CEVDET BAYBURTLUOĞLU

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Coğrafya Bölümü öğrencisi iken Prof. Şahinbaş ve Prof. Bediz´in kendi derslerinde Arkeoloji Bölümünün burslu öğrenci alacağı duyuruları bir akordeona sahip olabilme hayalleri içindeki bana o günler için arkeolojiyi bir araç görerek alacağım bursla bu hayali gerçekleştirebileceğimi düşündürmüştü.

 

Hocamız Prof. Akurgal zorlu sınavlardan sonra beni bölüme öğrenci olarak kabul etti. 1953 yılındaki bu sınav bambaşka bir amaçla tanıştığım arkeolojiyi, mesleğime ve yaşam biçimime dönüştürdü.  
Arkeoloji öğrencisi olarak ilk yılımı tamamladıktan sonra yaz geldiğinde artık kazılara gitme vakti gelmişti. Kazı hayatım 1954 yazında Ankara’dan Ekrem Akurgal’la çıktığımız tren yolculuğunun sonunda ulaştığımız İzmir Foça’da başladı. Öğrencilik ve asistanlık yıllarında katıldığım Ksanthos (Xanthos), Daskyleion, Myrina, Pitane, Smyrna, Erythrai, Kyzikos, Karahöyük ve Ovabayındır kazılarında da deneyim sahibi olduktan sonra “Benim niye her şeyiyle sorumlu olacağım müstakil bir kazım olmasın” diye düşünmeye başladım. Nitekim bu duruma hazırlık daha evvel gerçekleşmişti. 1971 yılında o zamanki Kültür Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Burhan Tezcan, Erythrai kazısına Ekrem Bey’in ismi yanına eş başkan olarak benim de ismimi koydu ve dönemin Genel Müdürü Hikmet Gürçay’a da tasdik ettirdi. 
Aynı yıl kendime kazı için yer beğenmek üzere geziye çıktım. Klasik arkeolog olmam nedeniyle Batı ve Güneybatı Anadolu’ya yaptığım geziler sonunda beğendiğim bazı yerlerin başka hafirlere verildiğini öğrendim. Gezilerim sırasında ilk kez 1954 yılı Ağustos ayı sonuna doğru, uzun yazışmalarımdan sonra, Foça kazısını takiben Ksanthos (Kınık) kazısına katılmamı içeren davet mektubu ile tanıştığım Lykia’da doğasının ve yapılarının güzelliği ile adeta çarpıldığım Arykanda’ya geldim. Böylece bir kazı yeri bulmak amacıyla çıktığım gezim Arykanda’da kazı yapmaya karar vermemle sonuçlanmıştı. Kazı başlangıcı; bir kazı mevsiminde bir yapıyı ortaya çıkarmak iddiasına dayalıydı. O zaman ki Genel Müdür Hikmet Gürçay’a bir sezonda bir yapıyı kazıp tamamen ortaya çıkarabileceğimi; eğer ortaya çıkaramazsam bana bir daha kazı verilmemesini önerdim. Bu iddia böylece 40 yıl tarafımdan sürdürülecek kazının başlangıcı oldu. 
1971’de başlayan Arykanda kazısı yine başka bir önem teşkil ediyordu. Lykia Bölgesinde çalışan ilk Türk ekibini ben oluşturdum. İlk yılın kazı ekibi ben, Emre Madran ve Hadi Malatyalıoğlu’ndan oluşmaktaydı. Henüz kazı evi olmadığı için...  Bu yazısının devamı Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin Eylül - Ekim 2012 Sayısında yer almaktadır.