İSTANBUL´DA KADERİNE TERK EDİLEN YOROS KALESİ

Karadeniz’den Marmara Denizi’ne geçişte bulunan ve tüm boğaza hâkim olan Yoros Kalesi İstanbul’da ayakta kalan tek Bizans Dönemi kalesidir. Ancak kalenin bugünkü hali içler acısı durumda.

 

Alt ve üst kale olmak üzere iki bölümden oluşan Yoros Kalesi, boğazın Karadeniz’e açılan en hâkim noktasında bugün Anadolu Kavağı olarak adlandırılan yerde inşa edilmiş ve İstanbul’un ayakta kalan tek Bizans kalesi. Kale, günümüzde doğru olmayan bir inanışla ‘’Ceneviz Kalesi’’ olarak adlandırılmaktadır. Kavağa hâkim bir tepede konumlanan kalenin antik dönemlerde de kutsal bir alan olduğu düşünülür. Kalenin bu lunduğu tepe için yapılan Hieron tanımlaması tüm Ortaçağ boyunca devam eder. Antik kaynaklar burada Zeus Ourios adına yapılmış olan bir tapınaktan bahsederler. Bu tapınak on iki tanrı tapınağı olarak da bilinir ve Karadeniz’e açılacak olan denizcilerin uğrak yeridir. Denizciler bu tapınağa uğrayıp adaklarını sunduktan sonra Karadeniz’e açılmak için uygun rüzgârların çıkmasını beklerlerdi. Bazı kaynaklar bu bölgede tapınak dışında bir de yaklaşık 300 gemi kapasiteli bir limanın varlığından bahsederler. Bizans Döneminde ise bir gümrük noktası olarak kullanılan kale 14. yüzyıl başında Genovalıların eline geçmiş ve Yıldırım Bayezid döneminde bir Türk Garnizonu olarak kullanılmıştır. Bugün görülen haliyle bir Orta Bizans yapısı olan kalenin duvar örgüsü içinde çok sayıda, Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait devşirme malzemelerden sütun gövdeleri, yarı işlenmiş veya bitmiş sütun başlıkları yer alır. 14. yüzyılın sonunda Osmanlıların eline geçen Yoros Kalesi, Türk ve batılı seyyahların anlatımlarına göre 18. yüzyıl sonlarına kadar içinde hamam, cami ve askerlerin ailelerini barındıran küçük bir köy görünümünde kalmıştır. 1980’li yıllara gelindiğinde ise alt kalenin sur duvarları dinamitlenerek üzerine lojmanlar yapılmıştır.

 

2010 yılında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü tarafından Yoros Kalesi’nin üst kale kısmında başlatılan kazı çalışmaları ne yazık ki 2015 yılından sonra devam ettirilemedi. Kazı ekibinin canla başla kalede çalıştığı altı yıllık kazı sezonu boyunca bakımlı bir durumda olan Yoros Kalesi, bugün bakımsızlıktan adeta bir harabe görünümü almış durumda. Kalenin girişine kazı ekibi tarafından yaptırılan kapının ziyaretçiler tarafından kırıldığı ve herkesin kontrolsüz bir şekilde kaleye girdiği, duvarların yıkılması ya da duvardan taş düşmesi ihtimalini göz ardı ederek sur duvarlarına hatta kulelere tırmanmaya çalıştığı görülüyor. Kazı çalışmaları esnasında bulunan, güvenlik amacıyla kapatılan ve bazıları oldukça derin olan kuyuların üzerindeki koruma tahtaları atık durumda. Özellikle yaz aylarında büyüyen otlar ile görünmesi zorlaşan bu kuyular ve Karadeniz çıkışına bakan sur duvarlarının alçaklığı ciddi bir tehlike oluşturuyor. Aynı zamanda etrafa saçılmış durumda olan çanak çömlek parçaları art niyetli kişiler tarafından rahatlıkla çalınabilir. Kazı ekibine ait olan araç gereçlerin korunduğu güney taraftaki kulenin de kapısının kırıldığı ve kazı malzemelerinin korunmasız durumda olduğu görülüyor. Arkeolojik kazı çalışmaları süresince kalede görev yapan güvenlik görevlisinin de artık kalede çalışmadığını ve kalenin kaderine terk edildiğini ne yazık ki üzülerek gözlemledik.

 

Dünyanın en önemli kentlerinden biri olan İstanbul’da var olan tek Bizans kalesine ne yerel yönetim tarafından ne de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gereken önemin gösterilmemiş olması, kalenin ayakta kalmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önünde koca bir engel olarak duruyor.

 

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü tarafından kazı çalışmalarının yapıldığı dönemde Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak dikkatle takip ettiğimiz, kazı çalışmalarını haber yaparak okuyucularımıza duyurduğumuz Yoros Kalesi’nde neden kazı çalışmalarına devam edilemediğini ve kalenin bu kadar sahipsiz bırakılarak koruma altına alınamadığını merak etmekteyiz.

 

Yazı: AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

 

Fotoğraflar: AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ