DIVJE BABE FLÜTÜ

Dr. Cajus Diedrich tarafından yapılan son araştırmalarla, Neanderthaller tarafından yapıldığı düşünülen ve Slovenya’da bulunan “Divje Babe Flütü”nün aslında Orta ve Geç Buzul Çağının sonlarında Avrupa’da var olduğu bilinen benekli sırtlanlar (Crocuta crocuta spelaea) tarafından çiğnenmiş ve mağara içine bırakılmış basit bir kemik parçası olduğu iddia ediliyor.

Dr. Cajus Diedrich tarafından yapılan son araştırmalarla, Neanderthaller tarafından yapıldığı düşünülen ve Slovenya’da bulunan “Divje Babe Flütü”nün aslında Orta ve Geç Buzul Çağının sonlarında Avrupa’da var olduğu bilinen benekli sırtlanlar (Crocuta crocuta spelaea) tarafından çiğnenmiş ve mağara içine bırakılmış basit bir kemik parçası olduğu iddia ediliyor. 

Araştırma, bu tarz garip objelerin tarihçileri yanılttığını ve aslına bakılırsa Neanderthaller tarafından yapıldığı sanılan bu tarz aletlerin hepsinin hayvanlar tarafından çiğnenen parçalar olduğunu savunuyor.

Yavru bir mağara ayısına ait olan ve üzerinde iki delik bulunan uyluk kemiği 1995 yılında kuzeybatı Slovenya’da Cerkno yakınlarındaki Divje Babe Arkeoloji parkında bulunmuştu. Divje Babe Slovenya’nın bilinen eski arkeolojik alanı. Arkeoloji parkı olarak da adlandırılan alan, 45 metre uzunluğunda ve yer yer 15 metre genişliğe ulaşan yatay bir mağaradan oluşuyor. Cerkno yakınlarındaki Idrijca Nehri’nin yaklaşık 230 metre yukarısında olan bu arkeolojik alan ziyaretçilerin ulaşımına açık bir alan. Bu alanda çalışan araştırmacılar mağaraya ait en az 10 tabaka ve bu tabakalara ait içinde 20 tane ateş alanının ve mağara ayılarına ait iskelet kalıntılarının da olduğu 600’den fazla arkeolojik malzeme bulmuşlardır. “Divje Babe Flütü”nün halen sergilenmekte olduğu Slovenya Ulusal Müzesi (Narodni Muzej Slovenije) yetkililerine göre “flüt” Orta Buzul Çağının sonuna, Neanderthallerin var olduğu 55 bin yıl öncesine ait.

Dr. Diedrich, bu kemiklerin herhangi bir alet olmadığını, insanlar tarafından yapılmadığını, çoğunun mağara ayısı avlamaya gelen yırtıcı avcı hayvanlar tarafından yapıldığını belirtiyor.  “Sırtlanların kemikler üzerinde bu şekilde birbirini izleyen diş izleri ve delikleri açarak aslında kemikleri kırmaya çalıştıkları düşünülüyor. Sırtlanlar yavru ayıya ait bir kaval kemiği üzerinde yuvarlağımsı/oval izler bırakıyor. Çünkü yavru ayıya ait kemikler yetişkin ayılara ait kemiklerden çok daha yumuşak ve ısırması çok daha kolay. Yetişkin ayılara ait kemiklerde, kemiklerin daha sert olmasından dolayı delik açarak özüne ulaşamıyorlar. Onun yerine onları alt ve üst çenesinde bulunan küçük azı dişleri ile kırıyorlar. Bu nedenle yetişkin ayılara ait kemikleri çok parçalı halde, yavru ayılara ait kemikleri ise daha bütün halde bulabiliyoruz” bilgisini aktaran Diedrich, bu çeşit bir tüketim tekniğinin ise sadece dönemin benekli sırtlanları tarafından uygulandığını belirtiyor.

Diedrich, ayrıca yaptıkları deneysel çalışmalarda kullanılan herhangi bir aletin deliği açmak için kemiğe baskı uyguladığını ve bu baskının sonucu olarak aletin kemiğe ilk değdiği noktada yatay çatlaklar meydana geldiğini, fakat bu kemik parçasında öyle bir çatlağın izine rastlanmadığını söylüyor. Bu sonuçların yine bu deliklerin sırtlanlar tarafından yapıldığı fikrini desteklediğini belirtiyor. Ayrıca daha öncesinde kemik üzerinde bulunan ve kesik izleri olarak tahmin edilen çizgilerin ise kemikleri kemiren fareler tarafından bırakılmış izler olduğunu anladıklarını da açıklamalarına ekliyor.  

Araştırmaların gösterdiği başka bir şey ise bu kemiklerin Neanderthallerin zamanına, yani 300 bin ila 200 bin yıl öncesine tarihlenmediği... Kemiğin bulunduğu mağarada buna ilişkin yapılan araştırmalar, mağarada Orta Paleolitik Neanderthal yerleşimine ait hiçbir tabakanın var olmadığını gösteriyor. Mağaranın daha çok Geç Paleolitik, Aurignacian/Gravettian kültürünün zamanı olan 38 bin ila 29 bin yıl öncesine, bazılarının deyimiyle Avrupa’da ilk modern insanların ortaya çıktığı zamana ait olduğu düşünülüyor.