ALANYA ARKEOLOJİ MÜZESİ

Strabon tarafından dik bir kayalık üzerinde kurulmuş yerleşim olarak tarif edilen Coracesium´dan bugünün Alanya´sına dönüşmüş olan kentin müzesi 1967 yılında açıldı.

Geographica isimli antik kaynakta Pamphylia'dan sonra Dağlık Kilikya bölgesinde ilk karşılaşılan ve Strabon tarafından dik bir kayalık üzerinde kurulmuş yerleşim olarak tarif edilen Coracesium'dan bugünün Alanya'sına dönüşmüş olan kentin müzesi 1967 yılında açılmıştır. İlk açıldığında arkeolojik ve etnografik eserlerin aynı çatı altında sergilendiği müze, müze olarak inşa edilmiş bir binadır. Projesi İhsan Kıygı tarafınca "Tip Proje "olarak hazırlanan bina hizmete açıldığı tarihe kadar Alanya ve çevresinden bulunarak o dönem için Milli Eğitim Müdürlüğü'nün bir deposunda biriktirilen eserlerin yanı sıra, müzenin açılışında Anadolu Medeniyetleri ve İslam Eserleri Müzesinden devredilen eserlere ev sahipliği yapmaya başlamıştır.

 

Arkeolojik eserlerin yanı sıra, etnografik eserlerin de sergilendiği Alanya Müzesindeki bu etnografik eserlerin Alanya Atatürk Evi ve Müzesi'ndeki yeni düzenlemeler kapsamında değerlendirilmesi ile Alanya Müzesinin Arkeoloji Müzesi olması yönünde ilk adımları 2010 yılında atılmış idi.

 

Alanya kalesine çıkış yolunun başlangıç noktasında, kent merkezinde yer alan müze Haziran 2011 ile Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilen onarım ve teşhir-tanzim çalışmalarından sonra "...ve yeniden..." sloganı ile ziyaretçilerine kapılarını açmıştır.

 

Onarım çalışmaları kapsamında müze binasının kent içerisindeki konumunun da dikkate alınarak bulunduğu çevre ile bütünleşmesi için yapılacak düzenlemeler öncelikle ele alınmıştır. Zamanla yol kodunun yükselmesi sonucunda algılanması güçleşen müze bahçesinin dış kot ile aynı koda getirilmesi, peyzaj düzenlemesi, açık teşhir yer alacak eserlerin tasnifi, çevre aydınlatması ile Hilmi Balcı Caddesi ile Alanya kentinin önemli caddelerinden olan Damlataş caddesinin kesiştiği noktadan giriş cephesi düzenlemesi de bu çalışmalar kapsamında gerçekleştirilmiştir.

 

Aynı zamanda Alanya Müze Müdürlüğü binası olarak hizmet veren binanın bir dönem yapısı olması ve ülkemizde tip projeden inşa edilen bir örnek olması nedeniyle ana yapının özelliklerini bozmadan mimarisini ön plana çıkaracak ancak ihtiyaç olan mekanlarında yaratılması için ıslak mekanlar, konferans salonu güvenlik odası gibi birimlerin bahçe içerisinde ek bina yapılarak çözümlenmesi sonucunda ana binada yeni uygulamalar yapma olanağı sağlanmıştır. Çocuk etkinlik odası, kütüphane üst kattaki uzman odaları yeni yapılar uygulamalardır. Müze gişe hizmetlerinin bahçeye taşınması sonucunda giriş katındaki karşılama odası ziyaretçilerin gerek dinlenme gerekse bilgilendirilmeleri için düşünülmüş bu mekanda hem Alanya ve çevresi tarihi ve turistik özelliklerini anlatan video gösterisi müze hakkında bilgi veren enteraktif sistem ziyaretçilerin kullanımına sunulmuştur. Selçuklu dönemi çinilerini konu alan yapbozlar, Müze nedir, Kale nedir gibi soruların açıklandığı eğlenceli çekmeceler çocuk etkinlik odasında küçük yaştaki ziyaretçilerin müze hakkındaki bilgileri oynarken öğrenmelerini sağlamak amaçlı yapılmıştır.

 

Yeni Teşhir uygulamaları Alanya ve çevresinin tarihine uygun bir kurgu ile tasarlanmıştır.Teşhir salonları; Anadolu uygarlıkları, Gemi ve Denizcilik bölümü, Herakles Salonu, Alanya Kalesi bölümü ve sikke bölümü gibi başlıklar altında düzenlenmiş, ana salonda yer alan vitrinlerin konu başlıkları ise mitoloji, ticaret, spor-sağlık olarak belirlenmiş aynı salonda figürünler, cam eserler ve takı vitrinleri oluşturulmuştur.

 

Giriş koridorunda yer alan dört büyük vitrin ziyaretçilere Anadolu ve Alanya ve çevresinin tarihini kronolojik olarak anlatmak amacıyla kullanılmıştır.Burada müzenin ilk kuruluş döneminde Anadolu Medeniyetleri müzesinden devir alınan eserler ve zaman içerisinde Alanya ve çevresinde bulunan bugüne değin sergilenmeyen birçok eser dönemi ile ilgili vitrinde sergilenmeye başlanmıştır.

 

Aynı koridorda yer alan duvar içi vitrininde çift taraflı olarak izlenebilen tekil olarak sergilenen Roma dönemine ait tunç Latince yazılmış diploma yazıtlar bölümünden, duvarın diğer tarafında ise Anadolu'da kadın teması ile birlikte izlenebilmektedir.Söz konusu diplomada askerin yirmi beş yıllık hizmetinin ardından Pamfilya'lı bir kadınla evlenebileceği de dile getirilmektedir.

 

Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat'ın Sultan-ül Bahreyn (İki denizin sultanı) unvanını alarak  bir ticaret limanı haline getirdiği Alaiyye/Alanya kentinin müzesinde Gemi ve Denizcilik temasının oluşturulması kent kimliğinin ortaya konması açısından önemli olduğundan müze koleksiyonunda bulunan Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar deniz ve denizcilikle ilgisi olan eserler ışığında yeni bir salon oluşturulmuştur. Denizin sonsuzluğu ile başlayıp, Akdeniz'in önemini vurgulayan, gemi gelişimini anlatan denizcilik terimleri ve ölçü birimlerine ilişkin bilgilerin bulunduğu panoların ışığında Alanya Kalesinin duvarlarında binlercesi bulunan ve Alanya Kalesinin 14-17 yüzyıllarındaki gemi trafiğine ışık tutan üzerinde onlarca gemi grafitisi çizilmiş bir duvar örneği bu salonda sergilenmektedir. Gazipaşa ilçesi Antioch ad Cragum antik kenti limanında bulunan ve bir gemi aksamı olan tunç pegassus, Syedra antik kenti liman yerleşmesinden getirilen Akdeniz'in balık çeşitliliğini ortaya koyan, balık tutan eroslar mozaiği, Selinus antik kentinde bulunan Trajan'ın Kenotaf'ına ait gemili kabartma ile sualtından bulunup değişik zamanlarda müzeye getirilen amforalar ve Alanya limanında bulunmuş Abdülhamit dönemine tarihlenen bir gemi topu bu salonda sergilenen diğer önemli eserlerdir. Hareketli bir tersane-deniz görüntüsünün içinden geçilerek girilen salonda gemi dümenine geçip, Alanya limanında enteraktif bir yolculuk yapmak da mümkündür.

 

Ticaret vitrininde bir amforanın kurşun bir mühürle kapatılması örneği , sağlık-spor vitrininde ilaç yapımında kullanılan farklı otların ilgili eserlerin yanına yerleştirilmesi veya takı vitrininde takıların yanı sıra üzerinde takıları ile betimlenmiş kireçtaşından yapılmış bir Roma dönemi kadın büstünün aynı vitrinde yer alması gibi eser anlatımında farklı uygulamalarda yapılmıştır.

 

Müzenin ilk açılışına sebep olan ve Alanya Müzesinin sembolü niteliğindeki Alanya Heraklesi ise ayrı bir salonda mitolojide Herakles'in Argonotlar seferi sırasındaki arkadaşı Hylas'ın su perileri tarafından kaçırılması sahneli mozaik ile birlikte sergilenmektedir.

 

Alanya kentinin önemli simgesi Alanya Kalesinde yapılan kazılar sonucunda bulunan eserlerin ayrı bir bölümde sergilenmesi de yeni bir uygulamadır. Burada sergilenen eserler daha çok saray bölümünde ele geçen Selçuklu dönemi çinilerinden oluşmakta olup, bunlar arasında üzerinde Alaaddin Keykubat'ın unvanlarının yer aldığı yıldız çini özel vitrini içerisinde sergilenmektedir. Bu bölümde çinilerin yanı sıra sergilenen küçük buluntular  Alanya Kalesi'nin yaşanmışlığını ortaya koymaktadır. Alanya Kalesi'nin yazıtları da bu bölümde yerini almıştır.

 

"Sevgi hep vardı" mesajı ile sergilenen bir kadın ve bir erkeğin yanak yanağa tasvir edildiği ostotek parçası, mezar stelleri ve sunaklar ile çok sayıdaki ostotek müzede görülebilecek diğer eserler arasındadır.

 

Müzenin içerisindeki yönlendirme takip edildiğinde çıkış bölümünde yer alan eserler  Alanya'nın yakın tarihine ışık tutan Karamanlıca yazıtlardır. Bunlar Yunan alfabesi ile yazılmış Türkçe mezar taşları ile Hıdırrellez Kilisesinin kitabeleridir.

 

Müzenin galeri kısmında Kilikya bölgesinin ölü gömme adetlerini ortaya koyan ve müzenin koleksiyonu içerisinde önemli yer tutan ostotekleri görmek mümkündür. 4200 metrekarelik bir alana oturan müzenin bahçesinde ise bir zeytin işliğinin tanımlandığı tarım köşesi, sütun başlıkları, Roma dönemi yazıtları, İslami yazıt-mezar taşları ve lahitler sergilenmektedir. Alanya ilçesi Okurcalar beldesi Karaburun mevkiinde deniz altında bulunan üzerindeki yazıta göre M.Krakos'a ait girlandlı, eroslu mermer lahit de bahçede özel yapılan yerinde ziyaretçilerini beklemektedir.

 

Alanya Arkeoloji Müzesi daha nice eser ve hikayeyi içerisinde barındırmaktadır. 

 

Seher TÜRKMEN

Alanya Müze Müdürü

Fotoğraflar: Ali Aral