YARIMBURGAZ MAĞARASI´NIN KISA ARAŞTIRMA TARİHÇESİ

İstanbul’un 20 km batısında Küçükçekmece Gölü’nün 1,5 km kuzeyinde, günümüzde Başakşehir ilçesi sınırları içindeki Altınşehir mevkiinde kalan bu doğal mağara yalnız ülkemizin değil, Avrupa’nın da en eski insanlık izlerini barındırması açısından dünya kültür tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.

Tarih öncesi çağlar araştırmaları açısından çok önemli bir yer olan Yarımburgaz Mağarası, 1869/70 yıllarında jeolog Macarlı Miralay Abdullah Bey’in bilim dünyasına sunduğu birkaç yayının ardından, 1900’lü yıllarda Rabius Bousquet, Harun Reşit Kocacan, Raymond Hovasse, G. E. Hubbard tarafından jeolojik olarak incelenir ve yayınlanır. Hovasse, bu mağaranın tarih öncesi yerleşime uygunluğuna dikkat çeken ilk kişidir. Mağaradaki ilk arkeolojik incelemeler 1959 yılında Şevket Aziz Kansu tarafından yapılır. 1963’te İsmail Kılıç Kökten ve daha sonra 1964-1965’te Şevket Aziz Kansu ve Necati Dolunay tarafından açılan sondajlarla bazı bilgiler edinilir. Yarımburgaz Mağarası uzun bir aradan sonra İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın bilimsel danışmanlığında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Başkanlığında 1986 yılında tekrar değerlendirmeye alınır. Özdoğan, mağaranın en eski yerleşiminin Alt Paleolitik Çağa ait olduğunu saptar. Özdoğan, Türkiye’nin Pleistosen Dönem arkeolojisinin daha iyi anlaşılması amacıyla kazıları aynı üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Güven Arsebük’ün bilimsel yönetimine bırakır. Ekipte Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran ve ABD Berkeley-California Üniversitesi, Antropoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. F. Clark Howell gibi önemli bilim insanları yer alır. 1988‒90 yıllarında gerçekleşen kazılar Yarımburgaz’ın arkeolojik geçmişine ışık tutan en sağlam verilerle önem kazanır. Son yıllarda Kocaeli Üniversitesinden Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında yürütülen İstanbul Tarihöncesi Çağlar Araştırmaları (İTA) projesi bilim heyeti tarafından da incelemeye alınan mağaranın özellikle içindeki tahribatlar detaylı olarak raporlandırılmaktadır.

 

Yazı: Şengül Aydıngün

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 67. sayısından ulaşabilirsiniz.