AVCI TOPLAYICI: İNSANLIĞIN EN UZUN YOLCULUĞU

Toz bulutları yerküreyi oluşturdu. Zaman içinde yerküre ve atmosferinin yapısı canlıların oluşmasına olanak sağladı. Böylelikle doğa tarihi sürecinde tüm canlılar birtakım fırsatlar yakaladı ve gelişti. Öte yandan bu süreçteki birtakım doğal yıkımlar bazı canlıların yok olmasına neden oldu. Doğanın yüz milyonlarca yıl önce yaşamasına fırsat tanıdığı fakat günümüzde bütünüyle soyları tükenmiş sayısız tür vardır. Doğanın insana sunduğu fırsat bizim hikâyemizi başlattı. İşte bu hikâye günümüzden 2,5 – 3 milyon yıl önce başlamıştır.

İnsanlık tarihinde günümüzden 2,5 – 3 milyon yıl önce belirginleşen ve Yakın Doğu’da yaklaşık 12 bin yıl önce besin üretim uygulamalarının başladığı sürece kadar geçen zaman aralığındaki geçim stratejisine, avcılık-toplayıcılık adını veriyoruz. İnsanların bu şekilde yaşayabilmesi için temel davranış biçimi mevsimlere göre değişkenlikler gösteren konar-göçerlik olmuştur. Av hayvanlarının yıl içindeki göçüne bağlı olarak insanlar da sürekli yer değiştirmiş ve bu hayvanları takip etmişlerdir. Öte yandan bir bölgedeki doğal besin kaynaklarının mevsimsel olarak azalması ya da tükenmesi sonucunda, daha uygun alanlara göçerek on binlerce kuşak boyunca yaşam döngüsü sağlanmaya çalışılmıştır. Bu sürece Paleolitik Çağ [Türkçe=Yontmataş Çağı] adını veriyoruz.

 

Avcılık-toplayıcılık terimi -özünde- ekonomik anlam barındıran bir kavramdır. Ekonomi ise Yunanca “oikos” yani “ev” ve “nomos” yani “yasa” terimlerinin birleştirilmesi ile türetilmiştir. Kısacası bu terim insanlık açısından yaşam biçimi anlamında bir “geçim stratejisi” kavramını barındırır. İnsanlar günümüzden 12 bin yıl öncesinden sonra da avlanmaya ve toplayıcılık yapmaya devam ettiler. Ancak bu eylemleri yaparken aynı zamanda besin üretim aşamalarının ilk modellerini de geliştirmeye başlamışlardı. Hatta en erken besin üretiminin başladığı erken Neolitik Çağ içinde avcılık-toplayıcılık, ekonomik açıdan çok daha verimliydi. Gelişen süreç içerisinde bu durum tersine dönmeye başladı. Dolayısıyla, harcanan daha fazla emeğe karşın çok daha küçük bir alandan elde edilen daha fazla tarımsal ürün, yeterince cazip gelmiş olsa ki insanlar “geri dönüşü olmayan yol”a girmişler, tarıma başlamışlar ve hayvanları evcilleştirmişlerdir. Elbette besin üretim mekanizmaları bu kadar kolay ve kısa anlatılamaz, hatta içinde birçok değişkene sahip paradigmalar içerir. Ancak konumuz gereği bundan kaçınıyor ve avcılık-toplayıcılığa odaklanıyoruz.

 

Yazı: Metin Kartal

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 67. sayısından ulaşabilirsiniz.