diyor.

Rahat’ta bulunan 1200 yıllık yel değirmeni oyunu tablasında oynamak.

“Bu oyunun MS ikinci ya da üçüncü yüzyıllar(Roma dönemi) kadar eski zamanlarda var olduğu biliniyordu, ve günümüzde hala oynanmakta” diye belirtiyor.

Bunun yakınında “köpekler ve çakallar” (diğer adı 58 delik) isimli oyun için kullanılan bir diğer oyun tablası vardı. Bu oyun muhtemelen Mısır’da icat edilmiş ve 4000 yıl önce Kıbrıs ve Mezopotamya’nın da içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’na yayılmıştı. İsrail’de, köpekler ve çakallar tablaları antik Megiddo ve Beit She’an’da bulunmuştu. En azından, sabunun tersine, mahcup Romalılar bunu kendileri keşfetmiş gibi yapmak zorunda kalmamışlardı.

EN ÇOK OKUNANLAR

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Kaçakçılık Operasyonu

 İzmir Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Tarihinin en büyük eser kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirilmiş, 65 bin 511 adet tarihi eser yakalanmıştır. 

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

SON İÇERİKLER

Attalia*’lı Athenaeus (Athenaios)

Roma’nın Ünlü Hekimi

Athenaeus’un en az 30 kadar kitap yazdığı rivayet edilir, ...

Perge’li Asclepiades

Halkı Tarafından Çok Sevilen Hekim

Asklepiades, antik cağda şifa arayışı içinde olan ins...

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç &Cced...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız