A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined variable: ub

Filename: core/fonksiyon_helper.php

Line Number: 464

Backtrace:

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/helpers/core/fonksiyon_helper.php
Line: 464
Function: _error_handler

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/controllers/Web.php
Line: 11
Function: findBrowser

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/index.php
Line: 315
Function: require_once

Hititlerin Kısa Tarihi » Aktüel Arkeoloji

Hititlerin Kısa Tarihi

Anadolu uzun yıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetler arasında Anadolu’yu siyasi bir çatı altında ilk birleştiren ise Hititlerdir. Hitit Devleti’ni anlatmadan evvel, Anadolu’nun Hitit Devleti’nden önceki yapısına bakmak faydalı olacaktır. Hititlerden önceki dönemde Anadolu’da siyasi birlik yoktu ve kent devletleri vardı.

Assur Ticaret Kolonileri Çağı olarak adlandırılan bu dönemde, Assurlu tüccarlar Mezopotamya’dan Anadolu’ya gelip yerli halkla ticaret yapmaya başladılar. Anadolu’dan dönemin önemli metallerinden olan bakır alırken, Assur Ülkesi’nden de altın, gümüş, değerli taşlar ve kumaşlar getirdiler. Dönemin en büyük ticari merkezi bugün Kayseri’de yer alan Kaneš şehriydi. Kaneš dışında ayrıca Purušhanda ve Hattuš gibi önemli ticaret merkezleri de vardı. Anadolu’nun çivi yazısı ile ilk karşılaşması yine bu dönemdedir.

Hititlerin MÖ 1650’de tarih sahnesine çıkması I. Hattušili ile başlar. I. Hattušili tahta çıkıp Hattuša’yı Hitit Devleti’nin başkenti yaptıktan sonra öncelikle Kuzey Suriye’deki Alalah şehrini ele geçirdi. Sonrasında bir süreliğine batıya dönüp Arzawa Krallığı üzerine yürüdüyse de, doğuda Hurriler ayaklanınca, Anadolu’nun güneydoğu bölgelerine yeniden sefer düzenlemek zorunda kalmıştır. I. Hattušili’nin annallarında kendisini Fırat Nehri’ni geçen efsanevi Akkad Kralı Sargon’a benzetmesi ilginçtir. I. Hattušili’den sonra kendisine karşı komplo kurduğu gerekçesiyle, kız kardeşinin oğlu yerine torunu I. Muršili’yi veliaht olarak atar. I. Muršili tahta çıktığında I. Hattušili’nin ayak izlerini takip eder ve askeri seferlere önem verir. Kuzey Suriye’ye sefer düzenlediği zaman Halpa (Halep) kentini ele geçirir. Buradan yönünü Babil Krallığı’nın başkenti olan Babil’e çevirir ve şehri fetheder. Hititler Babil’deki Hammurabi’nin hanedanlığını bitirmekle kalmadılar, aynı zamanda Babil şehrini de yağmaladılar. Başkent Hattuša’dan uzak bir coğrafyada bulunmak kralın merkez Hattuša’daki ağırlığını kötü yönde etkiledi. Yaklaşık olarak MÖ 1595 sıralarında, I. Muršili Babil seferinden dönerken oğlu Zidanta ve kayınbiraderi I. Hantili tarafından öldürülür.

  1. Muršili’den sonra Hitit Devleti’nde siyasi istikrarsızlık baş gösterir. Tahta I. Hantili geçer. Sonrasında I. Muršili’nin oğlu Zidanta, Hantili ve çocuklarını öldürerek Hitit tahtının yeni sahibi olur. Zidanta ise kendi oğlu Ammuna tarafından öldürülür. Ammuna sonrasında, soyağacını bilmediğimiz Huzziya tahta geçer. Taht kavgalarıyla dolu söz konusu dönem, genel olarak “Kargaşa Dönemi” olarak adlandırılmaktadır. Huzziya’nın kız kardeşinin eşi olduğunu bildiğimiz Telipinu, Huzziya’nın onu ve eşini öldürme girişiminde bulunacağını öğrenince Huzziya ve kardeşlerini sürgüne gönderir. Huzziya ve kardeşlerini öldürmeme sebebini ise kendi adını taşıyan Telipinu Fermanı’nda Onlar bana kötülük yaptılar ama ben onlara kötülük [yapmayacağım], şeklinde ifade eder. Ayrıca sözü geçen fermanda taht kavgalarını önlemek amacıyla tahta çıkacak varisin nasıl seçileceğine dair bir düzenleme getirir. Telipinu fermanında yer alan bilgiye göre yeni kral seçimi şu şekilde gerçekleşecektir: Tahta geçmesi için öncelikle kraliçeden doğan erkek çocuğu seçilecek, eğer kraliçenin oğlu yoksa ikinci eşten doğan erkek çocuğu o da yoksa kraliçeden doğan kız çocuğunun eşi Hitit tahtına oturacaktır.

Telipinu’dan sonra tahta çıkış sıralamasına düzen gelse de, bu durum çok uzun sürmez. Telipinu’nun ardından Hitit Devleti tekrar istikrarsız bir döneme girer. I. Muwatalli’nin öldürülmesinin ardından tahta çıkan I. Tuthaliya döneminde ise Hitit Devleti yeniden güçlenmeye başlar ve uluslararası siyasette önemli bir rol oynar. I. Tuthaliya başa geçtiğinde Anadolu’da yeniden Hitit hakimiyetini yaymak için öncelikle Batı Anadolu’ya sefer yapar ve buradan zafer ve ganimetle ayrılır. Kuzeydeki Kaškalar üzerine sefer yapıp onları da yenilgiye uğratır. Ülkede baş gösteren siyasi istikrarsızlık sonucu, Išuwa ve Halpa Hitit Devleti topraklarından kopmuştur, bu bölgeleri yeniden Hitit topraklarına dahil eder. I. Tuthaliya’dan sonra başa geçen I. Arnuwanda Kaškalara karşı sefer düzenlese de tam anlamıyla başarılı olamaz. I. Arnuwanda’dan sonra tahta geçen Hitit kralları zamanında ülkedeki asayiş iyice bozulmuş ve batı, kuzey ve doğudaki Hitit topraklarının büyük çoğunluğu kaybedilmiştir. I. Šuppiluliuma, babası Hitit Kralı II. Tuthaliya’nın yanında büyük askeri başarılar göstermiştir. Buna rağmen II. Tuthaliya’nın veliahtının I. Šuppiluliuma değil, III. (Genç) Tuthaliya olduğu bilinmektedir. Yazılı belgelerden anladığımız kadarıyla, III. Tuthaliya tahta çıkıp Hitit Devleti’nin Kralı olduysa da, bu durum çok uzun sürmez ve kendisi kardeşi I. Šuppiluliuma tarafından öldürülür.

 

  1. Šuppiluliuma, MÖ 1350 civarlarında tahta çıktığında, öncelikle batıda bulunan Arzawa Krallığı üzerine sefer yapıp yener. Sonrasında kuzeye dönüp Kaškaları yenilgiye uğratır. Hitit Ülkesi’ndeki kaos ortamı tamamen son bulur. Mittani Krallığı’ndaki taht kavgaları ve Mısır Ülkesi’ndeki din değişikliği nedeniyle bu bölgelerde siyasi istikrarsızlık yaşaması gibi karışıklıklardan yararlanıp başarılı bir dış politika güderek Mittani Krallığı’nı Hitit vassal (bağlı) krallıkları arasına dahil eder. Dönemin önemli merkezlerinden olan Kargamıš kentini alarak buraya oğlu Šarri-Kušuh’u (Piyašili) kral olarak yerleştirir. Aynı şekilde Halpa (Halep) kentine de oğlu Telipinu’yu kral olarak atar. Hitit Devleti’ne bağlı olan krallıklar ile diplomatik ilişkilerini güçlendirmek için, kızını Mitanni Kralı ile ve diğer kızını Arzawa Kralı ile, kız kardeşini ise Azzi-Hayaša kralı ile evlendirir. Kendisi ise, dönemin önemli krallıklarından olan Babil’in Kralı II. Burnaburiaš’ın kızı ile evlenir.
  2. Šuppiluliuma’nın oğlu II. Muršili, babasının icraatlarını yazdırmıştır. Bu sayede I. Šuppiluliuma’nın hükümranlık süresince yaptıklarını önceki krallara göre daha ayrıntılı öğrenebilmekteyiz. Sözü geçen metinde, Mısır Kraliçesinin I. Šuppiluliuma’ya Kargamıš kuşatması sırasında bir mektup göndererek, Kocam öldü. Oğlum yoktur. Senin ise birçok oğlun olduğunu söylüyorlar. Bana oğullarından birini verecek olursan, o kocam olabilir. Hizmetkarlarımdan birini alıp onu hiçbir zaman kocam yapmak istemem! şeklinde oğullarından biriyle evlenmek istediğini yazar. Dahası Hitit Kralı mektubun verdiği şaşkınlıkla Hayatım boyunca böyle bir şey asla başıma gelmedi! diyecek ve konuyu detaylı bir şekilde araştırması için elçisini Mısır Ülkesi’ne gönderecekti. Olayın doğruluğu ispat edildiğinde, I. Šuppiluliuma, oğlu Zannanza’yı Mısır Ülkesi’ne kral olması için yollar ama Zannanza yolculuk sırasında öldürülür. I. Šuppiluliuma, oğlunun ölümünden Mısırlıları sorumlu tuttuğu için Hitit-Mısır arasında gerilim had safhaya ulaşır. Hitit Kralı bu nedenle Suriye’de bulunan Mısır topraklarına sefer düzenler. Yaklaşık bu tarihlerde Hitit Ülkesi’nde baş gösteren veba salgını belki de bu seferden getirilen sivil esirler ile başlamıştır. I. Šuppiluliuma zamanında Hititler en geniş sınırlarına ulaşmış ve komşu krallıklar ile politik ilişkilerini de önemli ölçüde arttırmışlardır.
  3. Šuppiluliuma’dan sonra yerine veliaht prens olarak atadığı oğlu II. Arnuwanda tahta geçtiyse de kendisi muhtemelen salgın hastalık nedeniyle fazla hüküm süremeden ölür. II. Arnuwanda’nın yerine kardeşi II. Muršili tahta geçer. II. Muršili kendisinin çocuk yaşta tahta geçtiğini ve bu sebeple komşu devletlerin onu kral olarak önemsememelerini, icraatlarını anlattığı annal metinlerinde Şimdi babasının tahtına oturan ise, o (bir) çocuktur. Hitit Ülkesi’nin topraklarını ve Hitit Ülkesi’ni koruyamayacak ifadesiyle anlatır. Babası ve ağabeyi zamanından beri süren salgın hastalık, II. Muršili zamanında da devam etmektedir. Kral, tanrılara Hitit Ülkesi’ni bu hastalıktan kurtarması için bir dizi dua yazdırır. II. Muršili sadece dış güçlere karşı mücadele etmek zorunda kalmamıştır. Babası I. Šuppiluliuma’nın eşi olan Tawananna’nın sarayda nüfuzunu arttırması, bir dizi saray entrikasında yer alması ve eşi Gaššulawiya’yı kara büyü yapıp öldürmesi bu mücadelenin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. II. Muršili kraliçeye dava açıp bu suçlarından dolayı sürgüne gönderilmesini sağlar.
  4. Muršili saray içerisindeki huzuru sağladıktan sonra, kuzeyde yer alan Kaškalar üzerine sefer yapıp, batıdaki Arzawa Kralı Uhhaziti üzerine sefer düzenler ve Uhhaziti Ahhiyawa Krallığı’na kaçar. Hitit kralı, Arzawa Krallığı’nı Mira, Hapalla ve Šeha Nehri Ülkesi olmak üzere üçe bölüp, Hitit Krallığı’na bağlar ve her bir devlet ile ayrı ayrı antlaşma imzalar. Daha sonrasında yönünü güneye çevirip Kuzey Suriye’de bozulan Hitit nüfuzunu güçlendirir ve bölgede yer alan Amurru ve Ugarit Krallıkları ile yapılan antlaşmaları yeniler. Ayrıca Azzi-Hayaša Krallığı ile de yeni bir antlaşma imzalar. II. Muršili kendisi ve dönemi ile ilgili en geniş bilgiye sahip olduğumuz ve en çok yazılı belge bırakan Hitit krallarından biridir. Sadece kendi yaptıklarını değil, metinlerde babasının icraatlarını da anlatması sebebiyle günümüz bilim insanları tarafından “tarihçi kral” olarak anılmaktadır.
  5. Muršili’nin vefatı sonrasında tahta MÖ 1290 sıralarında oğlu II. Muwatalli geçer. Olası bir Kaška tehlikesini önlemek amacıyla kardeşi III. Hattušili’yi Yukarı Ülke’ye yönetici olarak gönderir. O sıralarda Mısır Ülkesi eski gücünü yeniden kazanmaya başlar ve Suriye bölgesini yeniden kendine tabî kılmak için Hititlerin sahip olduğu topraklara akınlar düzenleyerek söz konusu toprakların bir kısmını alır. Suriye toprakları için iki taraf arasındaki ilişki oldukça gergin bir hal alır ve savaş kaçınılmaz olur. İki ordu Kadeš mevkinde karşı karşıya gelir. Yapılan savaşın sonucunda galip çıkan Hititler, Suriye toprakları üzerindeki gücünü muhafaza ederler. Savaş sırasında Mısır Firavunu II. Ramses’in yanında yer alan Amurru kralı Bentešina, savaş sonrasında Hitit Ülkesi’ne sürgüne gönderilir.
  6. Muwatalli’nin Hitit başkentini Hattuša’dan günümüzde henüz yeri belli olmayan Tarhuntašša kentine taşıdığı bilinmektedir. Başkentin yerinin değişmesi ile ilgili muhtemel Kaška istilaları ve Mısır ile yapılacak savaş öncesinde bölgeyi daha yakından takip etme gibi sebepler ileri sürülmüş olsa da, kesin nedeni hala belirsizliğini korumaktadır. II. Muwatalli’den sonra yerine oğlu Urhi-Tešup (III. Muršili) ülkenin başına geçer. Kısa süren hükümdarlık döneminde en önemli icraatı olarak Hitit başkentinin yeniden Hattuša’ya taşınması sayılabilir. Hattušili, Urhi-Tešup’un II. Muwatalli’nin ikinci eşinden olması sebebiyle tahtta hakkı olmadığını ileri sürüp Urhi-Tešup’u tahttan indirir ve kendisi yaklaşık MÖ 1267’de öz yeğeninin yerine kral olarak tahta oturur. Urhi-Tešup ise önce Nuhašše Krallığı’na daha sonra da Mısır Krallığı’na kaçar. III. Hattušili, Urhi-Tešup’un kardeşi Kuruntiya’nın ise kendi tarafında olmasını sağlamak amacıyla, Tarhuntašša’da kral yapar. Güç kazanan Assur tehlikesine karşı müttefik arayışı, Hitit ve Mısır ülkeleri arasındaki ilişkide düşmanlığın yerini dostluğa bırakmasına sebep olur. Hitit Ülkesi ile Mısır arasındaki ilişki, III. Hattušili’nin kızını II. Ramses’e eş olarak vermesiyle daha da kuvvetlenmiştir.

III. Hattušili savaştan ziyade diplomatik ilişkiler vasıtasıyla Hitit Krallığı’nı güçlendirmeyi seçmiştir. Amurru kralı Bentešina ile kızı Gaššulawiya’yı, oğlu Nerikkali’yi ise Amurru kralının kızı ile evlendirip Amurru kralı ile antlaşma imzalar. Kendisinden sonra tahta geçecek oğlu IV. Tuthaliya’yı ise Babil Kralının kızı ile evlendirir.

  1. Tuthaliya MÖ 1240’ta tahta geçtiğinde, kardeşi Hešni tahtı ele geçirmek için IV. Tuthaliya’ya karşı bir komplo kurduysa da Hitit Kralı bu durumu başarılı bir şekilde engellemiştir. IV. Tuthaliya babası döneminde Tarhuntašša Kralı Kuruntiya’nın aldığı imtiyazlara yenilerini eklemiş ve bunları bir tunç tablete antlaşma olarak yazdırmıştır. Aynı şekilde Amurru kralı Šaušgamuwa ile de bir antlaşma yapar. Hitit Kralı böylelikle aynı zamanda Hitit tahtındaki varlığını güvence altına almaya çalışmıştır. Hitit Devleti’nin Amurru Ülkesi ile yaptığı bu antlaşma ile, Assur Devleti’ne karşı bir ticari ambargo uygulaması önemlidir.

Babası gibi IV. Tuthaliya da Mısır ile iyi ilişkilerini devam ettirme niyetindeydi. Bu amaçla kız kardeşini II. Ramses ile evlendirmek üzere Mısır Ülkesi’ne gönderdiğini biliyoruz. Assur Krallığı’nın başına I. Tukulti-Ninurta geçtiğinde, Hanigalbat’ın Hititlere ait kısmına saldırır. IV. Tuthaliya ordusuyla birlikte bu bölgeye geldiyse de, Assur Kralı tarafından geri püskürtülmüş ve Hanigalbat kaybedilmiştir. Bununla beraber IV. Tuthaliya’nın başarılı icraatları da olmuştur. Hitit Kralı, Alašiya Krallığı’nı yeniden Hitit Devleti’ne bağlar ve batıda çıkan isyanları bastırır. Anadolu’da birçok farklı yere kaya kabartmaları yaptırmıştır. Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı da bu dönemin en önemli eserlerinden biridir.

  1. Muwatalli’nin oğlu Kuruntiya’nın da Hitit tahtına oturduğunu ispatlayan veriler mevcuttur. Bununla beraber bu konu hala tam olarak kesinlik kazanmamıştır. Sonrasında III. Arnuwanda tahta geçmiş, lakin hüküm süresi oldukça kısa sürmüştür. Daha sonrasında ise tahta kardeşi II. Šuppiluliuma geçmiştir. Kendisi Kargamıš Kralı Talmi-Tešup ile antlaşma yapmıştır. Güney ve kıyı bölgelerindeki deniz kavimleri sebebiyle siyasi istikrarsızlık yaşandığı için Hitit kralı bölgeye sefer düzenlemiş ve Alašiya’da zafer kazanmıştır. II. Šuppiluliuma Hititlerin son kralıdır. MÖ 1200 civarında Hitit Devleti tarih sahnesinden çekilmiştir.

Hitit Devleti’nin çöküşüyle ilgili yapılan araştırmalarda Hattuša’da yer alan binaların nizamlı bir şekilde boşaltıldığı gözlemlenmektedir. Bu süreçte iklim değişikliği yaşanması ve büyük bir kıtlık olması ekonomik düzenin sonunu hazırlamıştır. Deniz kavimleri sebebi ile de sosyal yapının değiştiği gözlemlenmektedir. Bahsedilen nedenler, Anadolu’yu tek çatı altında toplamış olan Hitit Devleti’nin sonunu getirmiştir.      

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

“Batı Uygarlığı Bir Hellen Mucizesidir” Dogmasını Sorgularken

İLK “BİZ”DEN BAŞLAMALI

“Yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkarılan eserler bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini ifaya başlamıştır. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır”.

SON İÇERİKLER

Karlar ve Karca

Mısırlı firavun Psammetichus I Mısır üzerindeki gücünü garanti altına almak için askeri yardıma ihti...

Likler ve Likçe

Likçe yazıtlar, 19. yüzyılın başlarında ilk kez yeniden keşfedildiğinde, bu yeni dil oldukça kafa karıştırıc...

Lidya Halkı ve Lidce

Lidce, 150 yılı aşkın bir süredir bilinen bir dildir. 19. yüzyıl kâşifleri, bu dile ilişkin ilk belgeleri toplamış anca...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız