HİTİT DEVLETİNDE TİCARET

MÖ 17. yüzyıl Anadolu´sunda köklü bazı değişiklikler meydana gelir. Daha evvel Anadolu’da geniş bir ticari ağ kurmuş olan Assurlar, aniden ortadan yok olur ve Anadolu’da yavaş yavaş bazı ‘büyük güçler’ ortaya çıkar.

 

HİTİT DEVLETİNDE TİCARET

MÖ 17. yüzyıl Anadolu'sunda köklü bazı değişiklikler meydana gelir. Daha evvel Anadolu’da geniş bir ticari ağ kurmuş olan Assurlar, aniden ortadan yok olur ve Anadolu’da yavaş yavaş bazı ‘büyük güçler’ ortaya çıkar. Anadolu’nun bu döneminde çok sayıdaki küçük ‘höyük’ yerleşmelerinin hızla azaldığını, onların yerine sayıca daha az orta ve büyük ölçekli merkezlerin geçtiğini gözlemlemek mümkündür. Assurların Anadolu’yu terk etmesinin arkasındaki neden, muhtemelen Anadolu'daki bu değişim ile doğrudan ilişkilidir. Sonuç olarak MÖ 1650 yıllarında Anadolu tarihini derinden etkileyecek Hitit Devleti kurulur.

Hititler, merkezi devletlerini devam ettirebilmek için daha evvel hiç var olmayan bir sistem kurmak zorundaydı. Bu sistem, hem devlet idaresi yönünden hem de ekonomik yönden Anadolu gibi yer yer dağlık ve birbirinden kopuk bölümlerden oluşan bir coğrafya için son derece büyük önem taşımaktaydı. Hititlerin başkenti Hattuša’da (bugünkü Sungurlu-Boğazkale) bu sistemi yansıtan binlerce çiviyazılı kil tablet ve tablet parçaları (fragman) ortaya çıkartılmıştır. Bu yazılı belgeler bize Hitit Devleti’nin, ya da kendi deyimleriyle Hatti Ülkesi’nin, birçok alanı hakkında bilgi verdiği gibi, ekonomisi hakkında da bilgiler vermektedir. Ancak dini ritüeller, devletlerarası yazışmalar, mitolojik hikâyeler gibi diğer konulardaki belgelerin sayısı yüksekken, ekonomik metinlerin sayısı önemli ölçüde daha azdır. Hitit tablet arşivleri, genellikle devlete ait kayıtları içerdiği için, ekonomi ile ilgili metinler de ekseriyetle devlete ait malların kayıtları ile ilgilidir. Farklı şekilde söyleyecek olursak, Hitit metinleri arasında, Assur Ticaret Kolonileri Çağı belgelerinde olduğu gibi, özel şahıslara ait kira kontratları, satış belgeleri ve borç senedi gibi belgeler yoktur.

Para, bilindiği gibi MÖ 7. yüzyılda Lidyalılar tarafından icat edilmiştir. Bizim dönemde ise ticaret “değiş tokuş” usulü ile yapılıyordu. Dolayısıyla bir inek ya da bir çuval buğday başka bir malın satın alınması için kullanılabilirdi. Fakat yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, değerli metaller zamanla ödeme aracı olarak önem kazanmıştır. III. Ur Hanedanı Döneminde (MÖ 2111-2003) bazı metinlerde ödeme aracı olarak gümüş halkalar kaydedilmiştir, benzeri gümüş halkalara Eski Babil (MÖ 2003-1595) Dönemi metinlerinde de rastlanmaktadır. Daha sonraki dönemlerde gümüşü değişik şekillerde görmekteyiz. Bir metinde gümüşün kırıklarından (šibirtu), başka bir metinde ise gümüşün kesilmiş parçalarından (bitqu) bahsedilir. Ödeme aracı olarak gümüşün yanında altın, tunç ve tahılın da önemli bir yeri olduğu görülür. Aynı şekilde değerli metallerin formu da değişiklik gösterir. Halkalar yanında, metallerin şekli çubuk veya külçe de olabilirdi. Değerli metallerin daha sık

……………….

…………………

Yazı :Yrd. Doç. Dr. Metin ALPARSLAN

Yazının Devamı: Aktüel Arkeoloji Dergisi: 33. sayısında