SİS İÇİNDE TARİH: TRABZON YÜZEY ARAŞTIRMASI

Dört mevsim rengini yitirmeyen ormanları, yaylaları, fındığı ve hamsisi ile belleğimize kazınan Trabzon, arkeolojik araştırmalar bakımındangözden kaçan bir bölgedir. Durum böyle olunca toplumsal hafızada kent tarihi ile ilgili öne çıkan kalıplaşmış dönüm noktaları vardır: Bir Hellen kolonisi olarak MÖ 1. binyılda kentin kurulması; bölgenin Roma egemenliğine girmesi; 1204 yılında İstanbul’un Haçlılar tarafından İşgal edilmesi sırasında Doğu Roma İmparatorluk ailesinden olan Komnenosların bölgede bir krallık kurması; Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de kenti fethetmesi. Kentte Roma Dönemi, Komnen Krallığı ve Osmanlı Döneminden günümüze ulaşan yapılar daha görünür iken, MÖ 1. binyıla ait bilinenler çoğunlukla antik dönem yazılı kaynaklarına dayandırılmaktadır. Tabii ki bunların içinde en ünlüsü Ksenophon tarafından MÖ 400’lerde kaleme alınan Anabasis/ Onbinlerin Dönüşü isimli eserdir. Pers prensi Kyros’un yanında savaşan Hellen askerlerinin anayurtlarına dönüşünün anlatıldığı askeri günce, bir koloni kenti olarak deniz kenarındaki Trapezous’tan (Trabzon) ve kentin güneyindeki iç bölgelerde yaşayan yerel halklardan söz eder. Günceye göre Trabzon kentine varmadan önce askerler denizi gördükleri yerde bir taş yığını yaparlar. Taş yığınının yapıldığı ileri sürülen yerlerden biri İskobel Yaylası’dır. Hellen askerlerinin yaptığına inanılan taş yığını defineciler tarafından tahrip edilse de günümüzde yayla sakinleri tarafından yeniden yapılmıştır. 

 

Anadolu arkeolojisinin bilinmeyen köşesi Trabzon, Hellenli kolonistlerin gelişine kadar insanoğlunun uğramadığı bir yer miydi? Bölge, tarihöncesi dönemlerde ıssız mıydı? “Trabzon İli Protohistorik Dönem Yüzey Araştırması” projesi ile bu soruların cevaplanabileceği düşünülmektedir. Eldeki arkeolojik verilere göre gerçekten MÖ 1. binyıldan önce bölgede hiç kimse yaşamamış gibidir. Ancak 2018 yılında başlayan projenin tamamlanan iki yılı sonucunda saptanan bulgular, bilinenden farklı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

 

Trabzon’daki ilk arkeolojik çalışmalar 1944 yılında gerçekleştirilmiştir. 2018 yılına kadar olan arkeolojik çalışmaların sayısı az ve düzensizdir. Buna bağlı olarak elde edilen veriler de yetersizdir. Araştırmaların vurguladığı ortak nokta ise bölgenin arazi koşullarından kaynaklanan zorluklarıdır. Bölgede rakım çok kısa mesafelerde hızla yükselip alçalır. Bu durum incelenmek üzere belirlenen araziye ulaşımı oldukça güçleştirir. Gerek orman içi gerekse çayırlık alanlardaki bitki örtüsü ise maddi buluntuları büyük ölçüde görünmez kılmaktadır. Trabzon bölgesinde arkeolojik çalışmalar konusundaki bir diğer zorluk ise özellikle sahil kesiminde görülen çarpık yapılaşmadır. Sahilde yerleşime müsait dar bir şeridin olması, mevcut alanların geçmişini bilmediğimiz bir dönemden itibaren yoğun bir şekilde kullanılmış olduğunu gösterir.

 

Öncelikle zorlukları ve tarihöncesi dönemlerdeki potansiyeli belirlenen bölgede, arkeolojik araştırmalar için multidisipliner bir anlayışla ekip oluşturulmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izinle 2018 yılında “Trabzon İli Protohistorik Dönem Yüzey Araştırması” projesi (TYAP) başlatılmıştır.

 

Yazı: Hülya Çalışkan AKGÜL

 

Yazının devamına Aktüel Arkeoloji Dergisinin 73. sayısından ulaşabilirsiniz.