VAN GÖLÜ HAVZASI’NDA YENİ URARTU KALELERİ

Van Gölü Havzası neredeyse tamamen volkanlarla çevrilidir, batıda Nemrut ve Süphan, kuzeyde Aladağlar ve Tendürekle aralıksız devam eden volkanlar arasındaki bu büyük göl kapalı bir havza oluşturur.

 

Van Gölü Havzası’nda Yeni Urartu Kaleleri

Urartu Krallığı başkentinin de yer aldığı merkezi bölge Van Gölü Havzası uzun yıllardır kazı ve araştırmalara sahne olmuştur. Urartu başta olmak üzere havzanın binlerce yıllık geçmişine ilişkin oldukça önemli bilgiler edinilen bu çalışmaların sayısı az değildir. Bizimde 1995 yılından beri havzada yürüttüğümüz yüzey araştırmaları bölgenin arkeolojik açıdan ne denli zengin olduğunu bir kez daha göstermiştir. 

İncelediğimiz 270 yerleşimin hemen hepsinde Urartu Dönemine ait izler bulunmuştur. Düzlük alanlar, vadiler, ovalar, dağ etekleri, yaylalar vb gibi her türlü alan çeşitli fonksiyonlardaki yerleşimlerle iskân edilmiştir. Bunların içinde çoğunluğu kaleler oluşturur. Bölgede incelediğimiz ve sayısı 150’yi bulan kaleler kısmen Erken Demir Çağında inşa edilmiş ve Urartu döneminde de kullanılmış görünür.

Van Gölü Havzası neredeyse tamamen volkanlarla çevrilidir, batıda Nemrut ve Süphan, kuzeyde Aladağlar ve Tendürekle aralıksız devam eden volkanlar arasındaki bu büyük göl kapalı bir havza oluşturur. Bu nedenle havza zorlu Doğu Anadolu iklimine göre çok daha ılımandır. Kuzeydeki Zilan ve Deliçay’ın dışında doğu kıyısında önemli nehirleri vardır, bunlar Çaldıran ve Muradiye ovalarını sulayan Bendimahi, doğuda Karasu ve Memedik-Özalp ile Gürpınar ovasından geçen Güzelsu-Hoşap nehirleridir. Havzanın büyük kısmı dağların arasındaki yüksek platolar ve yaylalarla kaplıdır, alüvyonlu ovalar ise son derece sınırlıdır. Bu yüksek platolar ve yaylalar bereketli otlaklarıyla hayvancılık açısından oldukça önemlidir. Patnos, Erciş, Muradiye, Van ve Gürpınar ovaları ile Karasu ve Memedik vadileri aynı zamanda tarıma elverişli düzlüklerdir. Çaldıran Ovası ise inanılmaz büyüklükte bir otlak görünümündedir. Elverişli geçim kaynaklarına sahip olmalarının yanı sıra bu yüksek düzlükler ve vadiler aynı zamanda havzanın doğal geçitleri olmaları nedeniyle Urartu merkezi bölgesinin Anadolu, Torosların güneyi, Kafkasya ve İran bağlantısını da sağlıyorlardı. Tüm bu nedenlerle arkeolojik yerleşimler büyük çoğunlukla bu ova ve vadilerde yer alır.

Yazı ve Fotoğraf : Aynur Özfırat