MİLAS UZUNYUVA HEKATOMNOS ANIT MEZARI VE KUTSAL ALANI

Muğla´nın Milas ilçesinde yer alan ve 2012 yılında UNESCO Dünya Geçici Miras Listesine giren Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı, Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları ile açık hava müzesine dönüştürülüyor. 2010 yılından bu yana Milas Müze Müdürlüğü başkanlığındaki bilim kurulu tarafından kazı çalışmaları sürdürülen alan, Uzunyuva Anıt Mezarı Arkeopark Alanı adı ile ziyaretçileri ile buluşacak.

 

Karia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Muğla´nın Milas ilçesinde bulunan Karia kralı Hekatomnos´a ait anıt mezar, 2010 yılında başlayan kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılmış ve 2012 yıllında UNESCO Dünya Geçici Miras Listesine alınmıştı.

Uzunyuva Kazı Bilim Heyeti Üyesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Diler, bölgenin şehrin merkezinde bulunmasına rağmen yaklaşık 3 yıl süren bir soyguna maruz kaldığını vurgulayarak, definecilerin mezar içindeki altın varaklı resimler ve lahit boyalarına zarar verdiklerini söyledi. İki metre kalınlığındaki mermer duvarların parça parça delinerek, blok halinde yerlerinden çıkarılıp geçiş yeri olarak kullanıldığını belirten Diler, 2010 yılından bu yana bölgede önemli ve zahmetli çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

Kaçak kazılar sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığının hemen harekete geçip, bilim kurulu oluşturarak alandaki çalışmaları başlattığını ve kazılarla alanın daha geniş ve algılanabilir şekle dönüşmesini sağladığını aktaran Prof. Diler, 2010´dan bu yana devam eden çalışmalarda mezar alanının Mausoleum´un bir öncüsü olduğu fikrinin somutlaştığını vurguladı. Kral Hekatomnos´un oğlu Kral Mausolos´a ait bir anıt mezar olup, bugün "Halikarnas Mozolesi" (Halikarnassos Mausoleum) adıyla bilinen bu anıt, aynı zamanda Antik Dünyanın Yedi Harikası´ndan biridir. Mausoleum kavramını günümüze taşıyan Halikarnassos Mausoleum´dan daha erken tarihli olup, onunla aynı boyutlara sahip Hekatomnos Anıt Mezarı, mimari tasarımı, heykeltıraşlık eserleri, duvar resimleri, boyutu ve sahibinin öne çıkan kimliği bakımından Klasik ve Hellenistik Anadolu´nun en önemli eserlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır.

Hekatomnos Anıt Mezarı´nın, mimari özellikleri bakımından Halikarnassos Mausoleum´a büyük ölçüde benzediğini vurgulayan Prof. Diler, hem Mausoleum hem de 2 bin 400 yıllık Hekatamnos mezarının her ikisinin de kent merkezinde yer aldığını ve her iki başkentteki mezar anıtının da aynı mimar tarafından planlanlandığını sözlerine ekledi. Prof. Diler yaptıkları kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan buluntular sonucunda buranın Hekatomnos´a ait mezar olduğu, günümüze ulaşan izlerden de anıt mezarın yarım kaldığının anlaşıldığını belirtti. Prof. Diler, duvar resimlerinde işlenen konuların mezar sahibi Hekatomnos´a ait olduğunu ve hem Hekatamnos anıt mezarının hem de Mausoleum´un eski bir gömü alanı üzerine inşa edildiğine dikkat çekti. Prof. Diler sözlerine şöyle devam etti: "Her ikisi de kullanıldığı süreçte ve daha sonrasında bir kutsal alan olarak saygı görmüştür. Anadolu inanç geleneğini yansıtmaktadır. Buraların kutsal alan ve halkın toplanma yeri olduğu anlaşılmaktadır."

2010 yılından bu yana geçen süreçte çok yönlü ve zahmetli çalışmalar yapıldığını, alanda bir müzenin oluşturulması için çaba gösterildiğini belirten Adnan Diler, mezar odasına girmenin imkansız olması nedeniyle bu alanda teras duvarın önünde yeraltı müzesi ve eserlerin sergilenmesi için alan oluşturulacağını ifade etti. Antik Dünyanın Yedi Harikası´ndan biri olan Mausoleum´un öncüsü olduğunun anlaşılması ile birlikte önemi daha da artan Hekatamnos Anıt Mezarı´nın tamamen korunmuş durumda olan giriş kapısı ve podyumunun yanı sıra kaçakçıların elinden son anda kurtarılmış olan lahdi gibi tüm özellikleri bir araya getirildiğinde, alanın son 100 yılın en büyük keşiflerinden biri olduğu anlaşılıyor.

Hekatomnos Anıt Mezarı´nın keşfi ile arkeoloji dünyasının 2010 yılında bir deprem yaşadığını belirten Uzunyuva Bilim Heyeti Üyesi, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Cengiz Işık, alanın ziyaretçilere açılması için çalıştıklarını belirterek, "Mezar odasının birebir ölçekte aynısı inşa edilerek, ziyaretçiler orada kabul edilecek. İnsanlar mezar odasına giriyormuş hissine kapılsınlar istiyoruz. Lahdin ve duvar resimlerinin kopyaları orada yapılacak. Kabul görmüş böyle bir proje var. Şimdi o projenin uygulama aşamasına geçiliyor. Alanda yürütülen kazılarda kültür zincirinin halkalarını takip etmeye çalışılıyor." dedi.

Uzunyuva´nın Türk ve dünya arkeoloji tarihi açısından büyük öneme sahip olduğunu anlatan Prof. Işık, alanın önümüzdeki dönemde UNESCO´nun kalıcı listesine alınması için çalışacaklarını sözlerine ekledi. Prof. Işık, Uzunyuva´nın UNESCO Dünya Kültür Mirası kalıcı listesinde yerini almasıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin de ilk tercihleri arasında yerini alacağını belirtti.