RODOS HEYKELİ

Projesi 9 yıl, dökümü 12 yıl sürmüştür.

Rodos heykeli efsanesi ilk olarak, Rodos’un Kudüs’teki Aziz John Hastanesinin Hıristiyan Şövalyeleri tarafından yönetildiği sırada (1309-1522) ortaya çıkar. Bu dönemde Rodos, Hıristiyan hacıların popüler durak noktalarından biridir. Kolososun varlığından ilk  bahseden,Rodos’u 1393-1394 yıllarında ziyaret eden Nicholas de Martoni adında bir İtalyan seyyahtır. Martoni notlarında, kendisine tuhaf bir hikâye anlatıldığından bahseder. Hikâyeye göre antik çağlarda bir ayağı, hikâyenin anlatıldığı sırada Aziz Nikola Kilisesinin bulunduğu yere basmakta olan ve ayakta duran bir heykel vardır.

 

Rodos’a gelen bir ziyaretçinin gözleri, kente yaklaştığında ilk olarak ünlü Rodos Heykeli’ni, Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan devasa tunç heykeli arar. Adaya ulaşım doğal olarak hava veya deniz yolu ile yapılmaktadır. Adaya uçak ile gelen ziyaretçiler, uçak iniş için alçaldığı ve kentin üzerinden geçtiği sırada, Rodos’un Orta Çağ kenti olan “Eski Şehir” ile kentin üç limanı ve Monte Smith Dağı üzerinde kurulmuş Rodos  akropolisinin güneydoğu yamaçları üzerindeki tapınak kalıntılarına dair bir ilk izlenim edinir. Bu sırada ziyaretçinin gözleri belki de farkında olmadan heykelin konumlandığı yeri aramaktadır.

 

Adaya gemi ile gelen ziyaretçiler ise, kentin görkemli Orta Çağ panoraması ile Büyük Üstad’ın Sarayı  arasından geçerek, adanın kuzeyindeki iki limandan birinde inerler. Cruise gemileri, Yeldeğirmenleri Mendireği olarak bilinen antik mendireğin genişletilmesiyle oluşturulan Ticari Limana yanaşır. Özel yatlar veya gezi tekneleri ise, doğu yönünde antik mendirek tarafından korunmakta olan Mandraki Limanı’na yanaşır. Limanın girişi, her birinin üzerinde kuzeye doğru bakmakta olan bir erkek ve bir dişi geyik heykelinin yer aldığı birer sütun bulunan iki küçük mendirek aracılığıyla daraltılmıştır.

 

 Bacakları açık şekilde, bir liman girişinin üzerinde yükseldiği söylenen Rodos Heykeli’nin bulunduğu yer, 20. yüzyıl başlarından itibaren Mandraki Limanı girişi olarak kabul edilir. Turist rehberleri ve eski kitaplar, Rodos kolososunun bacakları açık bir şekilde Mandraki Limanı girişinde durduğunu söyler. Tüm bu bilgiler ışığında, adaya deniz yolu ile gelen ve Mandraki Limanı’na giriş yapan ziyaretçiler kendilerini, 1961 yapımı bir İtalyan filminde de olduğu gibi, heykelin bacaklarının arasından geçerken hayal ederler.

 

Yazı: Ursula Vedder

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 59. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.