SAYI 30

Demir Çağı her ne kadar karanlık bir dönem olarak bilinse de Urartular bize aktardıkları yazıtları ve muhteşem sanat eserleri ile Anadolu tarihine ışık tutmaya devam ediyor.

 

Henüz yeni yıla iki ay var ama Anadolu’nun maden ustaları URARTULAR’ı konuk ettiğimiz bu son sayı, bizim için zor ve yorucu bir yılın daha bittiği anlamına geliyor. Siz Anadolu'nun büyük uygarlıklarından birini öğrenirken, biz 2013 yılını planlamaya koyuluyoruz.

Urartu’nun, Türkiye'de arkeoloji ve eskiçağ tarihçilerinin en çok zorlandığı alanlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Arkeolojinin belki de en fazla manipüle edilen bu alanı, her ne kadar gerçek bilim insanları tarafından uzun yıllar anlatılmış, araştırılmışsa da birileri sürekli olarak Urartulardan farklı politik kimlikler ve siyasi alanlar çıkarmak için uğraşa durmuşlar. Bu nedenle amacımız bu sayıyı hazırlarken Urartu’yu olabildiğince objektif olarak değerlendirmek ve sizinle paylaşmak oldu. Bugün Anadolu Uygarlıklarının büyük bir parçasını oluşturan Urartuları dünya ile ne kadar paylaştığımız ise başka bir tartışma konusu. Hala UNESCO Kültürel Miras Listesi’nde bu büyük uygarlığa ait bir mirasın tanımlanmamış, kabul edilmemiş olması oldukça düşündürücü. Urartuların, kendisi ile çağdaş bir diğer büyük güç Assur kadar iyi bilinmemesi belki de bizim eksikliğimizden, kendi içimizdeki çatışmalar ve kısır döngülerden kaynaklanmakta… Son dönemde genç ve üretken bilim insanlarının dâhil olması ile artarak büyüyen araştırmalarla umut ediyoruz ki gelecek yıllarda Urartu, dünyada adından sıklıkla söz edilen, korunan ve merak uyandıran bir konuma yükselir. Bu şekilde Van merkez olmak üzere Demir Çağının bu sanatkâr - zanaatkâr ve üretici gücünü, günümüzün yıpratıcı koşullarından koruyabilir ve insanlık tarihinin büyük bir parçası olarak geleceğe taşıyabiliriz. Demir Çağı her ne kadar karanlık bir dönem olarak bilinse de Urartular bize aktardıkları yazıtları ve muhteşem sanat eserleri ile Anadolu tarihine ışık tutmaya devam ediyor.

Peki, gelecek yıl Aktüel Arkeoloji’de neler var? Antik dönemde kadın, inanç sistemleri, ticaret yaşamı, Anadolu’nun kayıp dilleri, Lelegler ve karmaşık toplumlar gibi konunun uzmanlarının kaleme aldığı muhteşem yazılarla sizlerle birlikte olacağız… Her yıl giderek artan sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bu nedenle ekibe yeni katılan meslektaşlarımızla birlikte, bir önceki yıldan daha çok çalışıyor, arkeolojiyi günlük yaşamın içine daha çok katabilmek için yeni fikirler, yeni projeler üretmek için çaba harcıyoruz. 2013 yılında, 2. sini yapacağımız Fotoğraf Yarışması ve uzun süren araştırmaların ürünü olan “Arkeoloji Emek Ödülleri” bizi şimdiden heyecanlandırıyor.

Türkiye turizmi, son on yılda dünyanın en hızla büyüyen turizmi olarak geçen yıl dünya sıralamasında yaklaşık 35 milyar dolarla altıncı sırada yer aldı. Gelecek yıllarda ise bu rakamın 50 milyar dolara ulaşması ve dünya sıralamasında ilk beşe girilmesi hedefleniyor. Türkiye turizmi inanılmaz bir ivme ile büyürken, arkeolojik alanlarda yürütülen kazılar devlet bütçesinden aktarılan katkılarla sürdürülmeye çalışılıyor. Türkiye turizminin hem iç piyasa, hem de dış piyasada büyümesi, sadece kapalı otellerin sunduğu avantajlar, deniz, kum ve güneş ile değil büyük oranda arkeolojik alanların sağladığı zenginlik ve çeşitlilikten de kaynaklanıyor. Oteller ya da turizm acenteleri tanıtımlarını yaparken arkeolojik alanları ve ören yerlerini kullanmıyorlar mı? Yerli ve yabancı turiste “Kültür Turu” kapsamında Anadolu uygarlıklarını gezdirmiyorlar mı? Ya da TURSAB, arkeolojik sit alanlarını ve müzeleri turizmin hizmetine sunmuyor mu? Arkeoloji ve kültürel miras turizm tarafından bir meta olarak sonuna kadar kullanılıyorken, turizm arkeolojiye ne veriyor? Koskoca bir hiç! Hangi arkeolojik kazıya, restorasyon projesine destek oluyorlar? Şunun altını çizmek gerekir ki; arkeoloji, Türkiye'de turizmin gelişmesindeki önemli faktörlerden biri ve gelecek yıllarda kültürel miras kavramıyla birlikte dünyanın yeni yükselen değeri olma yolunda. Bu nedenle turizm, arkeoloji üzerinden elde ettiği gelirin bir kısmını arkeoloji çalışmalarına aktarmalı ve arkeoloji turizm sektöründen destek görmeli ki uzun vadede ülkemiz adına sürdürülebilir bir kazanım elde edilsin.