LİKÇE / LİKYALILARIN DİLİ

Likçe, MÖ geç 5. yüzyıldan 4. yüzyılın sonlarına kadar tarihlendirilen 200 civarı tabletten bilinmektedir.

Likçe, MÖ geç 5. yüzyıldan 4. yüzyılın sonlarına kadar tarihlendirilen 200 civarı tabletten bilinmektedir. Ayrıca MÖ geç 6. yüzyıldan başlayarak tarihlendirilen ve temelde hükümdar ve şehir isimlerini gösteren geniş bir yazıtlı sikke koleksiyonu bulunmaktadır. Koleksiyon, alfabedeki harflerin erken formları ve bazı tarihsel olaylar hakkında bilgi verse de, dili anlamak açısından büyük bir katkı sağlamamaktadır. Daha kısa yazıtlar genellikle mezarlarda bulunmakla birlikte, mezar sahibi ve mezarı inşa eden kişiler hakkında bilgi vermektedir. Bazı durumlarda yanlış kullanıma bağlı cezaları belirten ve genelde (oldukça faydalı) formüle bağlı yazıtlar da mevcuttur. Böylelikle yorumlama için bir ön temel oluşturan yazıtlar arasında az sayıda bulunan Grekçe ve Likçe çift dilli yazıtların varlığı ve iyi anlaşılan Likçe yazıtların günümüze ulaşması oldukça yardımcı olmuştur.

Bulunan en uzun yazıt, bir mezar ya da anıtsal yapı olduğu düşünülen ve kentin içinde tepesi kesik olarak görülebilen ‘Ksanthos’un Yazıtlı Sütunu’dur. Bu devasa dört köşeli sütun ilk başta kabartmalar üzerinden yükselmekte ve görünüşe göre üzerinde tahtta oturan bir adam heykeli bulunmaktadır. Bir hükümdar adına dikildiği açıkça belli olsa da, yazıttaki isim büyük hasar gördüğünden, pek çok tartışmaya yol açmıştır. Heykeli hükümdarın kendisinin mi yoksa yerine geçen bir varisinin mi yaptırdığı konusu da belirsizdir. Sütunun dört tarafı, çoğunlukla Likçe yazıtlarla kaplıdır. Ayrıca 11 satırdan oluşan bir altı ayaklı Grekçe dize (bu kısımda da hükümdarın ismi hasar görmüştür) ile büyük olasılıkla dize şeklinde ve Likçe B adı verilen bir lehçe ile yazılmış olan geniş kapsamlı bir kompozisyon bulunur. Grekçe şiir hükümdarın askeri hünerlerini metheder ve Likçe olan kısımda yine hükümdarın başarıları detaylı olarak verilir. Bu durum, Atina’dan Likya’ya 430/29 yıllarında bağış toplamak için gönderilmiş olan Atinalılar (Atãnazi), Spartalılar (Sppartazi) ve ayrıca Melesandros'tan (Milasãñtra); Peloponnesos Savaşları sırasında etkin olan ve Yunanlar tarafından Tissaphernes olarak bilinen Pers satrapı Kizzaprñna'dan bahsedilmesinde de görülür. Ancak metnin çoğu, kelimeler ilk kez burada karşımıza çıktığından anlaşılmaz durumdadır.

‘Xakbija bu mezarı karısı ve çocukları için ve içine yakından akrabası olmayan başka kimse konulmamalı, yoksa Trqqas ve Malijahriχuwama onu öldürecek’.

 

J.H.W. Penney

Wolfson College, Oxford OX2 6UD