2017: GELİŞME İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM YILI

2017, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UN WTO / BM DTÖ) tarafından “Gelişme İçin Sürdürülebilir Turizm Yılı” ilan edildi.

Sürdürülebilir turizm ve seyahat anlayışı, doğal, biyolojik, ekolojik, kültürel, toplumsal, kısacası yenilenebilen tüm kaynaklara süreklilik sağlayacak, turistik ürünlerin uzun yıllar arza konu olabilme koşullarını yaratacak, başta çevre olmak üzere kaynakları geliştirerek korumak üzere optimal ve rasyonel şekilde kullanacak bir planlama ve uygulama anlayışıdır. Sürdürülebilir turizm, bir turizm türü değil, turizm ve seyahat için bir şarttır. Turizmin “olmazsa olmaz” koşuludur.

 

Dünya Turizm Örgütünün bu yaklaşımı, değişik uygarlıkların sahip olduğu zengin kültür mirasına daha fazla farkındalığı, değişik kültürlerin içerdiği değerlerin daha iyi anlaşılmasını, halklar arasında daha iyi bir anlayışı gerekli kılar. Sonuç: dünya barışının güçlenmesidir.

 

Tabii ki 2017 yılı boyunca BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) kararlarını izlemek, ana amaçlardan olmak zorundadır. Turizm ve seyahat etkinliklerinin gerçekleştirildiği ortam;   İnsan, bitki örtüsü, hayvanlar topluluğu, mikroorganizmalar gibi canlı, yer, su, hava, iklim, doğal ve tarihsel yapılar, somut kültürel miras gibi cansız, ekonomik, toplumsal ve politik koşullar, somut olmayan, yaşayan kültürel mirası gibi toplumsal çevreden oluşur.

 

Sürdürülebilir turizm anlayışı tüm turizm türlerine uygulanabilir. Kırsal turizm, yayla turizmi, çiftlik turizmi, agro-turizm, yürüyüş, dağcılık, doğa turizmi, doğal yaşam incelemesi, macera turizmi, rafting, kano, kayak, düşük etkili turizm, yumuşak turizm, yavaş turizm, küçük kasaba ve köy turizmi, küçük ölçekli kongre ve konferanslar gibi ‘alternatif turizm’ adı altında sıralanan türler de “sürdürülebilir turizm” anlayışıyla gerçekleştirilmek zorundadır.

 

Diğer yandan artık iyice anlaşılmıştır ki, turizm etkinliği sırasında zarar gören doğal, tarihsel ve kültürel değerler tek bir ulusun, tek bir ülkenin değil, tüm insanlığın malıdır. Bu nedenle sürdürülebilir turizm ülkesel, bölgesel değil, evrensel bir amaçtır. Sürdürülebilir turizm bir ülkede turizm ve seyahatleri tüm ülkeye ve 12 aya yaymada, doğal, tarihsel ve kültürel mirasın korunup geliştirilerek gelecek nesillere de sunulmasında tek yoldur.

 

Gerçekte “sürdürülebilirlik” kavramı bugün ekonomi, çevre, toplum gibi üç bileşenin iç içe geçmişliği açısından tüm BM alt kuruluşlarında dikkatle ele alınan yaklaşımları zorunlu kılıyor. Rio+20 belgeleri çerçevesinde sürdürülebilir ekonomi, sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir inovasyon, sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir tüketim tartışmaları, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (CSR), Sorumlu Yatırım İlkeleri (PRI) gibi yeni söylemleri gündeme geliyor, turizm alanında ekoturizm, jeoturizm, sorumlu turizm, yeşil turizm, karbon emisyonu gibi tartışma konuları açılıyor.

 

DTÖ, sürdürülebilir turizm konusunda özellikle şu şartları zorunlu sayıyor: Temel ekolojik süreçleri koruyarak ve doğal miras ile biyolojik çeşitliliğin korunmasına yardımcı olarak turizmin gelişmesindeki kilit unsuru oluşturan çevresel kaynakların en uygun kullanımını sağlamalı, turist kabul eden toplumların sosyokültürel otantikliğine saygı duymalı, onların geleneksel değerlerini, var olan ve yaşayan kültürel mirasını korumalı, kültürlerarası anlayış ve hoşgörüye katkıda bulunmalı, tüm paydaşlara adil şekilde dağıtılan, aralarında turist kabul eden toplumlara sosyal hizmetleri, devamlı iş ve gelir getiren fırsatların da olduğu sosyoekonomik faydaları sağlayarak ve yoksulluğun azalmasına katkıda bulunarak tutarlı ve uzun süreli ekonomik faaliyet sağlamalıdır.

 

Türkiye şu anda turizm sektöründen kaynaklanmayan sorunlardan dolayı bir kriz dönemi geçiriyor ve bu kriz biraz uzun süreceğe benziyor. “Böylesi bir ortamda sürdürülebilir turizm anlayışı çerçevesinde Türkiye turizmini yeniden biçimlendirebiliriz".