ZERZEVAN KALESİ

Roma İmparatorluğu’nun doğudaki en uç sınırını oluşturan Zerzevan, Edessa’dan (Şanlıurfa), Nisibis’e (Nusaybin) kadar uzanan antik yol güzergâhında yer alır. Sasani hükümdarları antik yolu batıya yaptığı seferler sırasında kullanmış ve Zerzevan Kalesi’nin bağlı olduğu Amida (Diyarbakır) ele geçirilmişti.

Roma İmparatorluğu’nun doğu­daki en uç sınırını oluşturan Anadolu’nun güneydoğusu eko­nomik, siyasi ve stratejik açıdan her zaman önemini korumuştur. Dönemin iki büyük gücü Roma ve Parth/Sasani­ler arasında, bu bölgenin hâkimiyeti için büyük mücadele yaşanmıştır. Bu stratejik noktada yer alan ve Roma’nın askerî yerleşimi olan Zerzevan Kalesi’nde yeni başlayan çalışmalar, bölgenin Roma Döneminin aydınlatılması açısından ol­dukça önemli bir rol üstlenmektedir.

 

Antik yol güzergâhında bulunan askerî yerleşim, 124 metre yükseklikteki kayalık bir tepenin üze­rine kurulmuştur. Yerleşimin güneyinde, kamu yapılarının da bulunduğu alanda, gözetleme ve sa­vunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, arsenal (silah deposu) ve kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer almaktadır. Kuzeyinde ise cadde-so­kaklar ve konutlar rahatlıkla takip edilebilmekte­dir. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı ibadethanesi, tahıl deposu ve henüz işlevi belirlenemeyen birçok yapı da tespit edilmiştir. Etrafı surlarla çevrili yerleşimin kalın­tıları yaklaşık 60 dönümlük bir alana dağılmıştır. Yerleşime su sağlayan kanallar ve sunu çanakları surların dışında bulunmaktadır. Nekropol alanın­da ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar bulun­maktadır.

 

Surlardan giriş doğudan, iki büyük burcun ara­sından sağlanmaktadır. Bütün yerleşim, yaklaşık 12-15 metre yüksekliğinde ve 2,1 - 3,2 metre ka­lınlığındaki surlarla çevrelenmiştir. 1,2 kilometre uzunluğundaki sur duvarına belirli aralıklarla yerleştirilmiş 10 burç ve 2 kule tespit edilmiştir. Aynı zamanda, burçlar arasında dışa çıkıntılı destek duvarları da bulunmaktadır.

 

Doğu sur duvarlarında burçların fazlaca yapılması ve antik yolun da bulunduğu tek girişin burada yer alması, konumunun saldırıya açık bir topoğrafik özelliğe sahip olmasındandır. Yerleşimin güneyinde dikkati çeken gözetleme ve savunma amaçlı üç katlı büyük kulenin

 

9,2 metreye kadar olan kıs­mı korunmuş, orijinal yüksekliğinin ise 21 metre olduğu tespit edilmiştir. Güney kulede gerçekleş­tirilen çalışmalarda yer altına doğru devam eden bir geçit tespit edilmiş ve bu geçidin bir bölümü ortaya çıkarılmıştır; fakat geçidin son kuşatmadan önce düzgün bloklar ve harç ile kapatıldığı görül­müştür. Cadde ve sokakların izlenebildiği kuzeye doğru alçalan bölge ise konut alanıdır. Kuzeydeki konut alanı dışında kamu yapılarının ağırlıkta bu­lunduğu güney bölümde ise, daha büyük boyutlu tekil yerleşim birimleri bulunmaktadır. Bu özel yapılar, kentin yöneticilerine ve üst düzey kişilerin kullanımına yönelik olmalıdır.

 

Yerleşimin merkezinde, Roma Dönemi kaya me­zarından dönüştürülmüş, burada yaşayan ilk Hıristiyanların kullandığı yeraltı ibadethanesi bulunmaktadır. Güneyde ise yeraltı ibadethanesinden sonra, MS 6. yüzyılda inşa edilmiş ve kent­te en iyi korunmuş kamu yapılardan biri olan do­ğu-batı doğrultusunda 4 mekândan oluşan kilise yer almaktadır. Alandaki en yüksek noktaya inşa edilmiş kiliseye güneydeki avludan girilmektedir. Kilisenin kuzeyinde ise yerleşimin en büyük yapı­sı yer alır. Dar uzun bir forma sahip, iki bölümlü bu yapı beşik çatıya sahiptir. Yapının silah (arse­nal) deposu olduğu düşünülmektedir. 1975 yılına kadar ayakta olan yapının doğu duvarı yıkılmış hâliyle görülebilmektedir.

Yrd. Doç. Dr. Aytaç Coşkun