SİRKELİ HÖYÜK

Jeomanyetik ve jeoelektrik ölçümlerde güneydoğu aşağı şehrin birbirine paralel, birbirinden yaklaşık 8 metre mesafede iki sur duvarı tarafından çevrelendiği ve şehre girişi sağlayan kapının yeri yerleşimin doğusunda tespit edildi. Çift duvarlı savunma sistemi Zincirli Höyük yerleşiminin aşağı şehrinde de görülmektedir.

Çukurova’daki en büyük höyüklerden biri olan Sirkeli Höyük’te kazılar 2006 yılında Tübingen/Bern ve Çanakkale üniversiteleri tarafından yeniden başlatıldı. Bu tarihten önce yürütülen eski dönem kazılarında Sirkeli’de sadece höyükte arkeolojik çalışmalar yapılmıştır. Yenidönem kazılarında ise Sirkeli Höyük yerleşiminin tepe ile sınırlı kalmadığı, hem kuzeyde ve hem de güneydoğuda devam ettiği anlaşılmıştır. Kuzey ve güneydoğu aşağı şehirleri farklı yöntemler kullanarak araştırılmaktadır. Höyüğün çevresindeki jeomanyetik, jeoelektrik ve jeoradar ölçümleri toprak altındaki mimari kalıntıların varlığını kanıtlamaktadır. Yüzeyden toplanan çanak çömlek ile aşağı şehirlerin tarihlenmesine çalışılmıştır. Kuzey aşağı şehirde Tunç ve Demir çağları ile Hellenistik Döneme ait çanak çömlek bulunmasına rağmen ancak güneydoğu aşağı şehirde nehir dolgusu tarafından örtülen kültür tabakalarına  ait çok az buluntu bulunmuştur. Ancak, bu alandaki kazılar bunun tersini göstermiştir. Burada yürütülen jeomanyetik ve jeoelektrik ölçümlerde güneydoğu aşağı şehirde yoğun bir yapılaşmaya rastlanmış ve bu alanda yerleşimin en azından 275 metre uzunluğunda ve 100 metre genişliğinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, ölçümlerde güneydoğu aşağı şehrin birbirine paralel, birbirinden yaklaşık 8 metre mesafede iki sur duvarı tarafından çevrelendiği ve şehre girişi sağlayan kapının yeri yerleşimin doğusunda tespit edildi. Çift duvarlı savunma sistemi Zincirli Höyük yerleşiminin aşağı şehrinde de görülmektedir. Sirkeli’de çift duvarlı savunma sisteminin İse bir hendekle çevrelendiği gözlemlenmiştir. Bu yapıları tarihlemek amacıyla iç sur duvarının ve kent kapısının bulunduğu alanda 2013 yılında kazılara başlandı. Sirkeli Höyük’te jeoelektrik ölçümlerde duvarın üst sırasının yüzeyin 80 cm altında olduğu anlaşıldı ve kazılarda bu dolgu toprak kaldırıldıktan sonra duvara ulaşıldı. Kazılarda 4 metre genişliğinde bir sur duvarı ile karşılaştık. Duvarın kazılan yüksekliği 1.30 metre olmasına rağmen, 2013 yılında duvarın alt sırasına ulaşılamadı. Duvarın zaman içerisinde değişikliklere uğradığı, ona eklemeler yapıldığı görülmektedir. Bu değişimler kazı sezonunda ulaşılan derinliğe kadar beş ayrı evre olarak nitelendirilmiştir. Sur duvarın en geç evresinin Orta Demir Çağına ait olduğu ve höyüğün en geç tabakası olan Hellenistik Dönemin güneydoğu aşağı şehirde temsil edilmediği anlaşılmaktadır. Orta Demir Çağında iki taban ve bu tabanlara ait tüme yakın çanak çömlek ortaya çıkarılmıştır. Kırmızı üzerine siyah bezemeli (Black-on-Red) testi, Beyaz boyalı (White Painted) derin kase, pişirme kabı ve kırmızı astarlı bir sığ kase üçüncü evreye ait taban üzerinde toplu olarak bulundu ve MÖ 9./8. yüzyıla tarihlendirildiler. Bu çanak çömlek topluluğu Kıbrıs ile kültürel ilişkilere işaret etmektedir. Burada bulunan sarı renkli halkalarla bezeli siyah cam benzeri bir malzemeden üretilmiş bir Fenike boncuğu ise aynı dönemde Levant Bölgesine uzanan bağların bir kanıtıdır. Orta Demir Çağı dolgusu içindeki Geç Tunç Çağı çanak çömleği daha derindeki tabakaların Geç Tunç Çağına ait olabileceğini göstermektedir. Nitekim höyükteki kazılarda Orta Demir Çağının altında hem kuzeybatı terasta, hem de höyüğün en yüksek alanında iki Geç Tunç Çağı yapısı tespit edilmiştir. Yüzey taramaları, toplamaları ve kazılar Sirkeli’nin büyüklüğü, kronolojisi, şehircilik anlamında gelişimi konusunda önemli bulgular kazandırmıştır. Çalışmaların devamında Orta Demir Çağından daha erken tabakalara yönelik bilgilere ulaşmayı hedeflemekteyiz.