DİNİN TARİHÖNCESİNİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?

Arkeologlar, antropologlar ve bilişsel psikoloji üzerine çalışan bilim insanları nihayet tarihöncesi dönemlerde dinin evrimsel sürecini anlamak için yeni yollar geliştirmeye başladılar.

 

Arkeologlar, antropologlar ve bilişsel psikoloji üzerine çalışan bilim insanları nihayet tarihöncesi dönemlerde dinin evrimsel sürecini anlamak için yeni yollar geliştirmeye başladılar.

Antropologlardan öğrendiğimize göre, dinsel inanışlar ve uygulamalar evrenseldir, ancak olağanüstü derecede çeşitlilik gösterirler. Tüm dinlerin ortak ve yaygın olan üç özelliği vardır. Bunlardan ilki, dinsel inanış ve uygulamaların toplumun üyeleri arasında paylaşıldığı ve her bireyin dinsel inanış anlayışının oldukça kişisel olduğudur. Fakat ortak dini uygulamalar ve ritüellerin tümü, bireyleri bir dini inanç toplumu olarak birleştirir. İkincisi, dinsel inanışlar tanrı ya da tanrılar gibi insanüstü varlıkların otoritesi ve rolleriyle birlikte düşünülür. Bu tanrı ya da tanrılar birçok yönden bizim gibi olduklarından, (yanlış yaptığımızda kızan ya da bizlere yardımcı olduğu düşünülen) “insan”mış gibi algılanır. Üçüncüsü, ortak dinsel inanış ve uygulamalar (örneğin, zekat vermek ya da ramazan ayında oruç tutma gibi) zordur. Ancak bunlar, toplumları bir arada tutan ve onlara son derece önemli deneyimleri paylaşmasına olanak sağlayan önemli yollardandır. Son olarak din, diğer topluluk aktivitelerinde olduğu gibi, aynı şekilde düşünme, aynı şeyi hissetme ve hep beraber aynı şeyleri yapma gibi (şarkı söylemek, dans etmek ya da ziyafet şölenleri) şeyleri kullanır. Bu nedenle dini uygulamayı diğerlerinden farklı kılan şey, insanüstü varlıkla ilgili olması ve insanların bu varlıklarla olan iletişimi ve onlar adına düzenledikleri ayinlerdir.