NIKAIA

Bithynia bölgesinin antik dönemdeki önemli kentlerinden biri olan Nikaia, Bursa ilinin yaklaşık 80 kilometre kuzeydoğusunda, modern İznik ilçesinin bulunduğu alanda yer alır. Kent, İznik Gölü’nün doğu kıyısında, etrafı sıradağlarla çevrili, verimli topraklara sahip bir ova üzerinde konumlandırılmıştır. Kentin yakın çevresinde bulunan höyükler, kent çevresinin Tunç Çağından itibaren yerleşim gördüğünü göstermektedir.

Kentin bulunduğu alanda, Hellenistik Dönem öncesinde olasılıkla Helikore isimli bir yerleşim bulunmaktaydı. Strabon’a göre kent, ilk olarak Hellenistik Dönemin başlarında Büyük İskender’in generallerinden Antigonos Monophtalmos tarafından kurulmuş ve kurucusuna ithafen Antigoneia olarak adlandırılmıştır. Antigonos’un MÖ 301 yılındaki İpsos Savaşı’nda öldürülmesinden sonra kent, Büyük İskender’in diğer bir generali Lysimakhos’un egemenliği altına girmiş ve Lysimakhos kentin adını karısının ismine ithafen Nikaia olarak değiştirmiştir. Lysimakhos’un MÖ 281 yılında gerçekleşen Kouropedion Savaşı’nda Seleukos’a yenilmesi sonrasında, kentin Bithynia Krallığı hakimiyetine girdiği anlaşılmaktadır. Kentin bu dönemi ile ilgili tarihsel veriler oldukça kısıtlıdır. Bithynia krallarından II. Prusias (MÖ 182-149), oğlu II. Nikomedes’e karşı giriştiği savaşı kaybedince Nikaia’ya sığınmıştır. MÖ 74 yılında ölen son Bithynia kralı IV. Nikomedes Philopator’un vasiyeti üzerine Bithynia Krallığı’ndaki diğer kentler gibi Nikaia da Roma egemenliği altına girmiştir.

 

MÖ 74-63 yılları arasında gerçekleşen III. Mithridates Savaşı’nda kısa bir süre Pontos Krallığı egemenliğine giren kent, MÖ 72’de Romalı komutan Barba tarafından geri alınır ve bu savaşların sonunda Gnaeus Pompeus Magnus tarafından kurulan Bithynia – Pontos eyaletinin bir parçası haline gelir.

 

Nikaia’nın yaklaşık 5 kilometre kuzeydoğusunda, Dörttepeler mevkiinde yer alan Hellenistik Döneme ait dromoslu oda mezarlar ve parçaları kentin yaklaşık 1 kilometre doğusundaki Abdullah Tepe’nin etekleri üzerinde bulunan, yekpare bir mermer bloktan oyulmuş, Geç Hellenistik – Erken Roma İmparatorluk dönemlerine tarihlenen anıtsal ölçekteki Berberkaya mezar odası, kentin erken dönemlerine ışık tutan, günümüze değin korunagelmiş yegane mimarı anıtlarıdır. Bu anıtların yanı sıra İznik Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinde Hellenistik Döneme ait Nikaia kökenli mezar stelleri de bulunmaktadır. Bununla birlikte Strabon’un ifadelerine göre kentin, Erken İmparatorluk Döneminde ızgara plana sahip olduğunu, kent merkezinde bir gymnasionun bulunduğunu, günümüzde korunmuş olan sur sırasından daha kısa olmakla birlikte 4 kapıya sahip bir sur sistemi ile çevrelendiğini varsaymak mümkündür.

 

Nikaia’nın Roma egemenliğine girmesinden itibaren Bithynia’nın en önde gelen şehirlerinden biri haline geldiği görülmektedir. İznik kökenli tarihçi Cassius Dio’nun bildirdiğine göre, Augustus, Nikaia’da, Tanrıça Roma ve Julius Caesar’a adanmış bir tapınak yapılmasına izin vermiştir. Cassius Dio bu ayrıcalığın nedenini, Nikaia’nın o dönemde Bithynia’nın en önde gelen şehri olmasına bağlamaktadır. Bununla birlikte Prusalı hatip Dion Chyrsostomos’un Traianus döneminde verdiği bir söylevden de anlaşılacağı üzere, Nikaia’nın komşu kent Nikomedia ile daimi bir rekabet içerisinde olduğu görülmektedir. MS 1. yüzyılın ikinci yarısında Nikaia’da büyük çaplı inşaat faaliyetleri göze çarpar. Kente kuzey ve doğu yönlerden girişi sağlayan, mimari açıdan birbirinin benzeri olan kemerli anıtlar, üzerlerinde bulunan yazıtlara göre Vespasianus ve Titus’un imparatorlukları döneminde Bithynia prokonsülü olan M. Plancius Varus’un görev yaptığı sırada inşa edilmiş olmalı dır. Yazıtlardan ayrıca kentin önde gelen kişilerinin bu yapılara finansal destek verdiği anlaşılmaktadır.

 

Söz konusu yazıtlar üzerinde yer alan ifadelerde, bu anıtların kentin saygın kişilerinden C. Cassius Chrestus’un çabasıyla inşa edildiği ifade edilmektedir. Ayrıca, bu anıtlar üzerindeki Hadrianus dönemine ait daha geç yazıtlarda kentin taşıdığı neokoros ve metropolis unvanları da vurgulanmaktadır.

 

Kentteki inşa faaliyetlerinin İmparator Traianus döneminde de devam ettiği anlaşılmaktadır. MS 109- 111 yıllarında Bithynia – Pontus eyaleti valisi olan Gaius Plinius Caecilius Secundus (Genç Plinius) ile İmparator Traianus arasındaki mektuplaşmalar, kent içerisinde bulunan tiyatronun inşasının bu dönemde hala devam ettiğini ortaya koymaktadır. Kentin güneybatı bölümünde düz bir alana inşa edilmiş tiyatro, iki cavea ve bir diazomadan oluşmakta, alt bölümünde ise çok sayıda tonozlu altyapı ile desteklenmektedir. Ayrıca, 1980 yılından beri devam etmekte olan kazılarda sahne binasına ait birçok kalıntı ortaya çıkartılmıştır. Bununla birlikte, tiyatroya ait çok sayıda yapı malzemesinin, daha geç evrelerde şehir surlarında devşirme malzeme olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

 

Kent MS 120 yılında meydana gelen bir depremde oldukça tahrip olmuş, bu depremde zarar gören yapılar İmparator Hadrianus’un yardımıyla onarılmıştır. Çeşitli antik yazarlar tarafından zikredilen bu bilgi arkeolojik kanıtlarla da desteklenmektedir.

 

Yazı: A. Ali ALTIN

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 57. sayısında bulabilirsiniz.

 

 

 

 

Diğerleri