ESKİ ANADOLU´DA ÇÖMLEKLERE ESTETİK DOKUNUŞLAR

Bereketli” Hilal olarak adlandırılan bölgede yerleşik yaşam ve besin üretimi başladıktan sonra konutların duvarlarına bitiştirilen sıvalı depo birimleri üzerine aşı boyası ile desenler çizilmesi, günümüzden yaklaşık dokuz bin yıl önce üretilmeye başlanan pişmiş topraktan kaplara da yansımıştır. Taş, sepet yada metalden yapılan kapların işlevsel ve ucuz taklitlerinin pişmiş topraktan üretilmesi, kaplar üzerine çeşitli işlemler uygulanmasına neden olmuş görünmektedir. Bu kaplar değişen beslenme alışkanlıklarının gereği olarak ortaya çıksa da, işlevsel biçimlerin yanı sıra estetik biçimlerde de üretilmiş, üzerlerine kazıma, baskı ya da boyama yöntemiyle desenler çizilmiştir. Kaplar üzerine bazı sembollerin işlenmesi, bazı öyküleri anlatan resimler yapılması, kapların süslenmesi, zenginlerin kullandığı kapların zarif biçimlendirilmesi ve bezenmesi de işlevsellikten farklı kaygıların okunabileceği uygulamalar olarak değerlendirilebilecektir.

 

En eski kaplar işlevlerine ve dönemin teknoloji düzeyine göre üretilmiş ve pişirilmiş olmakla birlikte, simetriye dikkat edilerek biçimlendirilmiştir. Bir kabın tutamaklarının karşılıklı yerleştirilmesinin kullanım kolaylığı sağlamasının yanı sıra simetrik biçimi estetik bir görünüm de vermektedir. Erken Neolitik Dönem kaplarının yüzeylerine uygulanan perdahlama, yüzeydeki kil parçacıklarını sıkıştırarak kabın su geçirgenliğini engellemesinin yanı sıra kabın dış yüzeyine parlak görünüm kazandırarak estetiği de sağlamıştır.

 

Bu dönem çömlekçileri farklı kil bileşimlerinin farklı pişme ortamlarında farklı renklere büründüğüne ilişkin teknik bilgilerini, kaplara farklı yüzey renkleri vermede ya da kapların üzerine renkli desenler çizmede kullanmıştır. Neolitik Dönemin ilerleyen evrelerinde boyama, kazıma, kabartma veya baskı teknikleri tek başına ya da birlikte uygulanarak kap yüzeyleri çeşitli desen kompozisyonları ile bezenmiştir. Geometrik şekiller bölgelere göre değişen tasarımlarda uygulanarak farklı beğenileri yansıtmıştır.

 

Basit bir desenin kabın tüm yüzeyine ustaca uygulanması ile oluşturulan zengin bezeme sahnelerinden, değişik kalınlıkta çizgiler ve geometrik motif dizilerine kadar değişen bezeme kompozisyonları, farklı coğrafyalarda gelişen farklı estetik anlayışları yansıtmaktadır Bunu izleyen dönemde kaplar üzerine bitki, hayvan ve insan desenleri de çizilmeye başlamıştır. Anadolu’da kaplar üzerinde günlük yaşamı yansıtan ve sembolik anlam taşıyan sahneler kabartma tekniği ile verilirken uygulanan doğal betimleme becerileri, kaplara estetik bir görünüm kazandırmıştır.

 

Kuzey Mezopotamya’da tabakların içlerine keçiler, su kuşları, balıklar ve insan motifleriyle uygulanan anafor sahneleri, dönemin hareketli betimleme anlayışını ve sembolizmini yansıtırken, estetiği de sağlamıştır.

 

Yazı: A. Tuba Ökse 

 

Yazının Tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 71. Sayısından Ulaşabilirsiniz.