EFES´TEN VİYANAYA

Efes’te kazıların yeniden başlaması amacıyla Avusturya kralı, Celsus’un mermer heykelleri, Marcus Aurelius’un heykeli ile tanrıça başı ve diğer heykellerden oluşan bir grup eseri Müze-i Hümayun’a geri verir.

Klasik Arkeoloji profesörü olarak, Prag’dan Viyana’ya tayin edilen Otto Benndorf, Efes’te (Ephesos) kazı yapmak amacıyla, Avusturya Krallığı’nın  Kültür  ve  Eğitim  Bakanlığına 1893 yılında başvuruda bulundu. Benndorf, Londra British Museum’un 1874 yılında yarıda bıraktığı kazıları üstlenmek için bakanlığı ikna etmek zorundaydı. Aynı zamanda, 1894 yılında, Rusya’nın da Efes’te kazı yapmak istediği ve bu kazıların Konstantinopolis’te kurulacak bir enstitü tarafından yürütülmesinin planlandığı duyulmuştu. Dönemin arkeoloji müzesi olan Müze-i Hümayun’un müdürü Osman Hamdi Bey, bu durumu, Avusturya’yı temsil eden arkadaşı Carl Humann’a bildirdi.

Likya’daki bir heroona (anıt mezar) ait kabartmaları daha önce Viyana’ya getiren Otto Benndorf, Efes’te kazı yapmak için Avusturya Bakanlığı’ndan parasal  destek  çabalarının  boşa  çıkması  üzerine, özel yardımlar alır. Avusturyalı işadamı Karl Ferdinand Mautner von Markhof, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemision’da (Artemis Kutsal Alanı) yapılacak iki aylık ön araştırma için 10.000 gulden bağışlar ve bir sonraki yıl bu rakamı iki katına çıkarır. Bunun için ön koşul, kazısı yapılacak alanın satın alınarak tapu kaydının yapılmasıdır ve bu işlemler Benndorf için Humann tarafından gerçekleştirilir. Fakat, 8 Haziran 1895 tarihinde, Artemis Tapınağı’nın batısında, Humann tarafından yürütülen kazılar adeta bir hayal kırıklığına yol açar. MÖ 4. yüzyılın dünyaca ünlü tapınağına ait ne sunak ne de mimari kalıntı bulunmuştur. Bunun nedeni, Humann’ın satın aldığı arazinin doğusunun British Museum’un arazisi olması ve ayrıca Artemision’un kâşifi John Turtle Wood’un, batıdaki alanın tümünü metrelerce yükseklikte kazı hafriyatı ile doldurmuş olmasıdır.

Buna karşın, 1895 yılında, Hellenistik  - Roma kentinde başlayan kazı çalışmaları oldukça verimlidir. Söz konusu projeye Otto Benndorf, Viyana Güzel Sanatlar Akademisinde profesör ve aynı zamanda mimar olan George Niemann; jeodezi uzmanı yüzbaşı Anton Schindler, Wilhelm Wilberg, Rudolf Heberday ve 1905’ten itibaren Josef Keil katılmıştır. Özellikle Benndorf, Niemann ve Schindler, o zamanlar uluslararası düzeyde birer uzmandırlar. Benndorf, antik kentte 340.000 metrekarelik bir alanı bir çiftlik sahibinden satın alır ve ayrıca 800 metre uzunluğunda bir ray sistemi yaptırır. Carl Humann’ın ifadesine göre, bir Türk mühendis, 2 kilometreden fazla bir drenaj kanalı inşa eder. Bir sonraki yılın kazıları özellikle ‘Bodrumia’ olarak adlandırılan liman düzlüğünde yoğunlaşır. Bu alanda, limana ulaşan caddeye ait birçok kent kapısı keşfedilir. Roma İmparatoru Arkadius’un bir fener inşa ettiği bu yer, Arkadiane olarak tanımlanmıştır. Arkadlarla (sütun ve ayakların taşıdığı kemer sırası) çevrili bu büyük alanda, girland ve boğa başı kabartmalı levhalar bulunmuştur. Söz konusu levhalar daha sonra, Part Anıtı’na ait savaş sahnesinin betimlendiği büyük friz ile ilişkilendirilecektir.