BURDUR DÜZLÜĞÜNDE TARIM TOPLULUKLARI

Burdur düzlüğünün güney kısmında sürdürülen üç yüzey araştırması ile Erken Kalkolitik Dönemden (MÖ 6500 - 5500) Osmanlı Dönemine (MS 1300 - 1922) kadar birçok yeni yerleşimler saptanmıştır.

Sagalassos'ta yeni bir Arkaik yerleşim

1989 yılından bu yana, Prof. Dr Marc Waelkens başkanlığında sürdürülen, Lueven Katolik Üniversitesi'nin Sagalassos Arkeoloji Araştırmaları Projesi Sagalassos'un Hellenistik Dönemden Bizans Dönemine kadarki sürecini incelemektedir. Projenin ilk evrelerinden beri, arkeolojik yüzey araştırmaları, çalışmanın tamamlayıcı bir bölümü olmuştur. Arazide yer alan antik dönem kalıntılarını araştıran arkeolojik yüzey araştırmaları, kazılarla birlikte arkeolojik çalışmaların önemli bir parçasıdır. Her yerleşim belirli bir bölgede yer alır ve sakinleri yalnız yaşamamış ve komşularla sürekli iletişim halinde olmuşlardır. Yüzey araştırması bu nedenle, Sagalassos kentinin bölgedeki konumunu belirleyebilmek için başlangıçtan beri Sagalassos Arkeoloji Araştırmaları Projesiyle birleştirilmiştir. Sagalassos'un, bölgede oldukça geniş ve önemli bir kent olmasından dolayı, civarında birçok çağdaş yerleşim de yer almıştı. Bu yerleşimler izole çiftlikler, küçük mezralar, yazlık yerleşimler ve geniş köyleri de içine aldı. Sagalassos gibi bir kentin önemi, eğer ki civarda oynadığı rolü ve pozisyonu biliniyorsa anlaşılabilir. Arkeolojik yüzey araştırmaları bu nedenle kazı kadar arkeolojik araştırmalar için önemlidir.

Geçen üç yaz sezonu boyunca (2010-2012), Sagalassos Arkeoloji Araştırmaları Projesi Burdur Gölü'nün güneyindeki vadiye odaklanmıştır. Bu alan Sagalassos topraklarının batıdaki büyük kısmını oluşturur. Bu yüzey araştırmasının amaçlarından biri dıştaki bu alanın Sagalassos kenti ile olan ilişkisini belirlemekti. Sadece büyük ve göze batan kalıntıları değil aynı zamanda basit çiftlikler, depolama faaliyetleri, kamp yerleşimleri gibi kısa süreli veya küçük boyutlu aktivitelerle bırakılan arkeolojik kanıtların eksik biçimlerinin de belirlenmesi amacıyla daha yoğun bir yüzey tekniğinin kullanımına karar verildi. Küçük köyler veya izole çiftliklerden arta kalan materyal bazen sadece yüzeyde kırılmış haldeki kap parçalarından oluşur. Bu gibi kalıntıların da tanımlanmasını olası hale getirebilmek için yüzey araştırmacıları aralarında boşluk bırakacak şekilde 20 metrelik bir alanda yanyana durur ve aynı çizgide yüzey boyunca yürürler. Bir metre genişliğindeki bu çizgide, araştırmacılar bütün kalıntıları toplarlar ve her 50 metrede bu buluntuları torbalarlar. Bu buluntuların işlenmesinden sonra, buluntuların sayısı kroki üzerinde gösterilebilir ve antik dönem yerleşimlerinin lokalizasyonunu belirleyen buluntu yoğunluğu ile birlikte bölgedeki buluntu dağılımına yönelik fikir elde edilir.

Sagalassos ile çağdaş olan alanların keşfinden başka, yüzey araştırması Sagalassos'ta yerleşimin başladığı zamandan önceki ve sonraki dönemlere ait kalıntıları da açığa çıkarmıştır. Burdur düzlüğünde, Sagalassos'un ortaya çıktığı ancak henüz merkezi bir pozisyona ulaşmadığı Arkaik Döneme ait birçok yerleşim gören alan tespit edildi. Bu alanların keşfi önemli çünkü Sagalassos civarında daha önceki yüzey araştırmalarıyla tespit edilen yerlerden oldukça farklı bir yerleşim modeli sergiliyorlar. 

Dr. Eva KAPTIJN

Catholic University of Leuven, Belgium