KASKALAR

(64. Sayı - ANADOLU´NUN ERKEN HALKLARI )

Karadeniz´de Erken Bir Halk Hitit Devleti´nin kuruluşundan yıkılışına kadar Hititler ile Kaškalar arasında bitmek tükenmek bilmeyen mücadeleler meydana gelmiş; bu mücadele daha Eski Hitit Döneminde başlamıştır.

Kaškalardan (Kaşka) günümüze ulaşmış herhangi bir belge elde mevcut olmasa da Koloni Çağı, Hitit ve Yeni Assur dönemlerine ait çivi yazılı kaynaklardan Kaškaların kökeni, tarihi, coğrafyası ve kültürü hakkında çok önemli bilgiler elde edilmiştir. Eski Hitit devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar Kaškaları Hitit Devleti için her daim potansiyel bir tehlike olarak gören Hititler MÖ 1660 yıllarında Anadolu´ya gelmişlerdir.

 

Hititler Anadolu´ya gelmeden önce burada Orta Tunç Çağının çok yüksek bir kültürünün yaratıcısı Hattiler yaşamıştır. Hattilerin çok gelişmiş bir uygarlığa sahip olduğunu, Anadolu´daki birçok merkezde yapılan arkeolojik kazılar ve buralarda ele geçen arkeolojik kanıtlar göstermiştir. Bu çağda Anadolu, Hattili büyük krallıklar ve bu büyük krallıklara bağlı küçük yerel krallıklardan oluşan siyasal bir dokuya sahipti.

 

Kaneş/Kültepe´de ele geçen çivi yazılı kaynaklara göre Assur Ticaret Kolonileri olarak adlandırılan çağda (MÖ 1960-1750) Anadolu´nun zenginliği Assurların ilgisini bu topraklara çekmiştir. Assurlu tüccarlar, bu zengin kaynaklar üzerinde ticaret yapmak amacıyla Anadolu´ya gelmiş, Kaneš/Kültepe merkez karum olmak üzere Hattili büyük krallıkların etrafında karum (pazar yerleri) ve Hattili küçük krallıkların etrafında wabartumlar (menzil istasyonları) oluşturmuşlardır. Hitit çivi yazılı kaynaklarına göre Karadeniz bölgesinde Kaškaların yaşadığı coğrafyada yer alan Durhumit, Zalpa, Kaštama, Kuburnant, Tawiniia, Tuhupiia, Tumana, Tiwara, T/Dahara, ve Zimišhuna gibi ülke ve kentler Koloni Çağı Kaneš/Kültepe kaynaklarında karşımıza çıkmaktadır. Koloni döneminde bu ülke ve kentlerin bazıları hem karum hem de wabartuma, bazıları ise sadece karum ya da wabartuma sahipti. Karadeniz bölgesindeki bu yerleşimler büyük ya da küçük yerel krallığı olan veya bu krallıklardan birinin sınırları içinde yer alan Anadolu´nun önemli merkezleriydi.

 

Koloni Çağında Anadolu´daki yerel krallıklardan bazılarının Kaška ülkesi olan ya da Kaška egemenlik bölgesinde yer alan bu ülke ve şehirlerden oluşması, Kaškaların yerel krallıklar şeklinde Hitit öncesi Anadolu tarihi-coğrafyasında var oldukları, ayrıca Hattili ya da Hattilerle akraba Anadolu´nun yerli halkı olarak bu topraklarda yaşadıkları düşüncesini akla getirmektedir. Şayet Kaškalar, Hititler Anadolu´ya gelmeden önce Hattili veya Hattilerle akraba Anadolu´nun yerli halkı ise, bu durumda Kaškalar Tunç Çağı kültürünün Hatti Uygarlığı´nın yaratıcılarından biri olmalıdır.

 

Hititler Anadolu´ya gelip yerel krallıklardan oluşan bu siyasal dokuyu değiştirmiş, mevcut krallıkları ele geçirmiş ve merkezi bir otorite oluşturmuştur. Şayet Kaškalar, Anadolu´daki Hattiler veya onların akrabaları yerli halk ise, o zaman onlar ilk önceleri Hitit idaresini kabul etmiş, onlarla birlikte yaşamaya başlamıştır.

 

Hititçe çivi yazılı belgelerde Hitit Devleti´nin kuruluşundan yıkılışına kadar Hititler ile Kaškalar arasında yapılan bitmek tükenmek bilmeyen mücadeleler anlatılmıştır. Hitit-Kaška mücadelesi daha Eski Hitit Döneminde başlamıştır. Çünkü İmparatorluk krallarından III. Hattušili ve IV. Tuthaliya dönemine ait metinlerde Tiliura ve Nerik kentlerinin Hantili döneminde Kaškaların eline geçtiği ve Hitit ve Kaška arasındaki sınırın da Kummešmaha Nehri (Yeşilırmak) olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede Hitit kralları, kendi anlatımlarına göre, Eski Hitit Çağından itibaren Hitit topraklarını sürekli tehdit eden Kaškalara karşı sefer düzenlemek zorunda kalmışlardır. Ancak Kaška bölgesine yapılan bu askeri seferlerle uzun vadeli başarılar elde etmek mümkün olmamıştır. 

 

Kaška tarihine bakıldığında, Hititlerin ve Kaškaların farklı çıkarlar ve amaçlar doğrultusunda bu çatışmaları gerçekleştirdikleri gözlenmektedir. Hititler sürekli onların ürettikleri ürünlere, yetiştirdikleri sığır ve koyun gibi hayvanlara el koyarak, Kaška insanlarını tutsak alarak Kaškaları ekonomik ve iş gücü yönünden güçsüzleştirmiş, onları kendine bağımlı hale getirmiş ve merkezi bir güç kurmalarını engellemiştir. Hititler bu sayede Hitit-Kaška yaşam alanında tek merkezi güç olabilmiş ve kendi ekonomisini her daim canlı tutabilmiştir. Bu durumda Hitit krallarının Kaškalarla ilişkilerinin her daim düşmanca devam etmesini bizzat kendilerinin istemiş olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

 

Kaškalar penceresinden bakıldığında, Kaškalar da Hititler gibi doğal olarak ekonomisini güçlendirmek, siyasi bir birlik oluşturmak ve hâkimiyet alanını genişletmek çabası içindeydi. Hititler tarafından zamanla yaşam alanları kuzeye kaydırılan ve olasılıkla Anadolu´nun yerli halkı olan Kaškalar, büyük ihtimalle daha önceden yaşadıkları toprakları ve sahip oldukları her şeyi Anadolu´ya sonradan gelen Hititlerin elinden geri almak amacıyla Hitit hâkimiyetindeki topraklara akınlar yapmış, yerleşim yerlerini talan etmiş ve mülkiyetine geçirmiştir. Söz konusu vahim durum, Orta Hitit Dönemi kraliyet çifti Arnuwanda ve Ašmunikal´in dua/antlaşma metninde anlatılmıştır.

 

Arnuwanda ve Ašmunikal döneminde, Nerik´te Fırtına Tanrısı kültü ile ilişkili faaliyetlerin icra edilmesinde de doğal olarak en büyük sorun Kaškalar olmuştur. Kaškalarla kuvvet zoruyla başa çıkamayan bu çift, çareyi tanrılara yakarmakta bulmuştur. Arnuvanda ve Ašmunikal çiftinin tanrılara yakardıkları bu dua/antlaşma metninde, Kaškalardan yakınılırken ilk önce Kaška saldırılarının önlenmesinin tanrıların da çıkarları bakımından gerekli olduğu vurgulanmıştır.  Ayrıca Hititlerin bir diğer yakınma konusu ise, Nerik ve yöresindeki kentlerin Kaškaların elinde olması, Hitit pantheonu içinde çok önemli yer tutan Nerik Fırtına Tanrısı´na ait armağan ve kurbanların Hakmiš´e yollanması ve Nerik yerine Hakmiš kentinde kurulan Fırtına Tanrısı´nın tapınağına gönderilmek istenen eşyanın da yine Kaška saldırılarından kurtulamamasıdır. 

 

Bu çift, Kaškaların potansiyel tehlike olmalarını engellemek için başka bir çare olarak Kaškalarla antlaşmalar yapmışlardır. Orta Hitit Çağında Hitit antlaşma geleneğinde "Hitit-Kaška Antlaşmaları"nın aniden oldukça geniş bir alanı işgal ettiği görülmektedir. Bu antlaşmalarda daha ziyade Hititlerin egemenliği altındaki topraklar üzerinde Hititlerin ve Kaškaların bir arada yaşamalarını sağlayacak düzenlemeler yapılmış, Kaškaların diledikleri gibi hareket etmeleri bazı şartlara bağlanmıştır. 

YAZI ; DOC.DR. Leyla MURAT

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 64. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.