Bursa Cumalıkızık ve Bergama Unesco Dünya Mirası Listesinde

“Bursa Cumalıkızık” ve “Bergama”, Doha’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 38. Dünya Miras Komitesi toplantısında Dünya Miras Listesine girdi.

Katar Ulusal Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Katar’ın değişiklik teklif ettiği “Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” ve Almanya›nın teklif ettiği “Bergama, çok katmanlı kültürel peyzaj alan” dosyaları Dünya Miras Listesi›ne kabul edildi. “Cumalıkızık Erken Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri” ve “Bergama’nın kabulünün ardından Türkiye’nin Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı alanlarının sayısı 11’den 13’e çıktı. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin (ICOMOS) değerlendirmelerinin ardından, iki yerleşim merkezi aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 21 komite üyesinin ortak kararıyla oylama yapılmadan Dünya Miras Listesi’ne alındı. Bursa Cumalıkızık köyünün 998. olarak yer bulduğu Dünya Miras Listesi’nde Bergama 999. olarak tescillenirken, toplantıda Botswana, Okawanga Delta’sı doğal miras alanlarından bininci alan olarak tescil edildi.
 
BERGAMA
Hellenistik bir krallık olarak tarih sahnesine çıkan Pergamon’un (Bergama) çevresi MÖ 3.-2. binyıla kadar uzanan arkeolojik kalıntılara sahiptir. Hellenistik Dönemin karmaşık ve zorlu koşullarında bir hanedanlık olarak ortaya çıkan Pergamon Krallığı, dönemin dört büyük başkentinden biri olur. Yakaladığı askeri başarıların ardından gelen kültürel çalışmalar sonraki çağlarda bile adından söz ettiren bir miras bırakmıştır. Hellenistik Dönemin en ünlü ve tanınmış heykeltıraşlık okuluna sahip kent, MÖ 2. yüzyılda Zeus Sunağı’nı kazandırır insanlık tarihine. Kentin adı ile anılan Bergama heykeltıraşlık tekniği halen dünyanın en ünlü ve zorlu heykeltıraşlık tekniği olarak kabul edilir. Biri 40 kilometre ve diğeri ise 70-80 kilometre uzaklıktan su getiren yolları, nehirlerin üzerine kurulan devasa Mısır tanrılarına adanmış tapınağı (Kızıl Avlu), dik yamaçlarda teras oluşturarak inşa edilen tiyatroları, gymnasionları, hamamları ve tapınakları günümüz kentinin içinde halen yaşayan ve tarihe tanıklık eden yapılardır. Döneminin bir diğer büyük krallığı olan İskenderiye ile kültürel ve sanatsal açıdan da sürekli bir yarış içinde olan Pergamon, sahip olduğu kütüphane ve yetiştirdiği filozoflarla da döneme damgasını vurmuştur. Ortaçağ’ın sonuna kadar bilim ve kültürün aktarılması ve saklanması amacıyla kullanılan parşömen Bergama krallarının istekleri üzerine icat edilmiştir. Bugün halen kullandığımız ‘’parşömen’’ adı Pergamon’dan gelmektedir. Krallığın ardından gelen Roma İmparatorluğu Döneminde Asya eyaletlerine başkentlik yapmaya devam eden Pergamon, şehir planlaması, inşaat teknikleri ve kültürel hayattaki öncü rolü ile antik dünyanın metropolü olmuştur. Kentte ayrıca İncil’de geçen Erken Hıristiyanlık Döneminin yedi kilisesinden biri de bulunmaktadır. Son olarak Osmanlı İmparatorluğu Döneminde şekillenen kültürel ve ticari akslar üzerinde yeniden yapılanmıştır. Kent, Antik Çağda ev sahipliği yaptığı şölen ve spor karşılaşmaları ile ünlüdür. Atatürk’ün isteği ile 1937 yılında başlatılan, Cumhuriyetimizin en eski ve aralıksız süren festivali ‘’Bergama Kermesi’’ ise bu antik geleneğin modern dünyada devam eden şekli olarak yaşamaktadır. İnsanlık tarihinin binlerce yıllık serüvenine tanıklık eden Bergama adını UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne yazdırdı.
 
BURSA CUMALIKIZIK
Osmanlı kırsal mimarisinin en görkemli köy yerleşimlerinden biri olarak günümüze kadar gelmeyi başaran Cumalıkızık, Uludağ’ın güney eteklerinde kurulan 700 yıllık bir vakıf köyüdür. 1339 tarihli Orhan Vakfiyesi’ne göre Kızık köyleri imaret için vakfedilmişti. Kızık 24 Oğuz boyundan biridir. 1303 yılında Bursa yöresi tekfurlarını yenen Orhan Gazi, Kestel’i fethedince yöre Türkmenlere açılmıştır. Cumalıkızık geleneksel Osmanlı mimarisine göre şekillenmiş, özgün sivil mimarlık örnekleri olan evlerin organik sokak dokusu ve anıtsal yapılarla bütünleştiği önemli bir kültür mirasıdır. İçlerinde yaşamların sürdüğü evleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Cumalıkızık; tarihi, doğal ve kültürel değerleriyle UNESCO dünya tarihi mirası listesine alınmıştır. Osmanlı döneminde Uludağ’ın etekleri ile vadiler arasında sıkışıp kalan köylere kızık adı verilmiştir. Diğer kızık köylerinde yaşayanların Cuma namazı için toplandığı yer olduğundan bu köyün Cumalıkızık adıyla anıldığı söylenir. Kızık köylerinden yalnızca Cumalıkızık, Hamamlıkızık, Derekızık, Değirmenlikızık ve Fidyekızık bugüne kadar gelebilmiştir. Ancak Cumalıkızık dışındakiler özgün dokularını koruyamamışlardır. Yaklaşık 10 hektarlık bir alanda kurulmuş olan Cumalıkızık Köyü’nde bulunan 270 dolayındaki evin yüzde 60’ında halen oturulmaktadır. Tescilli yapı sayısı 133’dür. Bunlardan ikisi anıtsal yapı (cami ve hamam), 128’ i de sivil mimarlık örneği yapıdır. Ayrıca köy meydanında tescili yapılmış iki anıtsal çınar ve caminin doğusunda çeşme vardır. Geleneksel Osmanlı yerleşmelerinde gözlemlenen cami, köy kahvesi ve ulu çınar üçlemesinin oluşturduğu merkez Cumalıkızık’ta da görülmektedir. Topografyaya göre şekillenmiş organik sokak dokusunu oluşturan yapılar bölgenin karakteristik özelliklerine göre tasarlanmıştır. Bu nedenle her sivil mimari yapı örneği diğerinden farklıdır. Bu farklılık da köy dokusunu zenginleştirmiştir. Yassı taş döşemeli dar sokakların orta kısımları, yağışlı günlerde suyun akıp gitmesi için sokak hafif çukur bir kanal haline sokulmuştur. Bu özellik köyün özgün yapısının bir parçasıdır. Zemini taş döşeli sokağın, ortasında yer alan eğimli yüzey, saçaklardan gelen yağmur suyunu evlerin cephesinden uzaklaştırmanın yanı sıra, köyün en üst noktasında yer alan kaynaktan, suyun bilinçli bir şekilde dağıtımında da kullanılmaktadır.