Arama Sonuçları

İstanbul’daki Bizans Mezarları

Bu yazının konusunu oluşturan ve Bizans dönemi diye anılan dönem aslında hiç var olmamıştır. Zira Osmanlı fethine kadar ele geçen mozaik, duvar resmi, sikke gibi içinde tasvir barındıran her eserde imparator için “Romalıların kralı” ifadesi kullanılmaktaydı. 16. yüzyılda uydurulup unutulan ve 19. yüzyılda yeniden canlandırılan Bizans kelimesi ise Türkçe’de yanlış kullanılan başka sözcükler gibi yerleşik bir hal almıştır.

İstanbul’un Sur Yazıtları ve Bize Anlattıkları

İstanbul’un bilinen en eski suru, ünlü tarihçi Yaşlı Plinius’un bahsettiği günümüz Sarayburnu’nda kurulmuş ilk yerleşim olan Lygos’a ait olmalıdır. Çok geçmeden aynı yerde bu sefer Hellas’tan gelen Dor kökenli Megaralılar, “Byzantion” denilen yeni bir yerleşim kurmuşlardır.

Çağlar Boyunca Pantokrator Manastırı

Bir yapının teknik açıdan incelenmesi, bizi taş, mermer ve mimari ayrıntıların dünyasına; ölçülerin, oranların ve yüzey izlerinin sessiz diliyle örülmüş bir alana taşır. Buna karşılık, aynı yapıyı yazılı kaynaklardaki anlatı ve tanıklıklarla birlikte okumak, kimi zaman teknik ya da donuk görünen ayrıntılara canlılık katabilir.

Ayasofya'nın Öncesini Aramak Öncesini Geleceğe Taşımak

Ayasaofya, 1.500 yıldır üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul'un merkezinde, boyutu ile çevresindeki tüm yapılardan daha fazla dikkat çekerek ayakta duran bir anıttır. Yüzyıllar boyunca ikonik varlığıyla her zaman dikkati üzerine çekmiş; yine yüzyıllar içerisinde, hiç azımsanmayacak eklerle heybetini daha da geliştirmiş, daha da anıtsallaştırmıştır.

Kayıp Zamanların İzinde: Ernest Mamboury ile Miltiadis İsaak Nomidis’in Bizans İstanbul’unu Keşif ve Belgeleme Serüveni

Ernest Mambourye, yirminci yüzyılın ilk yarısında özellikle İstanbul’un Bizans ve Osmanlı dönemleri arkeolojisi, tarihsel topografyası ve kentsel geçmişine yönelik yaptığı araştırmalarla öne çıkan bir isimdir. 1878 yılının Nisan ayında İsviçre’nin Nyon kentinde dünyaya geldi. Küçük yaşta annesini ve babasını ardı ardına kaybettiği bilinir.

Bizans Efsaneleri, Osmanlı Rivayetleri: İstanbul’daki Antik Anıtların Mirası

Eski Roma’ya rakip olma çabalarında Konstantinus, Theodosius ve diğer Geç Antik dönem imparatorları, Byzantion’un eski bir taşra kasabası olan görünümünü yeniden şekillendirerek onu görkemli yeni bir başkente dönüştüren inşa hamlesi başlattılar.

Bizans Konstantinopolis’inde Anıtsal Mekan, Bellek ve Yorum

İstanbul, yüzyıllar boyunca yalnızca imparatorluklara başkentlik yapmış bir şehir değil; aynı zamanda anlatıların, inançların ve kolektif hafızanın iç içe geçtiği benzersiz bir örnek mekan olmuştur. Bu kadim kentte taşlar, yalnızca yapı malzemesi değil, geçmişi bugüne taşıyan sessiz tanıklardır.

Altın Sikkelerden Oluşan Pectoral

Bizans İmparatorluğu'nun ilk yüzyıllarında, kişinin servetini, gücünü ve imparatorla olan bağını göstermek için altın sikkelerden kolye, bilezik, kemer ve yüzük yapmak moda idi. Mısır'da bulunan ancak muhtemelen Konstantinopolis'te yapılmış olan bu göğüs süsü veya boyun halkası, Chicago Sanat Enstitüsü'nün yardımcı küratörü Stephanie Caruso'ya göre “6. yüzyılın ortalarından günümüze ulaşan en karmaşık altın takılardan biridir”.

Anadolu Yakasının Sessiz Tanıkları: İstanbul’un Derin Katmanları

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, kuruluşundan itibaren yalnızca kentin değil, tüm Anadolu’nun kültürel hafızasına yön veren kurumların başında gelir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden itibaren başlayan bilimsel kazı faaliyetleri, bugün İstanbul’un sınırları içinde kesintisiz biçimde sürdürülmektedir. Özellikle son yirmi yılda Marmaray ve metro projeleriyle ivme kazanan arkeolojik kurtarma kazıları, İstanbul’un geçmişini adeta yeniden yazmıştır.

Yedikule-Sirkeci Demiryolu Hattı Yapımından Menderes’in “İmar Yıkımlarına” İstanbul Sur İçinde Arkeoloji

Etrafı surlarla çevrili yedi tepeli bir yarımadanın üzerinde kurulan İstanbul Neolitik dönemden bugüne 8500 yıllık kültürel birikimiyle eşsiz bir açık hava müzesi niteliklerine sahiptir. Bir zamanlar üç kıtayı yönetmiş İstanbul’un merkezindeki Topkapı Sarayı, Ayasofya, Hipodrom ve Sultanahmet’in yanı sıra sur içindeki diğer görkemli kültürel miras, Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e tüm yönetimler için yadsınamaz bir övünç kaynağı olmuştur.

Galata’nın Sessiz Mirası: Pera Ceneviz Kolonisi (1267-1453)

Orta Çağ Akdeniz dünyasının en etkili denizci cumhuriyetlerinden Cenova, 11. yüzyıldan itibaren ticaret ve denizaşırı kolonileşme faaliyetleriyle Doğu Akdeniz’de güçlü bir varlık inşa etmiştir. Ticari çıkarlarını korumak adına donanmasını güçlü tutmuş, deniz üsleri meydana getirmiş ve Kırım’a kadar uzanan geniş bir etki alanı yaratmıştır.

İstanbul’un Roma/Bizans Dönemi Forum – Anıt Sütunları

325 yılına kadar sıradan bir Roma kentiyken, İmparator Constantinus’un ön görüsüyle dünyanın en büyük imparatorluğunun merkez kenti olarak yeniden imar edildi. “Nova Roma/Yeni Roma” adıyla kurulan kent, açılışının yapıldığı 11 Mayıs 330’a kadar çok sayıda yapıyla şaşaalı bir görünüme kavuştu.

Konstantinopolis: Bir İmparatorluk Başkentinin Doğuşu – Byzantion’dan Nova Roma’ya İstanbul’un Erken Tarihi

Ayrıcalıklı coğrafi konumuyla İstanbul’un binlerce yıllık yerleşim tarihi prehistorik çağlara uzanmaktadır. İstanbul, yalnızca Karadeniz ve Akdeniz’i değil, Akdeniz uygarlıklarını Karadeniz üzerinden Tuna gibi büyük akarsular ile Avrupa’ya bağlayan suyolunun, Asya ile Avrupa arasında uzanan doğal köprü ile kesiştiği yerde kurulmuştur.

Roma’nın Gölgesinde, Konstantinopolis’in Işığında: İstanbul

İstanbul, insanlık tarihinin en katmanlı en önemli metropollerinden biridir. Her kazmada yeni bir dönem, her taşta bir imparatorluğun yankısı duyulur. Antik Roma’nın son evresinde yalnızca siyasi ve idari bir merkez olarak değil, kültürel ve dinsel dönüşümlerin sahnesi olarak da yeni bir kimlik kazanmıştır. Bu nedenle Geç Antik Çağ İstanbul’u, Roma mirasının zamanla çözülüp, Bizans kültürünün biçimlendiği eşsiz bir laboratuvar gibidir.

Celile'de 97 Altın Bizans Sikkesi Bulundu

97 Bizans altın sikkeleri ve zarif mücevherlerden oluşan olağanüstü bir keşif, Celile Denizi yakınlarındaki eski bir Hıristiyan kentinin dramatik son dönemine yeni bir ışık tuttu. Hayfa Üniversitesi arkeologları tarafından Hippos (Sussita) kentinde ortaya çıkarılan bu olağanüstü hazine, İsrail'de karada keşfedilen en büyük Bizans hazinelerinden birini temsil ediyor.

Bizans İmparatorluğunda Aile

Bizans toplumunun aile yapısı Antik Yunan-Roma geleneği ve Hristiyanlık tarafından şekillendirilmiştir. 4-7. yüzyıllar arasında Hristiyanlık kamu ve bireysel hayatın her noktasına giderek daha çok nüfuz etmeye başlamış, bunun sonucunda da aile ve onun temeli olan evlilik kurumu bütünüyle Hristiyanlaşmıştır.

Demir Çağı Gordion’unda Kraliyet Ailesi

Demir Çağı Gordion'undaki ailelere dair veriler, öncelikle yerleşimin etrafını çevreleyen ve kraliyet ailesi ya da soylu ailelere ait 130 anıtsal tümülüsten gelir; bunların en büyüğü olan Tümülüs MM, 53 metre yüksekliği ve 300 metre çapı ile Anadolu’daki ikinci büyük tümülüstür.

Zengin Bir Krallığın Ötesinde: Antik Lydia’da Aile ve Cinsiyet Rolleri

Batı Anadolu’nun bereketli ovaları ve zengin maden kaynakları üzerinde yer alan Lydia Krallığı güçlü devlet yapısı, zengin ve lüks yaşam tarzı ve aynı zamanda devlet kontrolünde basılan ilk sikkeleriyle tanınır. Ancak bu uygarlığa ait gerek yazılı belgeler gerekse de arkeolojik bulgular Lydia kültürünün sadece bu özellikleriyle sınırlı kalmadığını göstermektedir.

Urartu Krallığı ve Aile

Toplumsal yapının çekirdeğini oluşturan aile aynı zamanda bireyin doğuştan sahip olduğu statüsünü de belirlemektedir. Eski Çağ’da kişinin sahip olduğu bu toplumsal statü günümüze oranla çok daha keskin ayrımlara sahiptir ve sınıflar arasında geçişkenlik bu dönemde daha kısıtlıydı. Özellikle kral veya vali gibi üst düzey yönetici konumlarına gelmek, çoğunlukla soylu ve nüfuz sahibi bir aileye mensup olmakla ilintiliydi.

Tahtın ve Toplumun Temeli: Hititlerde Aile

MÖ 1650 - 1200 dolaylarında Orta Anadolu’da bulunun Çorum, Sungurlu ilçesinde kurulan Hitit devleti, çok kültürlü bir yapıya sahipti. Anadolu’nun yazılı tarihine miras bıraktıkları binlerce çiviyazılı belge bugün Hititlerin kültür mozaiğine ışık tutmaktadır.

Hititlerde Aile Kurumunun Yapılanması

MÖ 1900’lerden itibaren Orta Anadolu’da Asurlu tüccarlar tarafından yazdırılmaya başlanan Eski Asur kaynaklarıyla, 1650’lere ait Hitit başkenti Hattuša-Boğazkale’de ele geçen kil tabletlerde Eski Anadolu kavimlerinin kızı dağa kaçırma gibi ilkel aile yapısını çoktan gerilerde bıraktıkları ve yasaların ve örf adetlerin belirlediği karşılıklı anlayış özelinde evlendikleri, aile kurdukları ve çocuk yaptıkları açıkça görülür.

Aktüel Arkeoloji Dergisi 105. Sayı Aile Üzerinden Toplumu Okumak: Arkeolojinin Yeni Yaklaşımları

Tarih yazımı, çoğu zaman, kralların, savaşların, yükselen imparatorlukların ve çöken tahtların anlatımıyla sınırlı kalır. Bizlere sadece kuru bu süreç verilir. Oysa gerçek hayat, satır aralarında saklıdır. İşte bu sayımızda amacımız; Anadolu uygarlıklarını oluşturan toplumların temelinde var olan aile kurumunu ve merkezinde yer alan kadın ve çocuğun konumlarını vermeyi hedefledik. Resmi tarihte olmayan aile kavramını sizlerle paylaşmak istedik.

Bir Yılda Altı İmparator

Doğu Roma İmparatorluğu Orta Çağ boyunca, MS 1203 ve 1204 yılları arasında aynı anda yedi imparatora sahip olmuştur. Bu, Bizanslıların, isimlerinin en karmaşık yorumuna uyarak ve benzer durumların antik çağda birçok kez meydana geldiği Batılı meslektaşlarını örnek alarak kırdıkları bir rekordu.

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER