YENİ BİR YAŞAM BİÇİMİ İNŞA ETMEK

Günümüzden 12 bin yıl öncesine dönüp baktığımızda, ilk kez kalıcı, yerleşik topluluklar kurmaya başlayan insanları gözümüzde basit, ilkel köylüler olarak canlandırırız. Binlerce yıla yayılan bir süre boyunca yavaş yavaş buğday ve arpa, mercimek ve fasulye yetiştiriciliği üzerine dayalı ekonomiler geliştiren bu insanlar zamanla avcılığın yerine koyun, keçi, sığır ve bazı yerlerde de domuz yetiştiriciliğini koydu.

Bugünün penceresinden baktığımızda, bu insanların kurduğu yerleşmeler gözümüze küçük, yetiştiricilik uygulamaları ise ilkel görünebilir. Teknolojik anlamda gelişmiş kentsel toplumlarda yaşayan bireyler olarak kendi deneyimlerimizle karşılaştırdığımızda aradaki fark bizlere son derece büyük görünebilir. Zamanda geriye dönüp baktığımızda bir grup kerpiç ev inşa etmekte zorlanacak bir şey olmadığını düşünmek çok kolaydır. Yalnızca birkaç yüz kişilik nüfusa sahip bir yerleşmede yaşamak bugün bizlere barış ve sadelik içinde bir yaşam gibi görünebilir. 

 

Oysa bu geriye dönük bakış açısı yanıltıcıdır. Yapılması gereken karşılaştırma Neolitik Dönem (günümüzden 12.000-8.000 yıl önce) insanlarının yaşam biçimi ile kendilerinden önceki Paleolitik Dönem insanlarının yaşam biçimi arasında olmalıdır. Bu perspektiften bakacak olursak insan toplumunun geçirdiği dönüşümün olağanüstü olduğunu görürüz. 

 

İnsan, 2 milyon yıldan fazla bir süre boyunca hareketli yaşam biçimine sahip, toplayıcılıkla geçinen küçük ölçekli gruplar halinde yaşamıştır. Daha 20 bin yıl öncesine kadar Güneybatı Asya boyunca, aşağı yukarı 20 kişiden oluşan küçük ölçekli insan grupları tek bir yerde birkaç haftadan fazla bir süre kalmayacak şekilde bir kamptan diğerine hareket halinde yaşamaktaydı. Kimi zaman bir mağara ağzında belirli bir süre geçiren bu insan grupları kimi zaman ise mevsimsel olarak göç eden yabani hayvan sürülerini avlamaya uygun yerlerde bir ay kadar kalmaktaydı. Milyonlarca yıl boyunca varlığını sürdüren bu yaşam biçimi günümüzden yalnızca 10.000 yıl öncesinde -sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda- dönüşüme uğradı. 

 

Günümüzden yaklaşık 20.000 yıl öncesinden itibaren Güneybatı Asya’nın bazı bölgelerindeki avcı-toplayıcı gruplar belirli bir yerde daha uzun süre kalmaya ve daha kalabalık gruplar halinde yaşamaya başladılar. Yerleşmek için ise yerel kaynakların mevcut olduğu yerleri tercih ettiler. Günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesinden itibaren yaklaşık 100 veya 200 kişiden oluşan insan toplulukları Yukarı Dicle Vadisi’ndeki Körtik Tepe gibi küçük ölçekli kalıcı yerleşmelerde yaşamaya başladı. Bu tür bir köy topluluğu bugün bizlere küçükmüş gibi görünebilir ancak bu topluluğun kendilerinden önceki avcı-toplayıcı gruplardan 5 ila 10 kat daha büyük olduğunun altını çizmekte fayda var. Takip eden yüzyıllarda kalıcı yerleşimlerde bir arada yaşayan toplulukların boyutu gitgide büyüdü. Günümüzden yaklaşık 10.000 yıl öncesine gelindiğinde, Kapadokya bölgesindeki Aşıklı Höyük yerleşmesi yoğun bir biçimde birbirine bitişik düzende konumlanmış küçük evlerden oluşan 10 hektardan büyük bir alana yayılmaktaydı. Günümüzden 9000 yıl öncesinde ise, Konya Ovası’ndaki Çatalhöyük yerleşmesi yaklaşık 6000-8000 kişiden oluşan bir nüfusa sahipti. Bu rakam, daha önceki avcı-toplayıcı grupların nüfusunun 100 veya 200 katıdır. 

 

Yoğun biçimde bitişik düzende konumlanmış evler ve apartmanlarda çok sayıda kişinin bir arada yaşaması fikri bize hiç de uzak değildir. Ne de olsa bu, içine doğduğumuz ve çocukluğumuzdan beri ailelerimiz tarafından bize gösterilen yaşam biçimidir. Ancak eğer zamanda geri gidecek ve bir Neolitik Dönem yerleşmesinde yaşayacak olsak bu bizim için son derece zorlu bir mücadele olurdu. Öyle ki, yüzlerce kişiden oluşan kalıcı yerleşmelerde bir arada yaşama biçimini ilk kez tasarlayan topluluklar, istikrarlı ve dirençli topluluklar yaratmak ve onları ayakta tutabilmek için yeni yöntemler üretmek durumundalardı.

 

Yazı: Trevor WATKINS 

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 69. sayısından ulaşabilirsiniz.