Roma’da İmparatorluk Propagandasının Sembolü Su: Severuslar Hanedanı Zamanında Küçük Asya Kent Sikkeleri Üzerindeki Yansımalar
Su, İnsanoğlu için gerek beslenme gerekse hijyenik koşulları sağlamada şüphesiz en değerli yaşam kaynağıdır. Bu nedenle, tarihe yön vermiş tüm büyük uygarlıklara ait yerleşimlerin, ilk önce nehirlerin kenarlarında kurulmuş olması bir tesadüf değildir.
- Yazar : Ferit Baz
- Tarih : 2026-03-12 20:54:37
Fırat ve Dicle Nehirlerinin Mezopotamya Uygarlığı; Nil Nehri’nin Mısır Uygarlığı; Indus Nehri’nin Hint Uygarlığı veya Sarı Irmak’ın Çin Uygarlığı’nın oluşumundaki etkisi büyüktür. Antikçağda da kentlerin çoğu ya deniz; ya da nehirlerin kıyısında kurulmuşlardır. Ancak nüfus artınca su ihtiyacı ortaya çıkmış ve suyu kente taşımak için yeni yollar icat etmişlerdir. Özellikle Romalılar bu konuda ustalaşmışlar; bir mühendislik harikası olan devasa büyüklükte su kemerleri ile sarnıçlar inşa etmişlerdir. Romalılar beslenme ve zirai faaliyetlerinin yanı sıra yıkanma amacıyla da hamamlarda suya ihtiyaç duydukları için belki de Eskiçağ uygarlıkları içinde suyu en çok tüketen toplum olmuşlardır. Roma hamamlarının içerisinde spor, kütüphane, sergi salonları vb. gibi çok çeşitli mekanların bulunması ve antik yazarların aktarımlarından ötürü, hamamların Romalıların günlük hayattaki yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olduğunu anlıyoruz. Romalılar hamamları temizlenmenin ötesinde, burada sosyalleşmek ve iş takip etmek için de sıklıkla kullanmaktaydılar. Bugün bizim SPA merkezleri olarak adlandırdığımız yapı ve adlandırmanın kökeni Romalılara uzanmaktadır. Zira SPA sözcüğünün Latince karşılığı “sanitas per aquam” (suyla gelen sağlık). Onların şifayı aradıkları yerler de hamamlardı.
Romalılar çok sayıda hamam veya büyük hamam kopleksleri (thermae) inşa etmişlerdi: Öyle ki sadece başkent Roma’da MS 4. yüzyılda 850 civarında irili ufaklı hamam yapısının olduğu tahmin edilmekte; yaklaşık on adet de thermae adı verilen büyük hamam komplekslerinin varlığı bilinmektedir. Romalılar, farklı kalitelerdeki suyu bugün saptanabildiği kadarıyla kabaca 480 kilometre uzunluğa ulaşan on bir adet su kemeri vasıtasıyla kente getirmişlerdir. Antikçağ Roması’nda su o kadar önemli bir konuydu ki, benzetme yerindeyse Antik Romalıların hükümet kabinesinde su ile ilgili bir “bakanlık” da bulunmakta idi: Curator aquarum olarak adlandırılan bu idarecinin öncelikli görevi kentin su ihtiyacını karşılamaktı. Şu ana değin bu görevi üstlendiği bilinen en önemli tarihsel kişilik yaklaşık olarak MS 1. yüzyılda yaşamış olan Frontinus’tur: Frontinus’u Roma tarihinde önemli kılan şey, onun sadece bu görevi üstlenmiş olması değil, aynı zamanda kaleme almış olduğu ünlü De aquis urbis Romae (Roma Kenti’nin Suları Hakkında) eseridir. Söz konusu bu önemli eserde sadece su tedariğinden bahsedilmemiş, aynı zamanda su ile ilgili yapılan tüm çalışmalar ve suyun kente dağıtılması vb. gibi çeşitli hususlar aktarılmıştır. Suyla ilgili yürütülen çalışmaların izlerini gerek arkeolojik gerekse tarihi kaynaklardan en çok İmparatorluk döneminin başkent Roma’sında sürebiliyoruz. Konumuz Severuslar Hanedanı olduğu için de bu durumu genel hatlarıyla ele almakta fayda bulunmaktadır…
Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 109. Sayı Paranın Hafızası Antik Çağda Kült ve Propaganda
EN ÇOK OKUNANLAR
Altınlarla Donatılmış Trakyalı Savaşçı Mezarı Bulundu
Arkeologlardan oluşan bir ekip, Bulgaristan'ın Topolovgrad kenti yakınlarındaki Kapitan Petko Voyvoda köyünde çok heyecan verici bir keşifte bulunarak, Trakyalı bir savaşçının mezarını ve altından oluşan pek çok eseri ortaya çıkardı.
- Trakyalı
- Trak
- Savaşçı
- Süvari
- Mezar
- Altın
- Yüzük
- Hançer
- Zırh
- Hazine
- At
- Bulgaristan
- Thracian
- Thracian
- Warrior
- Cavalry
- Tomb
- Gold
- Ring
- Dagger
- Armour
- Treasure
- Horse
- Bulgaria
- Arkeoloji
- Tarih
- Sanat
- Sanat Tarihi
- Antik
- Kültür
- Medeniyet
- Archaeology
- Archaeological
- History
- Art
- Art History
- Heritage
- Culture
- Civilization
- Haber
- Gündem
- Güncel
- Aktüel
- Arkeolojik Haber
- Archa
Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu
Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.