NATARUK VE SAVAŞIN TARİHÖNCESİ

Turkana Gölü zengin bir insan ve hayvan topluluğunu besledi. Bu dönemden bir düzineden fazla yerleşmede binlerce hayvan fosili, parçalar hâlinde insan kalıntıları, yüzlerce dikenli kemik zıpkın, taş aletler ve seramik açığa çıkarıldı.

Nataruk yerleşimi 2012 yı­lında Pedro Ebeya tarafından keşfedilmişti. Küçük bir tepe­nin yüzeyinde insan kemikleri parçaları bulan Pedro Ebeya, In-Africa Projesi ekibinde bir Turkana fosil avcısıdır. Yerleşme 6 küçük çocuk, 1 ergen ve 20 yetişkin toplamda 27 kişinin kalıntılarını günümüze kadar korumuş­tur. 7 erkek 5 kadın olmak üzere iskeletlerin 12’si in situ olarak bulunmuş ve mezar çukurlarının bulunmaması, vücut pozisyonu ile her tarafta balık ve deniz kabuklarının olması, bu kişilerin öldükleri yerin yakınlardaki lagünlerin sığ sula­rıyla kaplandığını göstermektedir.

 

Bu 12 iskeletten 10 tanesi şiddet kaynaklı doku bozulmaları göstermektedir. Bunlar; şiddet içe­rikli bir durumda olaya dâhil olan vücut bölgele­ri kafa, boyun, kaburgalar, eller ve dizlerdir. Bu vakalardan ikisinde bozulmaya sebep olan sivri uçlu nesne hala kalıntılarla birliktedir. Bunlar­dan birinde nesne hala kafatasının yan tarafına batık hâldedir. Bunun yanı sıra 2 tane sivri bir aletle boyuna alınmış darbe vakası, 7 tane kör ve(ya) sivri bir aletle kafaya alınmış bir darbe vakası, 2 tane kör bir aletle dize ve 1 tane kabur­gaya alınmış darbe vakası ile olasılıkla darbeyi savuşturmaktan kaynaklanan 2 tane elde çatla­ma vakası görülür. Doku bozulmaları en az 3 tip silahın kullanıldığını gösterir: sivri uçlu silahlar (sivri okların yası sıra taş başlılar), kör uçlu sopa­lar ve derin kesiklere sebep olan saplı taş bıçak­lar. İki bireyin günümüze ulaşan iskelet kısımla­rında hiç doku bozulması yoktur, fakat ellerinin konumlanması bağlı olabileceklerine işaret eder. Bu bireylerden biri öldüğü sırada hamileliğinin ileri aşamalarındaki genç bir kadındır.

 

Nataruk yerleşmesi ve buluntuların tarihlendiril­mesinde üç farklı yöntem kullanılmıştır: radyo­karbon, optik uyarmalı lüminesans ve uranyum serisi. Bunların sonucunda insan kalıntıları 10 bin 500 ile 9 bin 500 öncesine tarihlendirilmiştir. Bu sonuçlar Nataruk’ta bilimsel açıdan tarihle­nebilen en eski avcı-toplayıcı gruplar arasındaki çatışmadır.

 

Günümüzde savaş veya gruplar arası ölümcül ça­tışma, toprak, kaynak veya başkalarının elindeki güç üzerine çekişmelerle ilişkilidir. Tarihöncesi toplumların yerleşik olmamaları, topraklarının olmaması ve sayılarının az olması sosyal hiyerar­şinin oluşmasına engeldi. Birçok araştırma savaşın yerleşik hayat, tarım ve daha komplike politik sis­temler oluşunca ortaya çıktığını göstermişti. An­cak Nataruk’taki buluntular, gruplar arası çatışma­nın avcı-toplayıcılar arasında da gerçekleştiğini göstererek savaşın nedenlerinin neler olabileceği konusunda görüşlerimizi zorlamaya başladı.

 

Dr. Marta Mirazón-Lahr