ÇATALHÖYÜK ARKEOLOJİ ATÖLYELERİ

Geçmişi geleceğe öğretmek.

Arkeoloji, insanlık tarihini, insanın geçmiş yaşamını, günümüze kadar ulaşan maddi kültür kalıntılarını inceleyerek açıklayan bilim dalıdır. Dünyanın, uzun geçmişe sahip ender coğrafyalarından biri olan Türkiye topraklarının tarihi, yaklaşık 1 milyon yıl öncesine uzanmaktadır. Bu topraklarda 150 yılı aşkın süredir yerli ve yabancı ekipler tarafından kazı çalışmaları yapılmakta, ulaşılan bilgiler genellikle bilimsel ortamlarda paylaşılmakta, ortaya çıkarılan eserler, arkeoloji dünyasında yoğun ilgiyle karşılanmaktadır. Ancak ve ne yazık ki, Türkiye’de yaşayan insanların büyük çoğunluğunun bu bilgi ve eserlerden haberleri dahi yoktur. 1,2 milyon yıllık “Denizli Adamı”nın bulunması veya Göbekli Tepe’nin dünyanın en eski tapınağı olması gibi çok önemli bir bilgiye ulaşılmışsa medyada yer almakta, değilse yapılan çalışmalar, ancak yapıldıkları ilin yerel gazetesinde üç-beş satırlık haber olabilmektedir. Türkiye’de popüler anlamda Arkeo Atlas ve Aktüel Arkeoloji gibi sınırlı sayıda bir iki dergi yayınlanmaktadır. Kültürel miras alanında doyurucu bilgiler içeren, 31 Aktüel Arkeoloji özenle hazırlanmış belgeseller vardır ancak niteliklerinden dolayı onların da televizyon kanallarında izlenme oranı hayvan belgesellerinden sonra gelmektedir. Kültürel miras ile ilgili konular, eğitim sistemi içinde kısmen yer almakta fakat ders kitaplarındaki bilgiler, internet ortamından derlendiği için aslında yok sayılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’deki insanların çoğu, üzerinde yaşadıkları toprakların uzak geçmişine ve sahip oldukları kültürel mirasa dair bilgilerden yoksundur. Bu yoksunluk kültür varlıklarını korumamalarına, tahrip etmelerine ya da tahribatına göz yummalarına neden olmakta, Türkiye topraklarının zengin kültürel mirası yok oluşa doğru sürüklenmektedir. Kültür varlıklarının maruz kaldığı tahribatı durdurmak onların değerini en iyi bilenler yani arkeologlar için neredeyse bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira kimi zaman zor koşullarda, büyük bir emek, sabır ve özveriyle ortaya çıkardıkları eserlerin çalınması, tahrip ya da yok edilmesi en çok onları üzmektedir. Bu nedenledir ki son yıllarda buldukları kültür varlıklarını tanıtmak, sevdirmek, koruma ve sahiplenme duyguları kazandırmak amacıyla kazı projelerine çocuklara yönelik programlar dâhil edilmeye başlanmıştır. İlk Adım Çatalhöyük Araştırma Projesi, 2002 yılında, finansmanı Avrupa Birliği tarafından sağlanan, yayılım alanı Akdeniz havzası olan dört ülkede toplam beş prehistorik yerleşim yerini kapsayan ‘Temper’ projesine katıldı. Proje için Çatalhöyük ve Prehistorik Arkeoloji etrafında şekillendirilen, özel olarak hazırlanan kaynak kitaplarla desteklenen, ayrıca Konya ve İstanbul Arkeoloji Müzelerine ziyareti içeren bir eğitim programı geliştirildi. Pilot program, İstanbul, Çatalhöyük yakınlarında bulunan Küçükköy ile Çumra’dan seçilen ilkokullarda 8-12 yaş arası çocuklara uygulandı. 2003 kazı sezonu sırasında Çatalhöyük’te gerçekleştirilen, eğitsel etkinlikleri kapsayan bir organizasyon ile son buldu. Öğretmen ve öğrencilerin projeye gösterdikleri yoğun ilginin etkisiyle Çatalhöyük Araştırma Projesi ekibi ile birlikte projenin en azından kazı alanında gerçekleştirilen, eğitsel etkinliklerle devam ettirilmesi kararı alındı. Çatalhöyük Arkeoloji Atölyesi 2004 yılı kazı sezonunda Çatalhöyük çevresinde bulunan ilçe ve köylerdeki ilkokul öğrencilerine Çatalhöyük’ü tanıtmak, Çatalhöyük ile birlikte Türkiye’nin diğer kültür varlıklarına karşı koruma ve sahiplenme duyguları kazandırmak amacıyla Çatalhöyük Arkeoloji Atölyesi açıldı. Temel eğitim öğrencilerine yönelik olarak başlatılan atölye çalışmalarının hedef kitlesi, 2009 sezonunda, bölge halkının Çatalhöyük hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından yola çıkılarak genişletildi; öncelik Konya Valiliği, Çumra Kaymakamlığı ve Çumra Belediyesi gibi kamu çalışanlarında olmak üzere yetişkinler de atölyeye kabul edilmeye başlandı. Eğitim fakültelerinin programlarında kültürel miras ile ilgili konulara yeterince yer verilmediği ve bir öğretmenin edindiği bilgiyi meslek yaşamı boyunca sayısız öğrenciye aktarabileceği göz önüne alınarak, 2010 sezonunda Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa organizasyonlar yaparak öğretmen eğitimlerine başlandı. Kültür varlıklarının en ağır tahribata uğradıkları alanların başında yol, baraj yapımı, kanal açımı, tarımsal ve inşaat uygulamaları gelmektedir. Bu alanlarda oluşan tahribatı önlemek amacıyla 2011 sezonundan itibaren Devlet Su İşleri ve Karayolları çalışanları projeye dâhil edildi. Zaman içinde Mimarlar Odası, Tema, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla projenin hedef kitlesi iyice genişledi. Muhtarlar, halkevleri kurslarına giden kadınlar, üniversiteli gruplar hatta bölgede araştırma yapan kazı ekipleri bile gelir oldular. İlk yıllarda Çatalhöyük çevresindeki ilçe ve köylerden öğrenciler katılabiliyordu. Konya merkez ve uzak ilçeler derken atölye tanıtımının yerel ve ulusal basında yer almaya başlamasıyla birlikte, atölyeye duyulan ilgi arttıkça arttı. Başlangıçta minibüsle köy köy dolaşarak katılımcı sağlanmaya çalışılırken son dönemlerde bir sonraki yıl için rezervasyon yapılmaya başlandı. Farklı gruplara farklı programlar uygulandığı için projenin Çatalhöyük Arkeoloji Atölyesi olan adı, Çatalhöyük Arkeoloji Atölyeleri olarak değiştirildi. Atölye Programı Kazı takvimine bağlı olarak randevu sistemi ile organize edilen 10.00 – 15.00 saatleri arasında uygulanan atölye çalışmalarına katılımcılar 25 kişilik gruplar halinde kabul ediliyor. Yetişkin Programı Çatalhöyük Müzesinde slayt gösterisi eşliğinde, Çatalhöyük yerleşmesi, Çatalhöyüklüler ve yaşam biçimleri hakkında, bilgiler aktarılıyor. Çatalhöyük Müzesi gezdiriliyor. Günümüzde hâlâ kullanılanlara dikkat çekilerek Çatalhöyük sakinleri tarafından yapılan ve kullanılan ürünler tanıtılıyor. Aslına uygun olarak yapılan Çatalhöyük Deneysel Arkeoloji Evi gezdirilerek Çatalhöyük konutları hakkında bilgi veriliyor. Kazı çalışması yapılan alanlar gezdiriliyor, ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ve alanda çalışan uzmanlar tanıtılıyor. Programın sonunda sohbet or Türkiye’deki insanların çoğu, üzerinde yaşadıkları toprakların uzak geçmişine ve sahip oldukları kültürel mirasa dair bilgilerden yoksundur. Bu yoksunluk kültür varlıklarını korumamalarına, tahrip etmelerine ya da tahribatına göz yummalarına neden oluyor, Türkiye topraklarının zengin kültürel mirası yok oluşa doğru sürükleniyor.

 

Yazı ve Fotoğraflar : Gülay SERT