SADBERKHANIM MÜZESİ

Bu müzenin kurulmasına neden olan annem Sadberk Hanım, Türk vatandaşı olarak topluma ödenmesi gereken görevleri olduğuna inanan Vehbi Koç’un sevgili eşidir. Vehbi Koç, ülkesine pek çok konuda hizmet etmiştir.

 

VEHBİ KOÇ VAKFI SADBERK HANIM MÜZESİ

Bu müzenin kurulmasına neden olan annem Sadberk Hanım, Türk vatandaşı olarak topluma ödenmesi gereken görevleri olduğuna inanan Vehbi Koç’un sevgili eşidir. Vehbi Koç, ülkesine pek çok konuda hizmet etmiştir. Eğitim ve kültür bu hizmetlerden biridir. Bir insanın bu düşünce seviyesine gelebilmesi için bilinen gözle görülen unsurlarının yanı sıra bilinmeyenler de vardır. İşte bunlardan en önemlisi eşi, annem Sadberk Hanım’dır. O her konuda eşine destek olmuş, çocuklarının mutlu ortamını temin etmiş ve iyi yetişmelerini sağlamıştır. Evinin düzenini en iyi şekilde yoluna koymanın dışında, el işlerine ve el sanatına olan tutkusu ile seçkin bir koleksiyon meydana getirmiştir. Bu güzel eserlerin kendi adını taşıyacak bir müzede sergilenmesi ise hayatının son günlerine kadar en büyük arzularından biriydi.

Sadberk Hanım, Ankara’nın tanınmış ailelerinden, Seraktar Sadullah Bey’in ortanca kızıydı. 1908’de doğmuş ve 18 yaşında teyzezadesi Vehbi Koç ile evlenmişti. Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve yeni bir Türkiye… Ankara başkenttir. Bu yeni ortamda kendini kanıtlamak için çok çalışan bir işadamının şikayet etmeyen eşiydi Sadberk Hanım. Üç kız, bir oğlana müşfik bir anneydi. Geleneklerine bağlı, acıların ve sevinçlerin olgunlaştırdığı zengin bir iç dünyaya sahipti. Bu özellikleri ile renkli ve çevresini memnun etmeye çalışan bir hanımefendiydi. Kurduğu sıcak yuvada, sonsuz sabrı, güçlü bir espri anlayışı vardı. En büyük merakı el işleri yapmak, bahçesi ile uğraşmak, doğadaki şifalı otlar ve çocuklarıydı. İşte Cumhuriyet’in ilk hanımefendilerinden birisi olan sevgili annemin büyük bir özveri ile toplayıp sakladığı el işleri ve diğer eserler bu müzenin çekirdeğini oluşturmuştur.

23 Kasım 1973 tarihinde aramızdan ayrılan Sadberk Hanım’ın, bir müze kurmak arzusunu yerine getirmek, babam Vehbi Koç’un ve biz çocuklarının üzerine düşen en önemli görev olmuştur. Ne yazık ki, kendisi bu eserini göremedi. Şimdi geriye dönüp baktığımda, adını taşıyan bu müzenin bu kadar gelişebileceğini ve bu seviyeye ulaşabileceğini hiçbirimiz düşünemezdik.

Sevgi GÖNÜL

 

TARİHÇE

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi 14 Ekim 1980 tarihinde Sarıyer-Büyükdere’de Azaryan Yalısı olarak adlandırılan yapıda, Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç’un anısına, onun kişisel koleksiyonunu sergilemek üzere açılmış, Türkiye’nin ilk özel müzesidir.

Müze, iki ayrı yapı içinde yer alır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen “Azaryan Yalısı”, üç tam, bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapı olup kâgir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiştir. Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1980 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978-1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem’in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır.

Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunur. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekânları olarak kullanılmaktadır.

Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunur. Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında “Vidalı Yalı” olarak anılmasına neden olmuştur.

Sadberk Koç’un kişisel koleksiyonunda yer alan geleneksel kıyafet, işleme, tuğralı gümüş ve porselen gibi eserlerden oluşan müze koleksiyonu zaman içinde hibe ve satın alma yoluyla zenginleşmiştir.

Türkiye’nin büyük koleksiyonerlerinden Hüseyin Kocabaş’ın vefatından sonra, koleksiyonu Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonuna katılmıştır. Vehbi Koç Vakfı’nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş Eserleri'nin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan yarı yıkık durumdaki başka bir yalının ön cephesi aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 “Europa Nostra” ödülüne layık görülmüştür.

Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dâhil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı da yer alır. Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze kimliği kazanmıştır.

Sadberk Hanım Müzesi kuruluşunda yaklaşık 3 bin esere sahipken bugün 18 bini aşkın eseri bünyesinde toplamaktadır. MÖ 6. binyıllardan Bizans Dönemi sonuna kadar Anadolu’da yaşayan uygarlıkların maddi kültür kalıntılarını yansıtan arkeolojik eserler, Sevgi Gönül Binası’nda; Osmanlı ağırlıklı İslâm eserleri yanında Osmanlılar için yapılmış Avrupa, Uzak ve Yakın Doğu eserleri ile Osmanlı dönemi dokumaları, kıyafetleri ve işlemeleri Azaryan Yalısı’nda sergilenmektedir.

SEVGİ GÖNÜL

Vehbi Koç’un ortanca kızı Sevgi Gönül, 05 Haziran 1938 günü diğer kardeşlerinin de dünyaya geldiği Ankara Keçiören’deki bağ evinde doğmuştur. 1962 yılında Otosan'ın kurucularından Erdoğan Gönül ile evlenmiştir. Annesi Sadberk Koç’un eski eserlere merakına ve bunları temin etmek amacıyla gösterdiği çabalara tanık olan Sevgi Gönül, daha küçük yaşlardan itibaren annesiyle birlikte Kapalıçarşı’daki antikacıları dolaşarak eski eserlere yakınlık duymaya başlamıştır.

Sadberk Hanım’ın en büyük hayali olan müze kurma fikri onun ölümünden 7 yıl sonra 14 Ekim 1980 tarihinde Azaryan Yalısı’nda açılan ve Türkiye’nin ilk özel müzesi olan Sadberk Hanım Müzesi ile gerçekleşmiştir. Bu işlere yatkınlığı nedeniyle müze işleri Sevgi Hanım’a verilmiştir.

Kendi ifadesiyle “ailenin en eli boş, gönlü hoş” ferdi oluşu nedeniyle ona tevdi edilen bu görevi ölümüne kadar 23 yıl yerine getirmiş ve Sadberk Hanım Müzesi’nin “butik” bir müze ve uluslararası üne kavuşan bir kültür kurumu haline gelmesinde büyük çabalar sarf etmiştir.

Sevgi Gönül parlak zekâsının fevkalade ince zevkinin devamlı surette takip ettiği yayınlarla eserlere ilişkin bilgi edinmesinin ve yurtdışı seyahatlerinde dünyanın en ünlü müzelerini gezip inceleyerek müzecilik kültürünü geliştirmesinin yanı sıra aileden aldığı disiplinle profesyonel bir müzecinin hasletlerine sahip olmuştur. Müzenin gelişebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Müzeyi ayakta tutan Vehbi Koç Vakfı’nın yanı sıra kendi şahsi servetinden de hatırı sayılır katkılarda bulunmuştur.

Müze bugün sahip olduğu olağan üstü İznik seramikleri koleksiyonunu onun yurtdışından büyük bir dikkatle takip edip satın alarak yurda getirmesine borçludur. Bu eserlerin yanı sıra diğer koleksiyonerlerden veya şahıslardan satın alma yoluyla müzeye kazandırdığı değerli eserlerle bugün müze çok zengin bir kültür hazinesine sahip olmuştur. 1983 yılında Hüseyin Kocabaş’ın koleksiyonundaki eserlerin müzeye kazandırılması ile zengin bir arkeoloji bölümü oluşturulmuştur. 1988 yılında açılan ek binada sergilenen bu eserler, çağdaş bir müzecilik anlayışı içinde ziyaretçilerin hizmetine sunulmuş ve müze bundan dolayı Europa Nostra ödülünü kazanmıştır. Bu çabalardan dolayı Vehbi Koç Vakfı arkeoloji seksiyonunu Sevgi Gönül’e ithaf etmiştir. Bugün bu yapı “Sevgi Gönül Binası” olarak anılmaktadır.

2000 yılında Sevgi Gönül kendi fonundan hatırı sayılır bir ödeme ile Karia Koleksiyonunu müzeye kazandırmış dünyada benzeri olmayan bu eserler ile müzenin arkeoloji bölümü daha da zenginleşmiştir.

Müze bünyesinde tertiplenen konferans sergi ve müzik resitalleri gibi kültür faaliyetlerinin yanı sıra yurtiçi ve yurtdışında açılan sergilerle müzenin tanınmasında önayak olmuştur.