KARİA YOLU

Doğa veya tarih ile iç içe olduysanız, yeni yerler keşfetmek için yollara düştüyseniz, büyük ihtimalle Türkiye’deki yürüyüş rotalarından da haberdarsınızdır. Likya Yolu’nu belki yürüdünüz, belki hep yürümek istediniz. Sonrasında bir baktınız ki daha başka rotalar da var, Karia Yolu, Hitit Yolu, Evliya Çelebi Yolu... Türkiye’de şu an buna benzer 3000 kilometreden 800 kilometreye kadar uzunluğa sahip yürüyüş rotaları bulunuyor.

 

Karia Uygarlığı

 

Küçük Asya’nın güneybatısında, bugünkü Menderes Irmağı (Meandros) ile Dalaman Çayı (İndus) arasında kalan bölge Antik Çağda Karia olarak adlandırılmaktaydı. İsmini yörenin yerli halkı olan Karlardan alan bölge, erken dönemlerden itibaren yazılı kaynaklardan da bilinmektedir. MÖ 2. bin Hitit ve Mısır metinlerinde bölge adı “Karkisa” yada “Karakisa” olarak anılmaktadır.

 

Karialıların kökeni hakkında antik kaynaklar da dahil olmak üzere, tam bir fikir birliği yoktur. Homeros onların diğer Anadolu halkları ile birlikte Troyalıların yanında savaştığını belirtir. Herodotos ise Karialıların eskiden Leleg ismi altında adalarda yaşadıklarını, Minos’a bağlı olduklarını ve vergi yerine gemilerde çalışacak adam gönderdiklerine değinerek, Dor ve İon göçleri sırasında adalardaki yerlerinden ayrılıp anakaraya göç ettiğini söyler. Ancak bununla birlikte, Karialıların bunu kabul etmeyip, kendilerinin her zaman Kar ismini taşıdığını ve anakarada yaşamış olduklarını iddia ettiklerini de belirtir.

 

Yine Herodotos´a göre, miğferlerin üzerine takılan sorguç, kulplu kalkan ve kalkanlara kazınan işaretler de Karia gelenekleridir. Antik kaynak aktarımlarına göre, Karialılara has bir diğer özellik de yemeklerde kadın ve erkeğin birlikte oturmamasıdır.

 

Karialılar Karca olarak adlandırılan bir Anadolu dilini konuşmaktaydılar. Günümüzde yapılan araştırmalar dilin kökeni hakkında somut verilere ulaşmamızı sağlamasa da dilbilimciler Karcanın Hint-Avrupa kökenli bir dil olması olasılığı üzerinde durmaktadırlar. Bugüne kadar farklı yerlerden Karca olduğu kabul edilen toplam iki yüz adet yazıt ele geçmiştir. Büyük bir çoğunluğu Mısır’dan elde edilen bu yazıtların Karialıların Mısır’da paralı asker olarak savaştıkları dönemlerle bağlantılı olduğu bilinmektedir.

 

Karia bölgesinin girintili çıkıntılı kıyı coğrafyası ile stratejik konumu Karialıların Antik Çağda denizcilik alanında gelişmesine olanak sağlamıştır. Birincil geçim kaynağı tarım olan bölgenin Antik Çağda zeytinyağı, bal, şarap, kuru incir üretiminde önemli bir yere sahip olduğu ve bu ürünleri Yunanistan, Mısır ve İtalya’ya ihraç ettiği bilinmektedir. Bunların yanında Mylasa, İasos, Alabanda gibi kentlerden çıkarılan mermer de ihracatı yapılan ürünler arasında yer almaktaydı. Yine bölge ekonomisi için önemli olan bir diğer ürün de Alabanda ve civarında çıkarılan kükürttür. Plinius’un aktarımlarından öğrendiğimiz kadarıyla söz konusu kükürt özellikle tahıl ilaçlamasında kullanılmaktaydı.

 

Yazı: Altay ÖZCAN, Yunus ÖZDEMİR

 

Yazının Tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisinin 72. Sayısından Ulaşabilirsiniz!