KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN BİR TARİH TUNCELİ/DERSİM MÜZESİ

(66. Sayı - ANTİK ÇAĞDA EKONOMİ )

2018 yılına kadar müzesi olmayan birkaç ilimizden biri olan Tunceli´de, bu eksikliği gidermek amacıyla çok önemli bir adım atılmıştır.

Makalenin başlığından da anlaşılacağı üzere yangın sonucu tahrip olmuş metruk bir bina restore edilerek Tunceli/Dersim Müzesi olarak kullanıma hazırlanmaktadır. Müze olarak kullanılması kararlaştırılmadan önce kaderine terk edilen bu tarihi bina, tapu kayıtlarına göre Tunceli ili, Merkez, Alpdoğan Mahallesi, pafta 3, ada 290, 1 No.lu parselde 1937 yılı, Teşrin-i Evvel ayında ´Kışla Binası´ olarak yaptırılmıştır.

 

"Erken Cumhuriyet Dönemi Yapısı" özelliği göstermesi nedeniyle Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından II. grup idari yapı olarak tescillenmiştir. Yapının Tarihi 1937 yılında yapımı tamamlanan tescilli tarihi bina, 1949 yılına kadar askeri kışla binası olarak kullanıldıktan sonra Milli Savunma Bakanlığından Maliye Bakanlığına devredilmiştir. Maliye Bakanlığına devrinin yapılmasından sonra bir tadilat geçiren yapı, 1949 yılından 1990´lara kadar memur lojmanları olarak kullanılmıştır.

 

1990´lardan sonra müzeye dönüştürme çalışmalarının başlatıldığı 2015 yılı Şubat ayına kadar yaklaşık 65 ailenin içinde yaşadığı bir yer olmuştur. Söz konusu bina, hazırlanan proje ve yapılan yazışmalar sonrasında 2015 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne Tunceli/Dersim Müzesi olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu büyük oranda tamamlanan müze binası teşhir tanzim aşamasına gelmiştir. Yapının Mimarisi Yaklaşık 5.500 m²´lik bir alan üzerinde kurulu olan kare formlu, 5.800 m² kapalı alana sahip yapının kuzey cephesi 3 katlı, doğu, batı ve güney cepheleri ise 2 katlıdır.

 

Yapının 1.800 m2 büyüklüğüne sahip avlusu, hazırlanan projede konser, tiyatro, konuşma vb. etkinliklerin düzenlenebileceği bir formatta tasarlanmıştır. Müze faaliyete geçtikten sonra bu avlu, belki de misafirlerini ağırlayacağı en önemli mekânlardan biri olacaktır. Alman mimari tarzında yapılan binanın, Tunceli ilinde sadece üç benzeri bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Tunceli Merkez´de bir dönem Hükümet Konağı olarak kullanılmış, bugün ise J. Kur. Bnb. Korhan Koç Askeri Gazinosu olarak kullanılan ve Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescil edilerek koruma altına alınan binadır. Yapılardan bir diğeri, Merkez Geyiksuyu köyünde bulunan Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescil edilen ve halen askerin konuşlandığı binadır.

 

Sonuncusu Nazımiye ilçesinde bulunan Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescili yapılan İlçe Emniyet Müdürlüğü binasıdır. Bugün halen bir müzeye dönüştürülme çalışmalarının yürütüldüğü, yaklaşık 81 yıllık geçmişe şahitlik eden bu bina, yapısal özelliği nedeniyle sadece iki ana kapıdan girilip çıkılan, içine kapalı büyük bir ev karakterine sahiptir. Bu özellik bugüne kadar içerisinde yaşayanların çekirdek aileymiş gibi yaşamalarına neden olmuştur. Kendi tarihsel serüveni içerisinde önce askeri üs binası olarak hizmet veren, sonra memurlara, daha sonraları ise evsiz ve yoksullara ev sahipliği yapan bu bina, 2015 yılında başlatılan ve günümüzde sona yaklaşan çalışmalarla bundan böyle ilimizin arkeolojik, etnografik, antropolojik bilgi, bulgu ve değerlerine ev sahipliği yapmanın onurunu yaşayacaktır. Tunceli´nin Arkeolojik Potansiyeli ve Yapılan Çalışmalar Tunceli´nin arkeolojik potansiyeli müzemizin teşhirini ve depolarını dolduracak ölçüdedir.

 

Son yıllarda Tunceli´de, Düzce Üniversitesi Dr. Öğrt. Üyesi Yasemin Yılmaz başkanlığında yapılan yüzey araştırmalarında ve 1968-1974 yılları arasındaki Keban Barajı Kurtarma çalışmalarında bölgenin Alt Paleolitikten başlayarak günümüze kadar kesintisiz bir yerleşiminin olduğu kültürel kronolojinin bütün aşamalarına ait izler tespit edilmiştir. Avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata geçişin yaşandığı bu yöre, ardından Kalkolitik Çağ insanına ev sahipliği yapmıştır. Tunceli´nin en çok bilinen ve kazısı yapılan, bugün sular altında kalmış olan höyüğü Çemişgezek Pulur/Sakyol´dur. Bu yerleşim Kalkolitik ve Tunç çağlarında yöre insanlarının yaşam izlerine ilişkin önemli ipuçlarını geride bırakmıştır. Bu merkezden elde edilen bulgular yörenin hem arkeolojik geçmişinin büyük bir potansiyel taşıdığını hem de uzak diyarlarla binyıllar öncesine dayanan iletişim ağına sahip olduğunu göstermektedir. Ancak Tunceli´de bu süreçten sonra kazı çalışması yapılmamıştır.

 

Dahası, bilim dünyasının bilmediği birçok höyük, yerleşim kalıntısı ve kale, kazısı yapılmadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Şu an için resmi kayıtlara göre, Tunceli iline bağlı, Tunceli Merkez ile Çemişgezek, Pertek, Mazgirt, Hozat, Ovacık, Nazimiye ve Pülümür ilçelerinde tescillenerek koruma altına alınan kültür varlıkları arasında toplam 22 arkeolojik sit, 28 mezarlık, 7 çeşme, 4 idari alan, 1 tarihi yol, 7 köprü, 12 cami, 4 kaya mezarı, 5 hamam, 1 medrese, 7 türbe, 5 kilise, 5 konut, 2 kale, 2 doğal varlık, 2 şapel ve 2 idari yapı bulunmaktadır. Tunceli´nin hemen güneyinde bulunun illerde bu sayılar yüzlerle ifade edilirken, her tarafı tarih kokan Tunceli ilimizde bu sayının oldukça az olmasının birçok sebebi vardır ancak tartışmasız en önemli sebeplerinden biri bugüne kadar Tunceli´de bir arkeoloji müzesinin olmayışıdır. Arkeolojik açıdan saklı kalmış olan bu kent, bu görkemli yapıyla birlikte artık Tunceli´nin tarihine ışık tutmaya ve gelen misafirlerine ilin geçmişini anlatmaya başlayacaktır. Marka şehir ve cazibe merkezi olmanın yollarından biri de o ilin kültürel zenginlikleri ve bu alanda yapılan bilimsel çalışmalardan geçmektedir. Tunceli/Dersim Müzesi, ilimiz için bu yönde atılmış en ciddi adımlardan biri olması açısından da önem arz etmektedir.

 

Arkeoloji dünyasının uzaktan takip ettiği, hakkındaki bilgileri literatürden edinmeye çalıştığı Tunceli ili, müzesinin açılışıyla beraber, arkeolojik araştırmaların yürütüldüğü, elde edilen sonuçların kentin sakinlerine ve ziyaretçilerine sunulduğu bir merkez olacaktır. Müzenin açılışıyla ivme kazanma olasılığı artacak olan arkeolojik, tarihsel araştırmalarla birlikte, arkeolojik geçmişi saklı kalmış bu bölgenin Doğu Anadolu arkeolojisinde yepyeni bir sayfanın açılmasına öncülük edecektir. Kentin doğal güzelliklerinin kültürel birikimiyle birleşmesinin önemli bir adımını temsil eden müzenin açılışıyla beraber, ildeki kültürel aktivite ve çalışmalar yerli-yabancı turistleri cezbedip kentin ziyaretine neden olabilir. 1936 yılı Teşrin-i Evvel (Ekim) ayında tamamlanan bina, kentin kadim tarihine yakışır özellikleriyle ilin Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak açılmayı sabırsızlıkla beklemektedir.