DOĞANPINAR BARAJI VE YENİCE HÖYÜK

Binlerce yıl Mezopotamya’nın bereketli toprakları ve Suriye düzlükleri ile Anadolu arasında önemli rotalara ev sahipliği yapmış olan Fırat Nehri ve kolları, ticarî ağlar sayesinde farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin de şekillenmesini sağlamıştır.

Fırat Nehri kıyıları ile Fırat’a doğudan katılan Fırat’ın kolları Habur ve Balih vadileri üzerinde birçok yüzey araştırması ve arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirilmiş olsa da, Fırat’a batıdan katılan Sacır Suyu Vadisi'ndeki çalışmalar hem Suriye’de hem de Türkiye’de oldukça sınırlı kalmıştır. Gaziantep ilinin Oğuzeli ilçesine bağlı Doğanpınar köyünün güneyinde Sacır Suyu’nun kuzey kıyısında yer alan küçük boyutlu höyüklerden biri olan Yenice Höyük’teki kazılar oldukça önemli bir potansiyel barındırmaktadır. Yenice Höyük kazıları sayesinde Sacır Suyu’nun oluşturmuş olduğu vadideki irili ufaklı birçok eski yerleşme tespit edilmiştir.

Sacır yatağından yaklaşık 18 metre yükseklikte yer alan Yenice Höyük’te kazı çalışmalarına “Neyi kaybediyoruz?” sorusuna cevap aramak amacıyla başlanmıştır. Höyüğün Sacır Suyu’na bakan güney yamacında sürdürülen çalışmalar ile höyükteki kaba stratigrafi ortaya konulabilmiştir. Buna göre höyükte Erken Tunç, Orta Tunç, Geç Demir çağları ile Hellenistik, Roma ve Ortaçağ tabakaları ortaya çıkarılmıştır.  Höyüğün güneydoğu kesiminde ise özellikle Tunç Çağı stratigrafisinin ayrıntıları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Höyük yüzeyinde gözlemlenen Geç Kalkolitik Döneme  ait  olan az sayıdaki arkeolojik materyal ile henüz kazı yapılan alanlarda karşılaşılmamıştır. Höyüğün etek kısmında olması gereken Geç Kalkolitik yerleşimler, muhtemelen Ortaçağ kırsal yerleşimleri tarafından tahrip edilmiştir. Yenice Höyüğün kuzey ve kuzeydoğu kısmında bulunan yükseltilerde Roma Dönemi konutları ve Tunç Çağı mezarları ile karşılaşılacağı tahmin edilmektedir.

Doğanpınar Barajı'nın su tutması ile birlikte tümüyle su altında kalacak olan Yenice Höyük’teki kurtarma kazıları, baraj su tutana kadar ve hava koşulları izin verdiği sürece kesintisiz bir şekilde sürdürülecektir.

Yrd. Doç. Dr. Timur DEMİR ve Abdülkadir FISTIKÇI