Duyumsal Hatıra Boşlukları

Çorum merkeze bağlı Karadona köyünde bulunan kerpiç bir ev örneğinde, doku ve ışık etkileriyle birlikte duyumsal hatıra boşluklarını çağrıştırmasıyla köyün güncel durumundan bağımsızlaşmasını görebiliriz.

Bu yapı geçici duygunun bir uzantısı olarak değil geleneksel unsurlarından biriyle tanımlanan ve kartezyen zihin ve kültürel bilincin yansımasıdır. Ve şuan Karadona köyünde yalnızca tek ama sonsuz bir tözü varsaymaktadır. Bu yazı aracılığıyla, mekanın değer olarak görülmesi şeyleri birleştiren ve birbirine bağlayan, ancak kültürde ve zamanda dağılmış olsa da tözlerin paralel nitelikleri olarak kavranır halde “hatıraları” veya “duyumsal” olanı doğrudan kavradığımız ontoloji yeniden hatırlatma yapılmak istenmiştir.

Bu mekandan etkilenerek estetiğin duygusal hatıra alanlarına dair yeniden düşünmeyi başlatmak belki de Spinoza’nın içkinlik ve tekçilik perspektifinden bakarak bir araç olarak kullanmak sürekli oluş süreciyle ilişkiseldir. Çünkü giderek azalan bu yapıların estetiğin duyumsal hatıra boşlukları oluşturduğunu ve yalnızca nostaljik kaldığını görüyoruz.

Belki de bu alan kavramı üzerinden duygulanım durumları yalnızca yerel içselliği yaşamaya karşılık olarak tanımlamak durumundayız. Bu tanımlara dayanarak, geçiş ve değişim durumlarına atıfta bulunmak için yapıyı dışsal gerçeklik ve tekil bir nesne olarak ele almak, birbirini değiştiren ve etkileşime giren estetik alanı bütünsel konu olarak anlaşılmasını sağlayacaktır. Kültürel yaşamla birlikte değişime açık zamansal durumlar ayrıca, geleneksel bir geometri ve organik doğaya, mimariyi dahil etme girişimi olarak düşünülebilir.

Doğa ve şehir birliğinin sürekli bir sistem oluşturduğunu söylemek, doğanın uzantısı ve dönüşümünü dile getirmek olsa da içkinlik yoluyla sürekli değişen ve zamanı sıvılaştıran bir perspektiften bakarak mekânsal sürekliliğin mevcudiyet, hatırlama, yoğunluk, kalıcılık ve reaksiyon gibi belirli kültürel olarak aktarılan anlamını ortaya çıkarmaktır.

Formun estetiği mimari detaylar ve malzemelerle katmanlı bir mekân oluşturmak, yapının tarihini ima eden gerçek mimari unsurlarla doğa-mekân sürekliliği olarak görmek kadar hissederek ve koklayarak sürekli deneyimlemeye teşvik etmektedir. Ve maddeye içkin olan duygulanım varlık olarak etkiler ve edilgen bir varlık olarak oluş halindedir. Bunlar mekân deneyimimiz için basit duyumun işareti değildir. Böylece köydeki mimarinin estetik olan hatıralarla ve duygulanımla örtüşmesi, ziyaretçiler ve sakinleri arasında değiştirilebilir diyaloglar oluşturdukları anlaşılmaya başlamaktadır. Mekân artık var olmayan başka yerden etkilenen ve hala oradaymış gibi zihnin hayal gücüyle ilişkisel bir hatırlama olarak adlandırdığı yerle ilgilidir.

Boşluğun hatırlanan mekânlara sahip olması dokunsal ve açık niyetle en azından hafıza kavramını somutlaştırmak için serin ve karanlık iç ortamı, duygulanımları harekete geçirmiştir. Saman, Ahşap ve Kerpiç estetik bir deneyimle hayal gücüne yapılan vurguyla birlikte, gözden geçirmedir ve nihayetinde yeni bir kültür nesnesi oluşturmanın yansımasıdır. Bu, yeni nesnelerin, kendi başlarına yeni oluşturulmuş ontolojik varlıkların yaratılmasına izin veren bir zamanlar düşleri temsil etmeyen, ancak şuan hafızanın yoğun ve ani etkisine ihtiyaç duymaya zorlayan soyut unsurlar üretmektedir. Duygusal hatıra boşluklarına yanıt verecek karanlık ve ışık kullanarak değişken ve yeni anlatılar oluşturmak ahşabın ve samanın yarattığı doku etkisinden türetilebilmektedir.

Karanlık, eğrisellik, saman, ahşap ve oluşma katmanları, hem içeride hem de tüm farklı açılardan varlık ve yokluk, katı ve boşluk arasında sürekli olarak birbirine ait olmaktadır.

Bu noktada yapılması düşünülen bazı yenilemeler ve ışıklandırma çalışmaları, malzeme ve atmosferine dair anlayışımız arasında aracılık etmek, uzamsal düşünmenin insanların eski kökenini nasıl devam ettirdiğine dair duygusal boşluğun temsili olarak görülmesine dair olacaktır.

Evin şu anki harabe boşluğunun senfonik hisler uyandırması, derinliği, huzur ve dinginliği sağlamış olabilir. Bu doğası gereği algılayana bağlı olarak sürekli bir değişime maruz kalış, yalnızca duygulanımların karşılaşması yoluyla değil kendi imgelerine sahip olarak doğanın ve dokunsallığının bir başkaları üzerinde etkide bulunduğuna dair izlenimlerdir.

Bu evi ayrıcalıklı kılan pek çok durum gibi görselliğin ve aşkın öznelliğine dahil oluşu, onun şuan insani yalnızlığına dair devam eden kültürel ve diğer anlatılarından ibaret olmadığıdır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

İskit Savaşçı Mezarından Önemli Buluntu

Rusya, Voronezh, Ostrogozhsky bölgesinde bir savaşçı mezarını kazan arkeologlar İskit eserleri keşfettiler. İskitler, ...

41500 Yıllık Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu

Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu Avrasya’da Bulunan En Erken Süslemeli Takı Örneği Olabilir. Kolye, güney Kr...

Malazgit’te Türk Devri Eserleri

Müslüman Türklerin Anadolu’yla ilk tanışmalarının genellikle 9. yüzyılda Abbasilerin yaptığı seferler sı...