KRALİÇE HATŞHEPSUT

KRALİÇE HATŞHEPSUT

Kraliçe Hatşhepsut hakkındaki araştırmalar 2006’nın Ocak ayında başlamıştır. En önemli bilgileri iki şekilde edinmekteyiz. Bunlardan birincisi, Büyük Kraliçe’ye ait olabileceğini düşündüğümüz tanımlanmamış bir çok kadın mumyanın binlerce resmini çekmekte kullandığımız ve şu an Kahire Mısır Müzesi’nde bulunan CT- tarayıcısı. Edindiğimiz bu bilginin tarihsel ve arkeolojik buluntularla karşılaştırılarak, olası bir tanımlama ortaya çıkartmakta kullanılabileceğini ummaktayız. İkincisi ise, Hatşhepsut’un yakın akrabaları olduğuna inandığımız Ahmose-Nefertari, I. Thutmosis, II. Thutmosis, ve III. Thutmosis üzerinde CT tarayıcısını kullanmanın yanı sıra ailesine mensup bireylerden oluşan bu ikinci buluntu grubu ile Hatşepsut’un mumyasını genetik olarak karşılaştırmada kullandığımız DNA analizleri. Bunun için Discovery Channel’ın sponsorluğunda kraliçe adına yapılaçak bir belgesel filmde kullanması şartıyla, Kahire Müzesi’nin bodrumunda bir DNA laboratuvarı kuruldu. Bu laboratuvar dünyada sadece antik mumya araştırmaları için kullanılan ilk ve tek laboratuvardır. Araştırmamızın ilk bölümünün konusu olan tanımlanamayan kadın mumyaları üç mezarda bulunmuştur; DB320, KV35, and KV60. Bu mezarların ilk ikisi 21. Hanedan döneminde rahiplerin, Erken Yeni Krallık dönemine tarihlenen ve kraliyet ailesine mensup kişilerin mumyalarını saklamak amacıyla kullandıkları “Gizleme Yerleri”dir. Rahipler, Krallar Vadisi’nin hırsızlar tarafından talan edilmesinden sonra, kraliyet mensuplarını korumak amacıyla orjinal mezarlarından taşımışlardı. Elimizde KV35 mezarından bulunmuş, önceden incelenmiş iki mumya vardı; Kraliçe Tiye’ye ait olabileceğini düşündüğümüz ve “Yaşlı Kadın” olarak adlandırdığımız birinci, “Genç Kadın” olarak adlandırdığımız ve Kraliçe Nefertiti’nin mumyası olarak tanımlanan ikincisi. Bu mumyaları Kraliçe Hatşepsut’un mumyası olarak görebilirdik, ancak ileride KV55, diğer adıyla “Amarna Gizleme Yeri”nde bulunan mumya hakkındaki araştırmalarla birlikte, sebeplerini tartışacağız. Hatşepsut projesi dahilinde, DB 320 mekanında bulunan “Bilinmeyen Kadın A”yı araştırdık. Bu mumyanın ayrıca “Çığlık Atan Mumya” olarak bilinmesinin nedeni ağzının çığlık atarken donmuş gibi olması. Birçok kişi yüzünün biçiminin, bu kadının travmatik bir şekilde ızdırap çekerek öldüğüne işaret ettiğini düşünmekte. Howard Carter tarafından Mısır Müzesi’ne taşınan “ Bilinmeyen kadın D” , KV35 mekanından gelmekte. Howard Carter’ın Krallar Vadisi’nde KV60 olarak adlandırılan mekanda 1903 yılında iki mumya bulduğu bilinmekte. Bunlardan birincisi, küçük bir kadındır ve içinde bulunduğu lahitin üzerinde Hatşepsut’un süt annesi, Sitre-In adının ikinci bölümü yazmaktadır. İkincisi, diğerine göre daha yaşlı olan mumya, lahitsiz yüzeyde, direkt toprak üstünde bulunmuştur. 1906 yılında Edward Aryton, mezarı temizlemiş ve süt annenin mumyasını lahdiyle beraber Mısır Müzesi’ne götürmüştür. Bu mumyaları müzenin üçüncü katında sergileme şansım oldu ancak mumyalar hiçbir bilimsel yayında yayınlanmadı ve fotoğraflanmadı. ...