FRİGYA PİSİDİA’SINDA BİR KENT: KONANE (CONANA)

MS 2. yüzyılda yaşamış olan coğrafyacı Ptolemaios, Konane (Conana), Seleukeia Sidera, Pisidia Antiocheia, Palaion Beudos, Baris, Lusinia, ve Kormasa antik kentlerini “Frigya Pisidiası” altında gruplandırmaktadır.

MS 2. yüzyılda yaşamış olan coğrafyacı Ptolemaios, Konane (Conana), Seleukeia Sidera, Pisidia Antiocheia, Palaion Beudos, Baris, Lusinia, ve Kormasa antik kentlerini “Frigya Pisidiası” altında gruplandırmaktadır. Bu gruplandırma hem coğrafi bir tanımlamayı ortaya koymakta, hem de belirtilen kentlerin birbiriyle kültürel bakımdan ilişki içerisinde olduğunu sergilemektedir. MS 4. yüzyıla ait St. Zosimos yıllıklarından da Apollonia ve Konane (Conana) kentlerinin ilişki içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.

Frigya Pisidiasında yer alanan Konane (Conana) antik kenti Kuzeybatı Pisidia Bölgesi’nde, Seleukoslar Dönemi’nde kurulmuş olan Apollonia ve Seleukeia Sidera koloni kentlerine oldukça yakın mesafededir. Via Sebaste’ya 15 kilometre mesafedeki bu yerleşme Burdur Gölü’nün batısında kalan verimli ovalara hâkim konumdadır. Bölge, coğrafî konumuyla Frigya ve Pisidia bölgeleri arasındaki doğal sınırın içerisinde kalmakta ve iki bölge arasındaki geçişi sağlamaktadır.

Alman tarihi coğrafya profesörü G. Hirschfeld, 1874 yılında Isparta yaylasının kuzeybatı kısmında yaptığı araştırmalar sonucunda, Agrae (Agras), Seleukeia Sidera (Selef) ve Konane’yi lokalize etmiştir. G. Hirschfeld kentin ismini Sagalassos’da bir yazıt üzerinde okumuş ve kenti ilk olarak Gönen ilçesine atfetmiştir. 2009 yılından bu yana yürütülen yüzey araştırmaları, Gönen ilçesinin 2 kilometre kadar kuzeybatısında yer alan Kale Tepe üzerindeki yerleşmede yoğunlaştırılmıştır. Konane (Conana) antik kentinde, diğer Kuzeybatı Pisidia kentlerine oranla Hellenistik Dönem yerleşmesi oldukça iyi durumda korunmuştur. Yaklaşık olarak 1656 metre yükseklikteki Kale Tepe yerleşmesi etkileyici bir biçimde tahkim edilmiştir. Kalenin içerisinde düzenli bir yol şebekesi ve geniş bir yerleşim alanı yer almaktadır. Bu haliyle yerleşme alanı tam donanımlı bir yerleşmenin çekirdeği olma görüntüsü vermektedir. Kale Tepe yerleşmesi izole edilmiş, müstahkem bir kale görünümündedir. Kale Tepe yerleşmesi konum, yapılanma ve istihkam edilme şekilleri itibariyle Pisida’da birçok noktada karşımıza çıkan küçük ölçekli, dağ zirvelerinde veya yüksek tepeler üzerinde konumlanmış yerleşmelerle benzerdir. Yüksek rakımlı tepelerin üzerine yerleşmiş olan Hellenistik Dönemin bu kale görünümlü yerleşmeleri Strabon’un “Pisidialılar Pamphylia Ovası’nı çeviren dağlık arazide oturuyorlardı” tanımlamasıyla oldukça uyum içindedir. Büyük ölçekli ve önemli yerleşmelere yakınlıkları; yolları ve verimli ovaları kontrol eden konumları, Pisidialılar için bilinen savaşçı ve problem yaratan doğaları nedeniyle kontrol altına alınma zorunlulukları ve büyük olasılıkla da sahip oldukları ekonomik kaynakları nedeniyle Makedonların bölgeye adım attıkları ilk dönemden itibaren önemsenmişlerdir.