NICOMEDIA UYANIYOR…

Büyük bir kentte, hele ki büyük bir sanayi kentinde müzecilik yapıyorsanız, hafta sonu ısrarla çalan cep telefonunuz yeni bir arkeolojik keşfin habercisidir, bilirsiniz.

Bu durumda bir acil doktorundan daha hızlı hareket etmeniz gerekir. Aksi takdirde sonuç geri dönülemez olabilir. Güzel bir ilkbahar pazarında ailemle kahvaltı ederken yaşanan sahne tam da bu oldu. Telefondaki ses “büyük bir mezar” bulunduğunu söylüyor. Hızlıca müzedeki nöbetçi uzman arkadaşım Sanat Tarihçisi Özay’ı arayıp olay yerine geçmesini istiyorum. Ardından bir yandan hızlıca hazırlanıp, bir yandan iki küçük kızıma niçin gitmem gerektiğini anlatıyorum fakat bu güzel anları bıçakla kesiyormuş gibi bir anda kesip kenara atmamı hiçbir zaman anlamadıklarını, sebeplerimi dinlemek bile istemediklerini biliyorum. Bir baba olarak durumu izah etmek çok zor ancak bir müzeci olarak onlar ve tüm çocuklar için, onların geleceği için çabaladığımın farkındayım.

 

Büyük bir süratle vicdanımın sesini susturduktan sonra arabama atlıyorum ve kısa bir süre sonra olay yerindeyim. Gördüklerime inanamıyorum!

 

“Büyük Mezar”

 

Kocaeli’nin İzmit ilçesi, Serdar Mahallesi, D-100 karayolunun 20 metre güneyinde, No:59’da İSU Genel Müdürlüğü (Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) bahçesindeyiz. Sosyal tesis inşaatları için açılan temel kazısında buluntulara rastlamışlar. Telefondaki sesin neden buluntuyu “büyük mezar” olarak tanımladığını görünce anlıyorum. Önümde doğu-batı doğrultusunda uzanan ve in situ oldukları anlaşılan 3 lahit uzanıyor. Biri bugüne kadar Nicomedia’da bulunan neredeyse en büyük lahit olabilir. Ve her zamanki gibi olayın mesleki heyecanını sayılı saniyelerle hissedebildikten sonra sıra “gerçeklere” geliyor; “acı gerçeklere”.

 

Yazı: Rıdvan GÖLCÜK

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 60. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.