MİTOLOJİNİN KÖKENİ VE YAYILIMI

Mit nedir? İnsan ne kadar zamandır varsa mitler de o kadar eski ve gizemli. İnsanların en eski ve önemsedikleri, toplumda sürekli başvurdukları anlatıları kapsıyor mitler. Bir bakıma da toplumlara dışarıdan bir bakışla “mit” denmiş, modern bilimin insani olgu olarak kabul ettiği mitler kastedilmiştir.

Toplumlar ve ülkeler, sıklıkla “Batılı”, “Doğulu” veya muadili kategorilerle nitelendirilirler. Bu sınıflandırma Haçlı seferleriyle sertleşmiş ayrıştırıcı dini kimlik algıları ile daha eski Yunan-Roma dönemlerindeki uygar-barbar ayrımına dayanır gibi görünür. 19. yüzyıl endüstriyel devrimiyle sanayileşen toplumlarla diğer toplumlar arasındaki güç ve zenginlik u.urumundan etkilenmiş ve bir tür bireyci rasyonalizmi ön plana çıkaran sömürgeci bir dönemden etkilenmiştir. Oysa Eski Yunanca yazan farklı etnik kökenli yazarlar, MÖ 5. yüzyılda Persleri ötekileştirdiği zaman bile bu basit bir “öteki” olmamıştır. Sparta ve Atina, aralarındaki savaş ve mücadelelerde Perslerden destek almıştı. Ortaçağda da gündelik hayatta günümüz önyargılarına meydan okuyan bir etkileşim ve kültürlerarası anlayış vardı. Ortaçağ Avrupa’sında, Arapça bilim dili olarak kabul edilirdi.

 

William Jones’un (1746-1794) Hindistan’da İngiliz idaresi için yargıçlık yaptığı sırada, Sanskrit ile Yunanca, Latince ve Avrupa dilleri arasındaki yapısal ilişkiyi fark etmesiyle yeni bir dönem açıldı. Bu ilişki yine Hint-Avrupa dillerini temel alan bir dilbilim etkisindeydi. Jones; Sanskrit, Yunanca, Latince ve başlıca Avrupa dillerinin aynı Hint-Avrupa dilinden türediğini savundu. Dilbilim açısından bu yeni bir çığırdı. 19. yüzyılda Rig Veda’nın kapsamlı çevirisini üstlenen ve bu eserin tarihi arka planını MÖ 15. yüzyılda Hindistan’ı fetheden, Eski Sanskrit dili konuşan savaş.ç bir toplumun gelenekleri olarak tahayyül eden Friedrich Maximilian Müller (1823-1900), Hint-Avrupa dil ailesine ait dilleri konuşan toplumların mitolojilerini, “karşılaştırmalı mitoloji” adı altında çalıştı. Mitlerin çıkış noktalarını Hint-Avrupa dil etimolojileriyle ilişkilendirmeye çalıştı.

 

Sömürgecilik ve takip eden dönemlerde Avrupa’nın ötesinde farklı toplumların mitleri ve destanları hakkında bilgi dağarcığı gelişince farklı dil ailelerine üye çok farklı toplumların birbirlerine benzemelerini sağlayacak mitler ile karşı karşıya kalındı.

 

James Frazer’ın (1854-1941)“Altın Dal” (Golden Bough) adlı eserinde Roma yakınlarındaki Alban tepesinde Tanrıça Diana’ya adanan ormanda tanrıçaya ait ağaçtaki “altın dalı” koparan kaçak bir köle bile dövüşte yendiği rahibin yerine geçerek rahip olur ve “Ormanın Kralı” unvanını alırdı. Bu garip sayılabilecek geleneğin eski bir dönemden bir “kalıntı” olduğunu savunan Frazer, nasıl bir inanç ve ritüelin olabileceği konusunda dünya mitolojilerinden benzeri motif ve olguları kullanan bir analiz yapar. Geleneksel Eski Yunan mitlerini içeren Apollodorus’un Kütüphanesi’nin 1921 yayınında ise Frazer, Yunan mitlerini daha iyi anlamak amacıyla farklı kültürlerden mit, destan ve öykülere de yer vermiş, mitlerin en eski halleri hakkında görüş bildirmiştir. Benzer olduğu düşünülen mitlerin veya mit öğelerinin nasıl çeşitlendiği sorusu geliyor akla. Günümüzde bu bağlamda en dikkat çeken hipotezlerden biri, Nikolai Sergeyevi. Trubetzkoy’un 1939 yılı Acta Linguistica dergisinde yayınlanmış bir makalesinde dilbilimde savunduğu “uyuşum” (convergence) kavramına dayanır. Bu kavrama göre toplumlar uzun süre etkileşim halinde oldukları için farklı dönemlerde diller birbirlerinden özellikler alabilir. Aynı şekilde, Doğu Akdeniz coğrafyasındaki kültürlerarası etkileşim ile mitlerde görülen motif ve fikirlerin dolaşım ve yayılım halinde olduğu düşünülebilir. Buna çarpıcı bir örnek ise tanrıların egemenlik savaşlarının Hitit, Hurri, eski Yunan, Fenike ve Mısır geleneklerinde benzerlikler içeren mitleridir. Bu karşılaştırma için Robert Mondi’nin 1990 tarihli “Yakın Doğu ışığında Yunan Mit Düşüncesi” (Greek Mythic Thought in the Light of the Near East) yazısına başvurulabilir.

 

Yazı: Selim Ferruh ADALI 

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 70. sayısından ulaşabilirsiniz.