PİSYE PLADASA KOİNONU

Pisye yerleşimi, Muğla şehir merkezinin yaklaşık 7 kilometre kadar güneydoğusunda yer alan Yeşilyurt Mahallesine lokalize edilmektedir. Yüksek tepelerin çevrelediği verimli ovanın güneyinde kurulan Yeşilyurt Mahallesi’nin aksine Pisye kentinin kalıntıları, kuzeyde, Arslanlı - Ören mevkilerinde ve kentin akropolü niteliğindeki Aldıran Asarı’nda yer almaktadır. Pisye’nin, bugün Gökova Körfezi’nin kuzeybatısında yer alan Akbük Koyu’nu da içine alan bir territoriuma sahip olan ve Sarnıç köye lokalize edilen Pladasa yerleşimi ile bir koinon (birlik) oluşturduğu ve bu bölgenin koinon (birlik) sisteminde yönetildiği bilinmektedir.

 

Hellenistik Dönem içinde sık sık yönetim değiştiren bölge, uzun süre Rodos hakimiyetinde kalmıştır. Rhodos Peraeası’nın bir parçası olan Pisye (Yeşilyurt) antik yerleşiminin, ele geçen belgeler ışığında Pladasa (Sarnıçköy) ile koinon (birlik) oluşturduğunu ve birliğin merkezi olduğu ifade edilmektedir ki, MÖ 197 yılına tarihlendirilen Lindos ve Karpathos’taki Nikagoras yazıtında General Nikagoras tarafından Pisye, Idyma ve Kyllandos ile civardaki kalelerin tekrar Rhodos hâkimiyetine geçtiği anlatılmaktadır.

 

Pisye ve Pladasa yerleşimlerinin oluşturdukları bu koinon coğrafyası, kuzeyde Yeşilyurt (Pisye) ovasından, güneyde Sarnıçköy (Pladasa) ve Akbük Koyu’nun da içinde olduğu Gökova deniz kıyı şeridine kadar uzanmaktadır. Bugüne kadar yapılan epigrafik araştırmalar bu bölgenin koinon (birlik) sisteminde yönetildiğini ifade etmektedir. Koinon ve polis arasındaki belirgin farkın, koinonlarda belirgin bir şehir merkezinin olmayışı, dağınık ve düzensiz bir yerleşim formu sergilemeleri, politik bir birlikteliğe dönük düzenlenmiş kırsal köy ve mahallerin kendilerini düşman tehditlerine karşı savunmak için oluşturdukları bir topluluk şeklinde ifade edilebilir. Pisye ve Pladasa kentlerinin oluşturduğu bir üst koinon sisteminin altında yine aynı territorium içinde Londeis, Koloneis ve Leukoideis olarak lokalize edilen kırsal yerleşimlerin de içinde olduğu bir yönetim şeklinin uygulandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

 

Yazı: Ufuk ÇÖRTÜK

 

Yazının devamına Aktüel Arkeoloji Dergisinin 73. sayısından ulaşabilirsiniz.